Hakkari'deki şüpheli ölümler Meclis gündeminde: DEM Partili Bartin araştırma komisyonu kurulmasını istedi
DEM Parti Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin, kentte son yıllarda artış gösteren intiharlar ve şüpheli ölümlerin tüm yönleriyle araştırılmasını istedi. Bartin, ilgili bakanlıklara ve Cumhurbaşkanı Yardımcısına yazılı soru önergeleri sundu.
Öznur Bartin
Sıla Altun
[email protected]
DEM Parti Hakkari Milletvekili Öznur Bartin, Hakkari'de son yıllarda artış gösteren intiharlar ve şüpheli ölümlere ilişkin Meclis Araştırması açılması için önerge verdi, ayrıca Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile İçişleri, Adalet, Sağlık ve Aile ve Sosyal Hizmetler bakanlarına yanıtlamaları istemiyle soru önergeleri sundu.
Bartin, yaşanan ölümlerin yalnızca adli vakalar olarak değerlendirilemeyeceğini, ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk, sosyal hizmetlere erişim eksikliği ve ruh sağlığı politikalarındaki yetersizliklerle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Araştırma önergesinin gerekçesinde, Hakkari'de 2026 yılı içinde yaşanan intihar ve şüpheli ölüm vakalarının toplumda ciddi kaygı yarattığını ifade eden Bartin, ocak ayından bu yana farklı ilçelerde ve mahallelerde meydana gelen ölüm olaylarına dikkat çekti. Bartin, özellikle kadınlar ve gençlerin yaşamını yitirdiği vakaların yoğunlaşmasının yaşam hakkının korunmasına ilişkin kamusal yükümlülüklerin sorgulanmasını zorunlu kıldığını belirtti.
Bartin, söz konusu ölümlerin yalnızca bireysel yaşam öyküleri üzerinden açıklanamayacağını belirterek, uluslararası halk sağlığı ve sosyal politika literatürünün intiharlar ve şüpheli ölümleri yoksulluk, işsizlik, borçluluk, sosyal dışlanma, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ruh sağlığı hizmetlerine erişim eksikliği, şiddet ve güvencesizlik koşullarıyla ilişkilendirdiğini kaydetti. Hakkari'de derinleşen ekonomik kriz, yaygın işsizlik, gençlerin geleceksizlik duygusu, göçün yarattığı toplumsal tahribat ve kadınların ekonomik bağımlılık ilişkileri içinde sıkışmasının yaşamı daha kırılgan hale getirdiğini ifade etti.
Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün yalnızca ölüm sonrası soruşturma yürütmekten ibaret olmadığını belirten Bartin, önleyici sosyal, ekonomik ve psikolojik destek mekanizmalarının kurulması gerektiğini söyledi. Hakkâri'de bütünlüklü bir intiharı önleme stratejisinin bulunmadığını, ruh sağlığı hizmetlerinin yetersiz kaldığını ve şüpheli ölümlerde kamuoyunu tatmin edecek düzeyde şeffaflık sağlanamadığını ifade etti. Özellikle kadın ölümlerinin önemli bölümünün “şüpheli ölüm”, “yüksekten düşme” veya “intihar” kategorileri altında kayda geçirilmesinin ayrı bir tartışma konusu olduğunu belirten Bartin, etkin soruşturma süreçlerindeki eksikliklerin cezasızlık algısını güçlendirdiğini kaydetti.
Bartin, bu nedenle Hakkari'de intiharlar ve şüpheli ölümlerin tüm yönleriyle araştırılması, nedenlerinin ortaya çıkarılması ve önleyici kamu politikalarının geliştirilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını ve araştırma komisyonu kurulmasını istedi.
Bakanlıklara ve Cumhurbaşkanı Yardımcısına sorular yöneltti
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a sunduğu soru önergesinde Bartin, Hakkari'de art arda yaşanan intihar ve şüpheli ölümlerin neden bir “ulusal yaşam hakkı krizi” olarak tanımlanmadığını, ilgili kurumlar arasında etkin bir erken uyarı sistemi kurulup kurulmadığını ve Hakkari için neden bir “Acil Yaşam Hakkı Müdahale Planı” hazırlanmadığını sordu. Ayrıca yaşam hakkı risk haritası oluşturulup oluşturulmadığını ve bakanlıklar arası koordinasyonun nasıl sağlandığını da gündeme getirdi.
İçişleri Bakanlığına yöneltilen sorularda ise şüpheli ölüm ve intihar vakalarının neden münferit olaylar olarak değerlendirildiği, kolluğun önleyici güvenlik politikalarının bulunup bulunmadığı, yaşam hakkı risk analizinin yapılıp yapılmadığı ve son 10 yılda bu dosyalarda ihmali ya da kusuru tespit edilen kolluk personeli olup olmadığı soruldu.
Sağlık Bakanlığına verilen soru önergesinde, Hakkari'de tekrar eden intiharların neden bir halk sağlığı sorunu ve “önlenebilir ölüm” olarak değerlendirilmediği, bölgede ruh sağlığı hizmetlerinin yeterliliği, gezici ruh sağlığı ekiplerinin neden kurulmadığı ve intihar girişiminde bulunup kurtulan kişilere yönelik takip sistemlerinin bulunup bulunmadığı soruları yer aldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına sunulan önergede ise kadınlar ve gençlere yönelik sosyal koruma mekanizmalarının yeterliliği, sosyal hizmet personeli sayısı, kırsalda sosyal hizmetlere erişim, ŞÖNİM'in işleyişi ve yaşam hakkı odaklı sosyal koruma politikaları soruldu.
Adalet Bakanlığına yöneltilen sorularda da şüpheli ölüm ve intihar dosyalarında etkin soruşturma yürütülüp yürütülmediği, takipsizlik kararlarının nedenleri, adli tıp süreçlerinde yaşanan gecikmeler, cezasızlık algısına ilişkin denetim mekanizmaları ve bağımsız inceleme mekanizmalarının oluşturulup oluşturulmayacağı gündeme getirildi.
Önergelerde yer alan bazı sorular şunlar;
- Hakkari'deki art arda yaşanan ölümler neden bir “ulusal yaşam hakkı krizi” olarak değerlendirilmiyor?
- Hakkâri için neden bir “Acil Yaşam Hakkı Müdahale Planı” oluşturulmadı?
- Bölgede yaşam hakkı risk haritası hazırlanması yönünde bir çalışma var mı?
- Şüpheli ölümler ve intiharlar neden ortak bir risk modeli içerisinde değerlendirilmiyor?
- Hakkari'de ruh sağlığı hizmetleri ve koruyucu sosyal politikalar neden güçlendirilmiyor?
- Şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yürütülüp yürütülmediği nasıl denetleniyor?
- Son 10 yılda ihmali veya kusuru tespit edilen kolluk personeli sayısı kaç?
- ŞÖNİM'lerin Hakkari'deki işlevselliğine ilişkin veriler neler?
- Şüpheli ölüm dosyalarında cezasızlık algısına ilişkin herhangi bir inceleme yürütülüyor mu?
- Hakkari'de yaşam hakkı odaklı bütüncül bir sosyal koruma ve izleme sistemi kurulacak mı?
Evrensel'i Takip Et