11.06.2026 00:34

Özne de biziz, değiştirecek olan da!

Yaşananları seyretmek gibi bir tutum içerisinde olanların aksine, sadece sesini çıkaranları desteklemekle sınırlı kalmadan, neden bu yolculuğu beraber sürdürmeyelim ki?

Özne de biziz, değiştirecek olan da!

Siyasal Bilimler Fakültesi öğrencisi

Ankara Üniversitesi

 

Son günlerde tasfiyesi çok önceden başlamış demokrasimiz can çekişiyor. Korona ve Roblox’un kapatılışı gibi tarihimizde ilk kez yaşanan büyük (!) olayların akabinde bir yenisinde daha şahitlik etme fırsatını yakaladık: Mutlak butlan! Yazımda mutlak butlanın ne olduğundan çok yaşayanlar ve ceremesini çekecekler olarak bu olayı nasıl karşıladığımızı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) üzerinden anlatacağım.

Öncelikle fakültemizin başı daima belada olan bir fakülte olduğunu belirtmek lazım. Verdiği eğitimin özgürlükçü (!) anlayışı sağ olsun, karşı çıkmamız gereken tonla şey olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Başta okulumuzu doğrudan ilgilendiren bir karar gibi gözükmese de mutlak butlan da bu karşı çıkacağımız gündemlere dahil. Çünkü bu karar yalnızca ana muhalefet partisine yönelik bir operasyonla, CHP’nin tasfiyesine dönük adımlarla sınırlı değerlendirilemez. Kararın kendisi, iktidarın inşa etmeye çalıştığı faşizmin en güncel, somut bir örneği.

Faşizmin inşasını “görmek” yeter mi?

Faşizmin inşası dediğimizde bazı şeyler soyut kalıyor olabilir ancak mutlak butlan gündemi üzerine ve saray rejiminin saldırılarının öncesine baktığımızda iktidarın demokratik hakları rafa kaldırmaya çalıştığını söylemek ne kadar kolaysa, faşizmin inşasının gerçekleştiğini fark etmek de o kadar kolay. İktidarın yerel ve global sermayeyle nasıl bir ortaklık içerisinde olduğunu kavramak da tüm bunları anlamlandırmanın önemli bir aşaması. Ama şu an sıra arkadaşlarımız açısından faşizmin inşasını “görmek” bir tarafa, bunu sadece “izliyor” olmak gibi bir durum da var.

Ülkemizde yaşananların boyutu; okulumuzda WhatsApp gruplarına atılan mesajlar üzerinden nereden ve kim tarafından atandığı belli olmayan temsilcilere baktığımızda biraz daha anlaşılıyor olsa gerek. Veya kampüslerde faşist söylemlerle terör estiren, öğrencilerin basın açıklamasıyla ya da farklı tartışma ortamlarıyla fikirlerini paylaşmasına engel olan milliyetçi provokasyonlar desem ne dersiniz? Her geçen gün şiddeti artan müdahalelerin varlığına karşın SBF’de tartışma oranının ve “aktif olarak” mücadele etme isteğinin azaldığı aşikâr. Öğrenciler olarak kendimizi edilgen bir konumda tutmaktan çıkarıp olayların öznesi olduğumuzu fark etmemiz gerekiyor.

“Bana oradan 1 edilgen, 1 de özne abi!”

Örneğin ülke gündemine bomba gibi oturan her olayda gençlerin gözü Özgür Özel’e dönüyor. Kendisinin gerekli tutumları alan veya gençliğin beklediği o ateşli direnişi başlatacak bir figür olmadığı açık. Süreçte Newsweek dergisi için yazdıklarına bakalım: “Bugün Türkiye’de yaşananlar yalnızca demokrasiyi önemseyenleri değil; Avrupa’nın, NATO’nun, Karadeniz’in, Doğu Akdeniz’in ve Ortadoğu’nun uzun vadeli istikrarını önemseyen herkesi ilgilendirmeli. (…) Yürüttüğümüz demokratik mücadele yalnızca Türkiye’nin demokratik geleceğini ve dünyanın stratejik açıdan en önemli ülkelerinden birinin istikrarını belirlemeyecek. Aynı zamanda bölgemizin, Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliğini de şekillendirecek.” Bu ifadeleriyle NATO’dan taraf ve bu sistemin şartlarını önden kabul etmekle kalmamış, yazıda Türkiye’de daha “demokratik” veya “hukuka uygun” hareket edilmesi gerektiğini öne sürmekten öteye gitmemiş.

Bir burjuva ana muhalefet partisi sermayeyle zaten el ele verir. Bu nedenle gençlerin dışarıdan bir ittirmeyle değil, ilk andan itibaren kendi alanlarında kendi direnişlerini yaratması gerekiyor.

Yaşananları seyretmek gibi bir tutum içerisinde olanların aksine, sesini çıkaran dostlarımızı, ünlüleri takdir etmekle veya günlük olarak haklarımız için mücadele edenleri sadece desteklemekle sınırlı kalmadan neden bu yolculuğu beraber sürdürmeyelim ki? İkisinin arasındaki farkı görüyoruz, bir elimize edilgen, diğer elimize de kendini “özne” bilen. Bu ikiliyi karşımıza alıp biraz düşünelim: “Bana oradan 1 edilgen, 1 de özne abi!”

Evet, gençliğin günden güne içini kaplayan umutsuzluğun durağanlığı zaman zaman göze çarpıyor. Okulda yaşanan saldırılara göz yumulan, kendi bayramımızda, “İnek Bayramı”nda mezunlarımızı içeri alamadığımız dahi oluyor. Ancak kampüsümüz içinde veya fakültemiz bazında çok kez bir araya gelip farklı olaylara ses çıkarttığımız zamanların örnekleri de önümüzde duruyor. Mesela şehrimize gelen maden işçilerini neden savunduğumuzu, onların mücadelesinin biz gençlikle ilişkisini biraz da iyi anlamak gerekir. Onlar emeklerinin karşılığını alabilmek için taleplerini öznesi oldukları yerlerden yükselterek mücadelelerine başladılar. Ve ancak bu sayede zafere ulaştılar, değil mi?

Öğrenciler olarak atanmışların, birliğimizi hedef alanların ve kampüslerdeki temsilcilerinin iç içe olduğu gerçeği karşısında kendimizi zayıf ve kırılgan hissedebiliriz. Ancak ortak taleplerimizle bir araya gelerek gücümüzü büyütebilir; mücadeleyi parasız, bilimsel ve demokratik eğitim şiarıyla birleştirerek ilerletebiliriz. Hayal ettiğimiz bir üniversite hayatına kavuşmak bizim elimizde. Bu kampüsler bizim, biz olmazsak bir hiç olurlar. Özne de biziz, değiştirecek olan da.

(Genç Hayat)
10.06.2026 15:25

Bursagaz işçileri: İşten atılan arkadaşlarımız geri alınsın, yetki itirazı geri çekilsin

DİSK/Enerji-Sen, Bursagaz'da işten çıkarılan işçilerin işe iadesi ve sendikal hakların tanınması talebiyle Aksa Doğalgaz Bursa Bölge Müdürlüğü önünde eylem başlattı.

Bursagaz işçileri: İşten atılan arkadaşlarımız geri alınsın, yetki itirazı geri çekilsin

Fotoğraf: Evrensel

10.06.2026 15:37

Arnavutluk'ta Zvërnec protestoları sürüyor: 'Proje iptal edilsin, Edi Rama istifa!'

Arnavutluk’ta ABD Başkanı Trump’ın damadına verilen Zvërnec bölgesini korumak amacıyla başlayan halk protestolarının 10'uncu gününde binlerce kişi, projenin iptali ve Başbakan Edi Rama'nın istifası talebiyle yürüyüş düzenledi.

Arnavutluk'ta  Zvërnec protestoları sürüyor: 'Proje iptal edilsin, Edi Rama istifa!'

Fotoğraf: AA

11.06.2026 00:26

Bu ayın öne çıkan kitapları - 11 Haziran 2026

Arıların Yolu’ndan, Burada Yoji Yaşıyor’a, Lütfen Alkışlamayın’dan Düş Peşime Güneşe, Zırhını Hurdacıya Veren Prens’ten Tiryakilik: Bir Psikopoetika’ya kadar… 11 Haziran haftasının yeni çıkan kitapları....

Bu ayın öne çıkan kitapları - 11 Haziran 2026

Fotoğraf: Susan Q Yin/Unsplash

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!