Yusuf ve Miraç

Sincan/Ankara

 

Merhabalar, biz Sincan’da bir meslek lisesinde okuyan iki genciz. Bugün 7-8 Temmuz’da yapılacak NATO Zirvesi hakkında düşüncelerimizi yazıyoruz. Çoğunlukla arkadaşlarımız bir savaş durumunda NATO’nun bizi koruyacağını düşünüyorlar. Bir kısmı ise NATO’nun işine gelen durumlarda bir şeyler yaptığını düşünüyor. Biz de NATO konusunu farklı başlıklarla ele alacağız. 

NATO güvenliğimizi sağlıyor mu?

Bizce sağlamıyor. Arkadaşlarımız en azından bir işgal tehditi altında kaldığımızda bizi savunabilir diye düşünüyor. Ama zamanında Rusya uçağımızı düşürdüğünde hiçbir şey yapmadı. Öte yandan İspanya’nın savunma sistemleri, bize İran’dan gelen füzeleri durdurdu. Bu tablo şunu gösteriyor: İşine gelirse, çıkarlarına göre yardım ediyor. Mesela Eskişehir’deki madenleri ABD satın alacak. Örneğin o madenlere saldırı olursa NATO devreye girebilir. Ancak kendi üssü veya madeni olmayan yerde bizi korumazlar. Hatta bunlar olsa bile kimi zaman korumuyorlar. Yani kendi güvenliğimiz için arkamızı ABD ve NATO’ya yaslayamayız. Bu işgaller ve savaşlar zaten açgözlülük ve çıkarlar uğruna oluyor. Örneğin, ABD gidip petrol için Irak’ı işgal ediyor. Suriye’deki ticaret yollarını Afganistan’daki elmasları ele geçirmeye çalışıyor. Bu yolla üstünlük kurmaya çalışıyor. Venezuela petrolüne el koyuyor. Suriye ve Irak’ı işgal edince ya da orada güç kazanınca İran’a da saldırabiliyor. Rusya’ya yakın üsler inşa etmeye çalışıyor. Sosyal medyada bu işgalleri haklı gösterip göz boyuyorlar. Karşı çıkan olursa politik bir baskı kuruyor. Yapılacak eylemi ve sosyal medya paylaşımını engellemeye çalışıyor. Aslında Dünya’da bir paylaşım mücadelesi var ve hepsinin temelinde bu yatıyor. Bunlar da Türkiye’ye yansıyor. Biz de olumsuz etkileniyoruz. Bizim, geleceğin işçileri olarak bilinçlenmemiz lazım ki; bu savaşlara bir olarak, birlik olarak karşı koyalım. Çünkü bu savaşlardan çıkarı olanlar üst kesimler. Silah tüccarları, maden şirketleri, bunlara hizmet eden siyasiler... Zarara uğrayan ise yine biziz.

Gençler olarak nasıl zarara uğruyoruz?

Ankara’da olacak NATO zirvesi için 11 milyar TL harcanırken eğitime ayrılan bütçe ortada. Mesela paramız olmadığı için okul tuvaletindeki lavabodan su içmek zorunda kalıyoruz veya yemek alamadığımız için aç kalıyoruz. Ama bizim vergilerimizle harcanan bu paralar yüzünden bize ayrılan bütçe azalıyor. Sosyal medyada, “Bu vergiler boşa gitmiyor, silah üretiyoruz işte” gibi bir algı yapılmaya çalışılıyor. Hepsi boşa gitmiyor olsa da çoğunluğunun boşa gittiğini düşünüyoruz. Daha çok üsttekilerin cebine gidiyor ve halk bunun farkında bile değil. Biz örneğin elektronik öğrencisiyiz. Devre kuruyoruz, lehim yapıyoruz. Kimi zaman okulda bunlar için yeterli ekipman olmuyor. Bunun sebebi bize ve eğitime yeterli bütçe ayrılmaması.

ABD’nin çıkarları bununla da kalmıyor

Daha ucuza alabileceğimiz doğalgaz, petrol gibi ürünleri daha pahalıya alıyoruz. Örneğin Çin ve Rusya’dan ucuza almak yerine ABD’den daha pahalıya alıyoruz. Burada ABD, dolar kullanımını da dayatıyor. Çin’den ürün alırken TL ile alabiliyorken ABD, dolar değer kazansın diye dolarla almayı şart koşuyor. Bu da ürünlerin fiyatının artmasına sebep oluyor.  Bu pahalılıktan da biz etkileniyoruz. Yani özetle NATO ve ABD’nin gençliğe bir katkısı yok. 

Peki ne yapmalı?

Biz zaten bağımlı bir ülkeyiz. NATO ve ABD attığı her adımla bizi kendisine daha bağımlı kılmaya çalışıyor. Ekonomik olarak bizi etkiliyor. Özgürlüğümüzü de etkiliyor. Sadece bizi ve üyesi olan ülkeleri de değil tüm ülkeleri tehdit ediyor. İstediğine istediğini yaptırıyor. O zaman bizim de tüm bu ülkelerdeki NATO’dan etkilenen işçiler ve gençler olarak NATO’ya karşı birleşmemiz lazım. Ankara’da yapılacak NATO Zirvesinin iptal edilmesi lazım. NATO’nun dağıtılması ve Türkiye’nin NATO’dan çıkması lazım.