Merve ÜNSAL
Yıldız Teknik Üniversitesi
Okul saldırılarından sonra Gülbahar Hatun Kız Öğrenci KYK Yurdu ve Fatih Sultan Mehmet KYK Erkek Öğrenci Yurdunda, yurdun idari yönetimin kendi inisiyatifiyle aldığı karar doğrultusunda öğrencilerin “güvenliği” amacıyla çanta arama uygulaması başlatılmıştı. Fatih Sultan Mehmet Yurdunda bu uygulama sona ermeye yakınken, Gülbahar Hatun Yurdunda hâlâ devam etmekte.
Uygulamaya dair yurtta kalan öğrencilerin düşüncelerini öğrenmek amacıyla Gülbahar Hatun Yurdu’nda kalan ve YTÜ’de okuyan 4 kadınla bir röportaj gerçekleştirdik.
İdarenin başlattığı “çanta arama” uygulaması kararı hakkında ne düşünüyorsunuz? Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kimya Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi “Okul saldırılarından sonra alınan bu ‘tedbir amaçlı’ önlemin aslında yüzeysel bir denetim olduğunu düşünüyoruz. Çünkü güvenliğimizin sağlanması yalnızca çanta aramakla çözülebilecek bir mesele değil” dedi. Kimya Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi bir diğer arkadaşımız ise uygulamayı başlarda mantıklı bulduğunu ancak devam etmesine şaşırdığını ifade etti, ayrıca kapıda sıra oluşması gibi maddi zorlukların bu uygulamayı yorucu kıldığını söyledi.
İstatistik Bölümü 1. sınıfta okuyan arkadaşımız, “Okul saldırıları sonrası güvenlik önlemlerinin artırılması anlaşılabilir bir durum. Yurt yönetimlerinin öğrencilerin güvenliğini sağlama sorumluluğu var. Ancak çanta araması gibi uygulamaların geçici, ölçülü ve açık gerekçelerle yapılması gerekir. Uygulama uzun süre devam ettiğinde öğrenciler açısından rahatsız edici ve baskılayıcı bir hale gelebiliyor. Ayrıca bu kararın merkezi bir bakanlık uygulaması değil de yurt yönetiminin kendi inisiyatifi olması, uygulamanın keyfî olduğu yönünde tartışmalara yol açabiliyor. Güvenlik sağlanırken öğrencilerin özel alanına ve temel haklarına da dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum” diyerek alınan güvenlik önlemlerinin sınırlarının çizilmesi gerektiği, baskı aracı haline gelmemesi gerektiğini vurguladı. Benzer şekilde Biyomedikal Mühendisliği’nden 2. sınıf öğrencisi de “Bu durum Gülbahar Hatun KYK yurdunda kalan kızlar için bezdirici olmaya başlamıştır ve aynı zamanda çantasında özel eşyalarının her seferinde karıştırılmasından rahatsız olduğunu belirtenler de olmuştur. Aynı zamanda bu saldırıların asıl gerçekleştiği ortaokul, lise gibi eğitim kurumlarında ise büyük çoğunluğunda ciddiye alınan güvenlik önlemleri olmamıştır. Hatta kendi tanıdığım liseli kuzenlerimden ya da kardeşimden okullarında hiçbir zaman kontrol yapılmamış olduğunu duymuştum” diyerek güvenliğin yanlış yerde arandığını belirtti.
Erkek-kadın öğrenci yurtlarında uygulamanın devamlılığın farklılık göstermesi sizce ne gösteriyor?
Bu soruda aldığımız cevaplar ise yurtlarda cinsiyete dayalı ayrımcılığın bu uygulamada da karşılık bulduğunu ortaya döken bir nitelikte. Kimya Mühendisliği 1. sınıftan arkadaşımız “Erkek yurtlarında kuralların genel olarak kız yurtlarına göre çok daha esnek olduğunu düşünüyorum; bu olay da buna bir örnek” dedi ve özellikle yurda giriş çıkışlarda farklı davranılmasının ve erkek yurtları kurallarının buraya kıyasla oldukça esnek olmasının moral bozucu olduğunu ifade etti.
Kimya Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi ise “Erkek yurdundaki denetimlerin çoktan sona ermiş olmasına rağmen, hemen yanındaki kız yurdunda önlemlerin hâlâ uzun süredir katı bir şekilde uygulandığını, hatta çantalarımızın zaman zaman elle arandığını görüyoruz” diyerek cinsiyete başlı eşitsizliğin güvensizlik hissi yarattığını vurguladı. Biyomedikal’de okuyan arkadaşımız sorunun yanlış yerde arandığına dair düşüncelerini “Erkek yurdunda bu uygulamanın devam ettiği süreçte bile sıkı bir kontrol olmamışken kız yurdunda her giriş çıkışta çantaların içinin açılıp taranması aslında olası bir sorunu daha ziyade yanlış yerde irdelemek, yanlış yerde çözmeye çalışmak” olarak ifade etti.
Bu duruma dair İstatistik Bölümü öğrencisi arkadaşımızın yorumu bu şekilde: “Toplumdaki kadınlara yönelik daha korumacı ve denetleyici yaklaşımın bir yansıması gibi görünüyor. Bu durum zaman zaman biz kadın öğrencilerin daha fazla kontrol altında tutulduğu hissini yaratabiliyor. Güvenlik politikalarının kadın ve erkek öğrenciler arasında farklı uygulanması eşitlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Güvenlik önlemleri alınacaksa bunun şeffaf, eşit ve herkes için aynı standartlarda olması gerektiğini düşünüyorum.”
Geçtiğimiz aylarda İzmir KYK Çiğli Kız Öğrenci Yurdu ve İTÜ Prof. Dr. Ali İhsan Aldoğan Kız Öğrenci Yurdunda gerçekleşen taciz olaylarını duymuştuk. Birçok KYK yurdu ise yeterli ışıklandırma ve ulaşım imkanlarının yetersizliği ile gündeme geliyor. Bu koşullarda kadınların güvenliğinin sağlanması için ne gibi önlemler alınması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Biyomedikal Mühendisliğinden arkadaşımız “Kız yurtları aslında bu tarz bir eylemin gerçekleşmesi olasılığının en düşük olduğu yerler olmasına rağmen kontrollerin yine kadınlar üzerinde daha yoğun olması anlamsız bir çabadır” dedi. Kimya Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi “Bizim asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, gerçekten güvende hissedebileceğimiz yapısal önlemler” diyerek talebini dile getirirken 1. sınıftan arkadaşımız “Ben daha önce farklı bir yurtta kalmıştım. Özellikle akşam saatlerinde yurda dönerken korkuyordum; çünkü yolun ışıklandırması oldukça yetersizdi. Bu yüzden ışıklandırmaların artırılması gerçekten çok önemli. Ayrıca aynı yurdun çevresinde öğrencileri takip eden, laf atan erkekler olduğunu da duymuştum” diyerek deneyimini paylaştı. Konuştuğumuz tüm arkadaşlarımız yurt çevresinde güvenlik önlemleri alınması gerektiğini vurgularken İstatistik’ten arkadaşımız kadınların taleplerini şöyle sıraladı: “Daha kapsamlı ve kalıcı önlemler alınması gerekiyor. Özellikle yurt çevrelerinde yeterli aydınlatma sağlanması (Davutpaşa kampüsünde aydınlatma yeterli değil), gece saatlerinde güvenli ulaşım imkanlarının artırılması (geç saatlerde ve özellikle hafta sonu otobüs çok az ve bizim yurdumuz metroya biraz uzak) ve güvenlik personelinin taciz olaylarına karşı eğitimli olması önemli. Ayrıca öğrencilerin taciz veya güvenlik sorunlarını rahatça bildirebileceği etkili şikâyet mekanizmaları kurulmalı ve bu şikâyetler şeffaf şekilde değerlendirilmeli. Psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi ve öğrencilerin karar süreçlerine dahil edilmesi de kadınların kendilerini daha güvende hissetmesini sağlayabilir.”
Yurtta kalan öğrencilerin uygulamaya dair görüşleri de gösteriyor ki “çanta arama uygulaması” öğrencilerin yurtlarda daha güvenli hissetmesini sağlamamakla kalmıyor, aynı zamanda giderek bir denetim aracına dönüşüyor. Öğrencilerin ışıklandırma, güvenli ulaşım, nitelikli beslenme ve güvenli yurt koşulları gibi temel taleplerine karşı hiçbir somut adım atmayan, alınmayan önlemler sonucunda Zeren Ertaş’ın hayatını kaybetmesinde sorumluluk üstlenmeyen yönetimlerin bu tutumu; yükselen tepkilere karşı bir göz boyama uygulamasının ötesine geçmiyor.
Gülbahar Hatun KYK yurdunda yapılan bu uygulamanın yakın zamanda son bulacağına dair iddialar olmakla birlikte metal dedektörlerin güvenlik görevlilerin kullanımında olmasının bir sonucunun, görevlilerin kişi seçerek keyfi aramalar yapmaya başlamasının önünün açıldığı anlamına geliyor. Bu da öğrenciler açısından büyük bir kaygıya sebep oluyor.
Bu sebeple yurtlarda öğrencilerin taleplerine gerçekçi çözümler üretilebilmesi ve antidemokratik uygulamalara karşı ses çıkarılabilmesi için öğrencilerin bir araya gelmesi büyük önem taşıyor. Sorunlarımız karşısında birlikte hareket etmek ve taleplerimizi ortak şekilde yükseltmek, daha güvenli ve yaşanabilir yurtlar yaratmanın en önemli adımlarından biri olacaktır.
Evrensel'i Takip Et