09.06.2026 00:08

Ermenistan’da seçimler bitti, anayasa tartışmaları başladı

Bu sonuç yalnızca bir iktidar değişiminin önüne geçmedi; aynı zamanda Güney Kafkasya’da son yılların en önemli siyasi tartışmalarından biri olan anayasa değişikliği meselesini yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı.

Ermenistan’da seçimler bitti, anayasa tartışmaları başladı

Fotoğraf: AA

Revan Cavit


Ermenistan’da yapılan parlamento seçimlerinden Başbakan Nikol Paşinyan bir kez daha galip çıktı. Bu sonuç yalnızca bir iktidar değişiminin önüne geçmedi; aynı zamanda Güney Kafkasya’da son yılların en önemli siyasi tartışmalarından biri olan anayasa değişikliği meselesini yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı. Seçim kampanyası boyunca güvenlik, ekonomi ve dış politika kadar tartışılan anayasa konusu, Paşinyan’ın zaferiyle birlikte artık seçim söylemi olmaktan çıkarak yeni dönemin temel siyasi gündemi haline geldi.

Bugün sorulması gereken soru, Paşinyan’ın iktidarda kalıp kalmayacağı değil; Ermenistan’ın bağımsızlık sonrası inşa ettiği devlet anlayışını değiştirmeye hazır olup olmadığıdır. Çünkü anayasa tartışması yalnızca hukuki bir düzenleme değildir. Bu tartışma, Ermenistan’ın dış politika yönelimini, Azerbaycan ile kalıcı barış ihtimalini, Türkiye ile normalleşme sürecini ve Rusya ile kuracağı yeni ilişki modelini doğrudan etkilemektedir.

Anayasa neden bu kadar önemli?

Azerbaycan uzun süredir Ermenistan Anayasası’nın giriş bölümünde yer alan ve 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi’ne yapılan atfın değiştirilmesini talep ediyor. Bakü yönetimine göre bu metin, Dağlık Karabağ’a ilişkin tarihsel hak iddialarını dolaylı biçimde canlı tutuyor ve imzalanacak bir barış anlaşmasının hukuki zeminini zayıflatıyor. Bu nedenle Azerbaycan yönetimi, kalıcı barışın ön koşullarından biri olarak anayasa değişikliğini öne çıkarıyor.

Paşinyan ise son iki yıldır dile getirdiği “gerçek Ermenistan” yaklaşımıyla mevcut uluslararası sınırlar içinde yaşayan, komşularıyla barışmayı önceleyen yeni bir devlet anlayışı inşa etmeye çalışıyor. Bu yaklaşım anayasal tartışmayı, yalnızca dış baskıların sonucu olmaktan çıkarıp, Ermenistan’ın yeni siyasal kimliğinin parçası haline getiriyor.

Ancak anayasa tartışmasının arkasında yalnızca Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki anlaşmazlık bulunmuyor. Avrupa Birliği ve ABD de, Güney Kafkasya’da kalıcı bir barışın sağlanmasını stratejik bir öncelik olarak görüyor. Bunun temel nedeni demokratikleşme söyleminden çok, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın enerji güvenliği ve yeni ticaret koridorlarına duyduğu ihtiyaçtır. Azerbaycan doğal gazının Avrupa pazarına ulaştırılması, Hazar geçişli Orta Koridor’un güçlendirilmesi ve bölgesel ulaştırma ağlarının kesintisiz işlemesi, Ermenistan ile Azerbaycan arasında hukuki açıdan tartışmasız bir barış anlaşmasını Batılı aktörler açısından daha da önemli hale getirmiştir. Bu nedenle Batı’nın anayasa değişikliğine yaklaşımı, yalnızca hukuki bir reform beklentisi değil, aynı zamanda jeoekonomik ve jeopolitik istikrar arayışı olarak değerlendirilmelidir.

Peki anayasa hemen değişecek mi?

Paşinyan seçimleri kazanmış olsa da anayasa değişikliğinin kısa sürede gerçekleşeceğini söylemek güç görünüyor. Çünkü anayasa değişikliği yalnızca parlamentodaki çoğunluğa değil, aynı zamanda toplumun önemli bir kesiminin desteğine ihtiyaç duyuyor. Karabağ’ın kaybedilmesinin ardından milliyetçi çevrelerde oluşan tepki hâlâ canlılığını korurken, anayasa değişikliğinin ulusal kimliğin yeniden tanımlanması olarak görülmesi siyasi süreci daha da hassas hale getiriyor.

Bunun yanında Ermeni diasporasının önemli bir bölümü de anayasal değişikliklere mesafeli yaklaşıyor. Özellikle ABD, Fransa ve Rusya’daki diaspora örgütleri, Bağımsızlık Bildirgesi’ndeki tarihsel referansların değiştirilmesini yalnızca hukuki bir düzenleme olarak değil, Ermeni ulusal hafızasının yeniden biçimlendirilmesi olarak değerlendiriyor. Buna karşılık Paşinyan, devlet politikalarının diaspora merkezli tarihsel hedeflerden ziyade Ermenistan Cumhuriyeti’nin güncel güvenlik ve kalkınma ihtiyaçlarına göre şekillenmesi gerektiğini savunuyor. Dolayısıyla anayasa tartışması yalnızca hükümet ile muhalefet arasında değil, devlet merkezli yeni siyaset anlayışı ile diaspora merkezli geleneksel milliyetçilik arasında da yaşanıyor.

Türkiye ve Azerbaycan açısından yeni dönem

Paşinyan’ın seçim zaferi Ankara ve Bakü açısından belirsizlikten daha öngörülebilir bir tablo ortaya çıkardı. Çünkü mevcut barış sürecini başlatan siyasi aktör görevini sürdürmeye devam edecek. Ancak bu durum ilişkilerin kısa sürede tamamen normalleşeceği anlamına gelmiyor.

Özellikle Azerbaycan açısından anayasa konusu önemini koruyacaktır. Bakü, anayasal değişiklik olmadan imzalanacak bir barış anlaşmasının gelecekte yeniden tartışmaya açılabileceğini düşünüyor. Bu nedenle anayasa değişikliği, Azerbaycan açısından yalnızca sembolik bir talep değil; barışın hukuki güvenceye kavuşmasının temel şartlarından biri olarak görülüyor.

Türkiye ise Ermenistan ile yürüttüğü normalleşme sürecini büyük ölçüde Azerbaycan ile koordinasyon içinde sürdürüyor. Bunun yanında Ankara’nın beklentileri yalnızca diplomatik normalleşmeyle sınırlı değil. Kars-Gümrü demir yolunun yeniden açılması, sınır ticaretinin geliştirilmesi, Orta Koridor’un güçlendirilmesi ve bölgesel ulaştırma projelerinin hayata geçirilmesi de Türkiye’nin öncelikleri arasında bulunuyor. Bu nedenle Ankara, Paşinyan’ın içeride tamamen zayıflamasını değil, barış sürecini sürdürebilecek ölçüde siyasi istikrarını korumasını tercih ediyor.

Rusya ne yapacak?

Rusya’nın temel önceliği anayasanın hangi ifadeleri içerdiğinden çok, Ermenistan’ın hangi jeopolitik eksende yer alacağı. Moskova açısından asıl mesele, anayasa değişikliğinin Ermenistan’ın Batı ile bütünleşmesini hızlandırıp hızlandırmayacağı.

Bu nedenle Rusya’nın anayasa değişikliğine kategorik biçimde karşı çıkacağını söylemek doğru olmayabilir. Eğer süreç yalnızca Azerbaycan ile barış anlaşmasının önünü açacak sınırlı bir değişiklik olarak kalırsa Moskova bunu tolere edebilir. Ancak anayasa değişikliği Avrupa Birliği ile daha derin siyasi bütünleşmenin ya da Rusya’nın güvenlik mimarisinden uzaklaşmasının aracı haline gelirse Kremlin’in daha sert tepki vermesi beklenebilir.

Son yıllarda Rusya’nın Ermenistan politikasında da önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Moskova artık Güney Kafkasya’daki etkisini yalnızca askeri varlığıyla değil; enerji bağımlılığı, ticaret ilişkileri, ulaştırma altyapısı, iş gücü hareketliliği ve siyasi nüfuz kanalları üzerinden korumaya çalışıyor. Başka bir ifadeyle Rusya’nın yeni stratejisi doğrudan askeri müdahaleden ziyade ekonomik ve siyasi bağımlılık ilişkilerini sürdürmeye dayanıyor.

Batı ile Rusya arasında denge mümkün mü?

Paşinyan’ın önündeki en büyük sınav tam da burada başlıyor. Son yıllarda Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştiren, güvenlik alanında Batı ile iş birliğini artıran Ermenistan aynı zamanda Rusya ile ekonomik bağlarını korumak zorunda. Enerji arzı, ticaret hacmi ve iş gücü hareketliliği dikkate alındığında Moskova ile ani bir kopuşun Ermenistan ekonomisi açısından ciddi maliyetler doğuracağı açık.

Bu nedenle Paşinyan’ın yeni dönemde izleyeceği politikanın tam anlamıyla bir eksen değişikliği değil, denge siyaseti olması bekleniyor. Avrupa ile ilişkileri derinleştirirken Rusya ile ekonomik ve güvenlik alanındaki bağları tamamen koparmamaya çalışacak; Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşmeyi sürdürürken içeride yükselen milliyetçi muhalefeti ve diaspora baskısını yönetmeye çalışacaktır.

Bu durum aynı zamanda Ermeni sermaye çevrelerinin beklentileriyle de yakından ilişkili. Özellikle ticaret, lojistik ve finans sektörlerinde faaliyet gösteren iş çevreleri, kapalı sınırların açılmasının ve bölgesel ticaretin gelişmesinin Ermenistan ekonomisine yeni fırsatlar sunacağını düşünüyor. Buna karşılık daha geleneksel milliyetçi çevreler ile diaspora örgütleri, ekonomik kazanımların ulusal kimlik tartışmalarının önüne geçirilmesine mesafeli yaklaşıyor. Bu nedenle anayasa tartışması yalnızca dış politika veya hukuk meselesi değil; Ermenistan’ın gelecekte nasıl bir ekonomik ve siyasal model benimseyeceğine ilişkin farklı toplumsal kesimlerin mücadelesini de yansıtmaktadır.

Evet, Paşinyan seçimleri kazandı; ancak önündeki asıl mücadele şimdi başlıyor. Ermenistan’ın geleceğini belirleyecek esas soru, hükümetin kim olduğu değil, ülkenin yeni anayasal ve jeopolitik kimliğinin nasıl şekilleneceği olacak. Anayasa değişikliği gerçekleşse de gerçekleşmese de bu tartışma, Ermenistan’ın Rusya ile Batı arasında nasıl bir denge kuracağı, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerini hangi zeminde sürdüreceği ve Karabağ sonrası dönemde ulusal kimliğini nasıl yeniden tanımlayacağı sorularıyla birlikte ilerleyecek. Bu nedenle Paşinyan’ın seçim zaferi bir dönemin sonundan çok, Güney Kafkasya’da yeni bir siyasi mücadelenin başlangıcını işaret etmektedir.

 

08.06.2026 11:59 / Güncelleme: 12:18

Hakkari'de şüpheli kadın ölümü: Yaşadığı evde ölü bulundu, evli olduğu erkek aranıyor

Hakkari'de yakınlarının haklarında kayıp başvurusunda bulunduğu çiftten Hamide Çiftçi, yaşadıkları binanın bodrum katında ölü bulundu. Çiftçi’nin evli olduğu L.Ç.'yi arama çalışmaları sürüyor.

Hakkari'de şüpheli kadın ölümü: Yaşadığı evde ölü bulundu, evli olduğu erkek aranıyor

Fotoğraf: DHA

08.06.2026 09:38

Netanyahu güvenlik kabinesini topluyor: İsrail, İran'la gerilimi masaya yatıracak

İsrail Başbakanı Netanyahu, İran ve İsrail arasındaki karşılıklı saldırıların ardından güvenlik kabinesini toplama kararı aldı. İsrail basını, ordunun çatışmaların sürmesine yönelik hazırlık yaptığını yazdı.

Netanyahu güvenlik kabinesini topluyor: İsrail, İran'la gerilimi masaya yatıracak

Fotoğraf: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!