Çine'nin kanayan yarası Aydın'da masaya yatırıldı: 5 Haziran'da silikozis hastası işçilerin yaşam hakkı savunuldu
Dünya Çevre Günü'nde düzenlenen toplantıda Çine'deki kuvars ve feldspat madenlerinin işçi sağlığı ve çevre üzerindeki etkileri tartışıldı. Açıklanan sonuç bildirgesinde silikozis hastası işçilerin yaşadığı sağlık ve hukuk sorunlarına dikkat çekildi.
Fotoğraf: Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Aydın — Dünya Çevre Günü'nü "çiçek düzenleme, sahilleri temizleme ve atık toplama" gibi göstermelik etkinliklerle geçiştiren kurumlara örnek olması gereken, gerçek bir çevre ve halk sağlığı mücadelesine sahne olan çok anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Çine Belediyesi'nin yer tahsis etmemesi nedeniyle Aydın'da, Efeler Belediyesi Nevzat Biçer Konferans Salonu'nda yapılmak zorunda kalınan "Çine'de Kuvars/Feldspat Madenlerinin Çevre ve İşçi Sağlığına Etkilerinin Değerlendirilmesi" başlıklı toplantı; Türk Toraks Derneği, Aydın Tabip Odası ve Çine Yaşam Platformu'nun ortaklığıyla gerçekleştirildi.
Toplantıya Çine'de yaşayan silikozis hastası işçiler ve fıstık çamları kesilip tapulu arazileri ellerinden alınarak Kaltun Şirketi'nin pasa döküm alanı yapılmak istenen Seferler Köylüleri katılarak isyanlarını dile getirdi.
Çine'deki madenlerin rüzgarla yayılan tozu 50 kilometre ötedeki yaşamı da tehdit ediyor
Sempozyumun açılış konuşmalarını Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç ve Aydın Tabip Odası Başkanı Dr. Rıza Akdeniz gerçekleştirdi. Prof. Dr. Kılınç, Çine'deki madenlerden kaynaklanan silika tozlarının sadece maden bölgesiyle sınırlı kalmadığını, rüzgarın etkisiyle 50-60 kilometre uzaklıktaki yerleşim alanlarını bile etkileyebilen ve kanser ile KOAH'a zemin hazırlayan "sessiz bir katil" olduğunu vurguladı.
Fotoğraf: Evrensel
Saat: 10.00 gibi başlayan sempozyum, öğle arasından sonra saat 17.00’ye kadar decam etti. İki oturum ve son olarak forum şeklinde devam eden sempozyumda konuşmacılar konuyu çok boyutlu olarak masaya yatırdı.
Ölenler için yas tutmak yetmez kalanlar için riski ve sömürüyü görünür kılmalıyız
ÇİYAP Sözcüsü Ahmet Uslu Çine'de madenciliğin tarihsel sürecini anlatırken, Uzm. Dr. Orbay Tutku Seren tozun çevreye yayılmasını, Dr. Öğr. Ü. Sabri Serhan Olcay ise bu durumun yakın yerleşimlerde yarattığı solunum risklerini aktardı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanı Deniz İpek ise çalışma ortamındaki risklere dikkat çekti. Deniz İpek yaptığı sunumda tehlikenin sadece açık ocaklarda olmadığını; asıl görünmeyen ancak kalıcı olan maruziyetin kırma-eleme, öğütme (mikronizasyon) ve paketleme aşamalarında yoğunlaştığını belirtti. Tozu işçinin maskesine bırakmadan, kaynağında kapatmak ve bastırmak gerektiğini belirten İpek, "Meslek hastalığı çoğu zaman işyerinde değil, işçinin hayatında yıllar sonra görünür hale gelir. Bu nedenle sağlık gözetimi geriye dönük tazmin mekanizması değil; maruziyeti önleyen kamusal bir sistem olmak zorundadır. Ölenler için yas tutmak yetmez; kalanlar için tozu, riski ve sömürüyü görünür kılmak gerekir” diye konuştu.
Çineli işçilerin bitmeyen dava süreçleri
Düzce Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Peri Arbak “Çine’nin Çilesi: Silikozis” başlıklı sunumunda silikozis hastalığının tıbbi boyutunu, Dr. Zehra Nur Töreyin ise tanı ve maluliyet süreçlerindeki zorlukları anlattı. Silikozis hastası Şenol Girgin ile öğütme tesisinde çalışmış olan Sayım Ünal'ın çalışma koşulları, hastalık süreçleri, hukuki mücadelelerle ilgili anlattıkları ise salonda büyük yankı uyandırdı. Çağdaş Hukukçular Derneği adına etkinliğe katılan Av. Leyla Bilge “Maden işletmeleri özelinde çalışan hakları” başlıklı sunumunda maden işçilerinin örgütlenme deneyimleri ve mücadelelerini aktarırken, Çineli işçilerin avukatı Hicran Danışman ise işçilerin dava süreçlerinde yaşadıkları sorunlar ve uzun süren hukuksal mücadele süreçlerini anlattı.
Fotoğraf: Evrensel
Silikozis hastası işçilerin yaşadığı sağlık ve hukuk çıkmazı
Sempozyumda ve Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları Çalışma Grubundan Prof. Dr. Sebahat Genç tarafından okunan sonuç bildirgesinde, silikozis hastası işçilerin kaderlerine terk edildiği net bir şekilde ifade edildi. Meslek hastalığının yıllar sonra bile ortaya çıkabildiğine, periyodik muayenelerin ve ortam ölçümlerinin genellikle kağıt üzerinde kalması nedeniyle hastalıklar geç teşhis edildiğine dikkat çekilen sonuç bildirgesinde hukuki açıdan en büyük sorun ise SGK süreçlerinde neden-sonuç bağının dar yorumlanması ve meslek hastalığını "kanıtlama" yükünün tamamen işçinin omzuna yıkılması olduğu ifade edildi.
Türkiye'de maden işçilerinin sadece yüzde 14,97'sinin sendikalı olması, güvencesiz çalışma koşulları ve işten atılma korkusunun işçilerin hastalıklarını bildirmelerini ve kolektif hak arama süreçlerini imkansız hale getirdiğine vurgu yapılan sonuç bildirgesinde öne çıkan talepler şunlar oldu:
Sonuç Bildirgesi’nden bazı maddeler
- Çine'de maden sahası ile yaşam alanı arasındaki sınırın silikleştiği, kontrol edilemeyen tozun yalnızca bir iş güvenliği değil, köyleri ve tarım alanlarını yutan bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulandı.
- Türkiye'de yerleşim alanları için bağlayıcı bir çevresel silika tozu hava kalitesi standardının acilen getirilmesi gerektiği belirtildi.
- İşçiye sadece maske vererek sorumluluktan kaçılamayacağı; tozun kırma, öğütme ve paketleme hatlarında tamamen kapalı sistemler, yerel emiş ve etkin filtrasyon ile kaynağında bastırılması gerektiği ifade edildi.
- OSGB (Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi) sisteminin yetersizliğine vurgu yapılarak, meslek hastalıklarının teşhis ve izlemi için Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, bağımsız ve işçi denetimine açık bir "İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Enstitüsü"nün kurulması talep edildi. İlliyet bağının SGK dışı, bağımsız bir bilimsel kurul tarafından belirlenmesi gerektiği dile getirildi.
- İşçi temsilcileri risk değerlendirmesi, ölçüm, denetim ve önlem takibine doğrudan katılmaları, işçilerin örgütlenme haklarının engellenmesine izin verilmemesinin önemine vurgu yapıldı
- Köyler, tarım alanları, su kaynakları ve halk sağlığı için çevresel izlem sistemi oluşturulmalıdır. İşçilerin örgütlenme haklarının engellenmesine izin verilmemesi gerektiği belirtildi.
Bildirgede, kapitalist sistemin madencilerin sağlığı pahasına karı öncelediği tespitiyle, sağlıklı çalışma ve temiz çevre hakkının birbirinden ayrılamaz olduğunun altı kalın harflerle çizildi.
Evrensel'i Takip Et