İzmir Demokrasi Üniversitesi'nin açtığı dava reddedildi: Mahkeme, haberi basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdi
İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörlüğü'nün, Sayıştay raporuna dayanan haber için yaptığı erişim engeli ve içeriğin kaldırılması başvurusu mahkeme tarafından reddedildi. Kararda kamuoyunun haber alma hakkına vurgu yapıldı.
Fotoğraf: MA
İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörlüğü'nün, Sayıştay raporuna dayandırılarak hazırlanan haber nedeniyle açtığı erişim engeli ve içeriğin kaldırılması davası reddedildi. İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmederek kamuoyunun haber alma hakkına vurgu yaptı.
İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörlüğü, Egedesonsöz’de 21 Eylül 2024 tarihinde yayımlanan “Sayıştay soyguna dur dedi: Üniversiteye ültimatom!” başlıklı haber nedeniyle mahkemeye başvurdu. Rektörlük, haberin gerçeği yansıtmadığını, kurumsal itibarını zedelediğini ve basın özgürlüğü sınırlarını aştığını öne sürerek içeriğin kaldırılmasını, erişimin engellenmesini ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etti.
Dava konusu haberde, Sayıştay’ın 2023 yılı denetim raporundaki tespitlere yer verilmişti. Raporda, üniversitenin açık ihale yöntemiyle gerçekleştirmesi gereken bir alımı limitleri aşmamak amacıyla parçalara bölerek doğrudan temin yoluyla yaptığı ve üniversite adıyla kurulan bir vakıf üzerinden öğrencilerden mevzuata aykırı şekilde kayıt parası toplandığı yönündeki bulgular aktarılmıştı.
AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına atıf
Egedesonsöz’den Metehan Ud’un haberine göre, dosyayı inceleyen İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi, kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarına yer verdi. Mahkeme, basın özgürlüğünün yalnızca toplum tarafından kabul gören düşünce ve ifadeleri değil, rahatsız edici ve sert eleştirileri de kapsadığını belirtti.
Kararda, AİHM’in gazetecilik faaliyetlerinin belirli ölçüde abartı ve kışkırtma unsuru içerebileceğine ilişkin içtihadı hatırlatılarak, haber başlığında kullanılan “soygun” ifadesinin tek başına kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.
Mahkeme ayrıca AİHM’in Handyside kararına atıfta bulunarak ifade özgürlüğünün demokratik toplumun temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti. Kararda, bu özgürlüğün yalnızca olumlu karşılanan fikirler için değil, devlet ya da toplumun bir kesimi açısından rahatsız edici veya sarsıcı bulunan görüşler için de geçerli olduğu belirtildi.
“Kamu kurumları daha geniş eleştiriye katlanmalı”
Mahkeme kararında, kamu kurumları ve kamu görevlilerine yönelik eleştirilerin sınırlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Kararda, kamu gücü kullanan kurumlar ile yöneticilerin sıradan bireylere göre daha geniş eleştiri sınırlarına katlanmak zorunda oldukları ifade edildi.
Toplumu ilgilendiren konulara ilişkin tartışmalarda ifade özgürlüğünün özel önem taşıdığı belirtilen kararda, kurumların itibarının korunması ile kamuoyunun bilgi edinme hakkı arasında denge kurulması gerektiği, somut olayda ise kamu yararının öne çıktığı kaydedildi.
“Basın halkın bekçisidir”
Kararda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin basını “halkın bekçisi” olarak tanımlayan yaklaşımına da yer verildi. Basının yalnızca haber aktaran bir kurum olmadığı, aynı zamanda kamu adına denetim görevi yürüttüğü belirtildi.
Mahkeme, haberin yayımlandığı tarihte resmi bir kurum olan Sayıştay’ın raporundaki tespitlerin esas alındığını belirterek, basının görünürdeki gerçekliğe uygun hareket ettiğini ve kamuoyunu ilgilendiren bir konuda bilgilendirme görevini yerine getirdiğini ifade etti.
Kararda, haberin Anayasa’nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu’nun güvence altına aldığı haber alma, haber verme, düşünceyi açıklama ve eleştiri özgürlüğü sınırları içinde kaldığı belirtilerek davanın reddine karar verildi.
Gazetecilere açılan dava da beraatle sonuçlandı
Öte yandan dönemin İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Bedriye Tunçsiper’in suç duyurusu üzerine gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü ve muhabiri hakkında açılan hakaret ve iftira davası da beraat kararıyla sonuçlandı.
İzmir 30. Asliye Ceza Mahkemesi, haber başlığında yer alan “soygun” ifadesinin suç oluşturmadığına hükmederek gazeteciler hakkında yöneltilen hakaret ve iftira suçlamalarının yasal unsurlarının oluşmadığına karar verdi.
(egedesonsoz.com)
Evrensel'i Takip Et