Abbas Vural

Kocaeli

 

Üniversite öğrencilerinin sosyal ve kültürel alanlara erişiminin kısıtlandığı bugünlerde öğrenci kulüplerinin işlevi giderek önem kazanıyor. Öğrencilerin dersler dışında bir araya gelebildiği ve özgür bir tartışma ortamı yaratabildiği öğrenci kulüpleri, engellemelere ve imkansızlıklara rağmen üretim yapmaya devam ediyor. 60 bini aşkın üniversite öğrencisiyle adeta bir öğrenci havzası olan Kocaeli Üniversitesinde faaliyet gösteren Sinema Kulübü de bu kulüplerden bir tanesi. Biz de Genç Hayat dergisi olarak okulun en popüler kulüplerinden birisi olan Sinema Kulübü başkanı Mustafa Kuzu ile kulübün hikayesini, faaliyetlerini ve karşılaştığı zorlukları konuştuk.

 Sinema Kulübü’nün kuruluş sürecini kısaca anlatabilir misiniz? Kuruluş amaçlarınız nelerdi? Bugün kuruluştaki bu vizyonu ve motivasyonu sürdürebiliyor musunuz?

 “Bundan yaklaşık 3,5 sene önce okulumuzdaki Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünden bazı arkadaşlarımız, üniversitemizde sinema kulübü olmamasının eksikliğini farkederek bu kulübü kurdular. Kuruluştaki en temel amacımız; sinemayı yalnızca bir tüketim aracı, bir boş zaman aktivitesi olarak görmeyen öğrencileri bir araya getirmekti. Popüler kültürün dayattığı ana akım işlerin dışına çıkarak; İspanyol, Güney Amerika veya Avrupa bağımsız sineması gibi farklı coğrafyaların ve akımların sinematografik dilini tartışabileceğimiz, kolektif bir üretim ve eleştiri ortamı yaratmaktı. Bunların haricinde ise kısa film çekmek, film yapımı ve üretimi yapabilmek için alan yaratmak hedeflerden biriydi. Bugün hâlâ üyelerimizin de katkıları sayesinde kuruluşumuzdaki vizyona aynı şekilde sahip çıkabiliyor ve çalışmalarımızı sürdürebiliyoruz.”

 Kulüp olarak ne tür faaliyetler yürütüyorsunuz? Bu süreçte kimlerden destek alıyorsunuz?

 “Faaliyetlerimizi genel olarak film gösterimleri, sinema üzerine söyleşiler, film okumaları ve atölyeler olarak özetleyebilirim. Bu atölyeler ve söyleşiler kapsamında sektörden profesyonelleri, yönetmenleri ve oyuncuları kampüsümüzde ağırlıyor; öğrencilerle doğrudan temas kurmalarını sağlıyoruz. Böylece sinema hakkında direkt profesyoneller tarafından bilgi akışı sağlamış oluyoruz. Aynı zamanda kısa film üretiminde de rol alıyoruz.”

 Üniversitelerde faaliyet gösteren sinema kulüpleri ne gibi zorluklar ile karşılaşıyor? Bu sorunlar karşısında ne gibi adımlar atılabilir?

 “En büyük zorluklar maalesef bürokrasi ve bütçe. Bir üniversite kulübünün profesyonellerin konuk edildiği etkinlikleri düzenlerken karşılaştığı lojistik engeller çok fazla. Konukların ulaşımı, konaklaması veya etkinlik için uygun teknik donanım (projeksiyon, ses sistemi), yeterli bir salonun tahsis edilmesi süreçleri bazen haftalarca süren resmi yazışmalar gerektiriyor. Görüntü ve ses kalitesi sinema sanatının kalbiyken, kampüslerde bu standartları karşılayan salonlara erişimdeki kısıtlılıklar bizi en çok zorlayan konuların başında geliyor.

Bu sorunlar karşısında atılması gereken ilk adım ise, üniversite yönetimlerinin öğrenci kulüplerini bir “yük” olarak değil, üniversitenin değerini ve kültürel yaşamını doğrudan yükselten özneler olarak görmesidir. Bu bağlamda yetkililerden en büyük talebimiz bürokratik süreçlerin basitleştirilmesidir. Özellikle kampüsümüze değer katan büyük etkinliklerde salon tahsislerinin kolaylaştırılmasını, teknik altyapı eksikliklerinin (kaliteli projeksiyon ve ses sistemleri) giderilmesini ve kültürel etkinlikler için ayrılan bütçelerin ulaşılabilir olmasını talep ediyoruz. Bizler üretmek ve kampüsü yaşatmak istiyoruz, yolumuzdaki taşların temizlenmesi en büyük arzumuz.”

 Peki üniversite öğrencileri yeteri kadar sosyal ve kültürel faaliyete erişebiliyor mu? Erişemiyorsa sebepleri neler olabilir? Öğrenci kulüplerinin bu sorun karşısında olumlu işlevleri var mı?

 “Mevcut ekonomik şartlarda ve gelecek kaygısının zirve yaptığı bu dönemde maalesef öğrencilerin kültürel faaliyetlere erişimi oldukça kısıtlı. Birçok öğrenci mezuniyet sonrası iş bulma, KPSS gibi sınavlara hazırlanma veya günlük geçim sıkıntısı gibi yoğun stres faktörleriyle boğuşuyor. Sinema, tiyatro biletleri veya dijital platform üyelikleri bile birçoğumuz için lüks kalemi haline gelebiliyor. İşte tam bu noktada öğrenci kulüpleri bir “vaha” işlevi görüyor. Kulüpler öğrencilere hiçbir maddi külfet yüklemeden, kampüsün ortasında nefes alabilecekleri, entelektüel olarak beslenebilecekleri ve sosyalleşebilecekleri alternatif ücretsiz alanlar açıyor. Nitekim Kocaeli Üniversitesi de öğrenci potansiyeli ve dinamizmi açısından çok zengin bir yer. Kulüplere ilgi kesinlikle var ancak bu ilgiyi doğru etkinliklerle tetiklemek gerekiyor.

​Bu röportaj vesilesiyle tüm sıra arkadaşlarımızı Sinema Kulübüne üye olmaya da çağırmış olalım. Çünkü her öğrencinin bir şekilde yolunun kesiştiği sinema, sadece karanlık bir salonda perdeye bakmak değil; hayata başka pencerelerden bakabilme sanatıdır. Kulübümüz, sadece film izleyip dağıldığımız bir yer değil; kamera açılarını, senaryo dinamiklerini pratikte deneyimlediğimiz yaşayan bir organizasyon. Bu nedenle farklı bölümlerden gelip aynı tutkuyu paylaşan insanlarla tanışmak, başyapıt filmleri birlikte izlemek ve büyük organizasyonların mutfağında yer almak isteyen herkesin adresi KouSine olmalıdır.”