Ödül mü, yıkım mı? Ovacık Ziyaret Köyü'nün BM adaylığı Munzur'u tehdit ediyor
Ovacık’a bağlı Ziyaret Köyü’nün BM En İyi Turizm Köyü adaylığına ilişkin değerlendirmede bulunan Şehir Plancısı Ceyhan Çılğın, artacak turizm baskısının ekolojik tahribatlar yaratabileceği uyarısında bulundu.
Fotoğraf: Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Dersim — Dersim Ovacık Ziyaret Köyü'nün Birleşmiş Milletler (BM) En İyi Turizm Köyü adayı ilan edilmesi bazı kesimlerde sevinç yaratsa da, bu gelişmenin bölgenin geleceği için büyük riskler taşıdığını savunanlar da var.
Aslen Dersimli olan ve İstanbul'da yaşayan Şehir Plancısı Ceyhan Çılğın, bu uluslararası popülerleşmenin ve beraberinde getireceği insan sirkülasyonunun Munzur Vadisi ile Munzur Gözeleri üzerinde geri dönülemez zararlara yol açacağı uyarısında bulunuyor. Çılğın'a göre, turizm gelirleri artsın diye atılan bu tür adımlar, Dersim'in eşsiz doğasına ve kültürel dokusuna ciddi boyutlarda zarar verme potansiyeli taşıyor.
Fotoğraf: Evrensel
Koruma statüsüyle çelişen bir adaylık
Çılğın, Munzur Gözeleri'nin yargı kararıyla yeniden "Kesin Korunacak Hassas Alan" statüsü kazandığını ve bu alanların en belirgin özelliğinin insan faaliyetleri sonucunda tahrip olma ihtimalinin yüksekliği olduğunu hatırlatıyor. Bölgenin küresel bir görünürlük kazanıp kitle turizmine açılması, koruma amaçlı planlamanın temel felsefesi olan "insan faaliyetini minimumda tutma" ilkesiyle tamamen çeliştiğine dikkat çeken Çılğın, vadilerdeki mevcut turistik hareketliliğin bile ekosistemi olumsuz etkilediği, artan insan ve araç trafiği nedeniyle dağ keçileri daha küçük alanlara sıkıştığının altını çiziyor. Çılğın, bölgenin ekolojik ve sosyal taşıma kapasitesine dair elde uzun erimli bir veri yokken, antropojenik baskıyı artıracak kitle turizmi faaliyetlerinden kesinlikle uzak durulması gerektiğini vurguluyor.
Gözeler inanç merkezi niteliğinden koparılarak metalaştırılacak
Öte yandan, projenin sadece fiziki bir çevre sorunu yaratmakla kalmayıp, bölgenin kültürel ve inançsal kimliğini de tehdit ettiği belirtiliyor. Ziyaret Köyü, adını aldığı Munzur Gözeleri ile tüketim odaklı değil, inanç ve saygı ekseninde korumacı bir ilişki kuran, Dersim Aleviliğinin en önemli inanç merkezlerinden biri. Ancak Çılğın, artan kitle turizminin bu ilişkiyi kırılgan hale getirdiğini; Gözelerin inanç merkezi niteliğinden koparılarak, taşıdığı değerlerden bihaber kitlelerin hizmet-müşteri ilişkisine indirgediği metalaştırılmış bir mekana dönüştürüldüğünü ifade ediyor. Çılğın’a göre , Ziyaret Köyü'nün adaylığı sadece bir köyü değil, aynı zamanda çevresel ilişkileri gözetilmeksizin tüm Munzur ve Pülümür vadilerini turizmin nesnesi haline getiriyor.
Geleneksel üretim yerini dışa bağımlı piyasaya bırakacak
Sosyo-ekonomik açıdan da uyarılarda bulunan Çılğın, BM programının kriterleri arasında geleneksel tarım ve ormancılık faaliyetlerinin bulunmasına rağmen, Ziyaret Köyü'nde tarım ve hayvancılığın oldukça sınırlı olduğu hatırlatılıyor. Çılğın, bu projenin köyü geleneksel üretiminden koparıp pansiyon, kafe ve otopark gibi dışa bağımlı, kısa vadeli bir piyasa aktörüne çevireceğine dikkat çekiyor. Adaylığın yaratacağı uluslararası popülerleşme ile arsa fiyatlarının yükseleceği, mülkiyetin el değiştireceği ve yerel halkın edilgen bir azınlığa dönüşeceği öngörüsünde bulunan Çılğın, yeni gelecek olan bu nüfusun inançsal veya kültürel bir aidiyetle değil, yatırım amacıyla geleceğini ifade ediyor. Çılğın, dolayısıyla Munzur Gözeleri'nin kutsallığının, ekosisteminin ve Dersim coğrafyasının hafızasının bu sermaye grupları için öncelik taşımayacağını ileri sürüyor.
Doğanın asıl koruyucusu hukuk değil, halktır
Çılğın, Munzur Gözeleri için yürürlükte olan ve alanı bir "turizm odağı" haline getirmeyi hedefleyen imar planlarının, kesin korunacak hassas alan statüsüne uygun bir şekilde revize edilmesi gerektiğini savunuyor. Çılğın'a göre, Türkiye'de doğa koruma mevzuatlarının sermayenin taleplerine göre dönüştürülebildiği göz önüne alındığında, Munzur Gözeleri gibi eşsiz yaşam ve inanç alanlarını koruyacak olan asıl gücün sadece hukuki statüler değil, kamu idarelerini denetleyen toplumsal örgütlerin varlığı olabilir.
Evrensel'i Takip Et