Muhammet
ODTÜ
Türkiye’deki üniversite gençliği olarak gittikçe yoksullaştığımız, en temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için bile çalışmak zorunda kaldığımız, bir araya gelebileceğimiz alanların iktidar tarafından kısıtlanmaya çalışıldığı günümüzde; gün geçtikçe daha azına mahkûm edilmeye çalışılıyoruz. Geçen sene üniversite gençliği olarak bu kısıtlamalara 19 Mart’ta dur demiş, sokaklara dökülerek mücadelemizi ortaya koymuştuk. İktidar, kayyım rektörleri aracılığıyla kampüslerimizde bizleri her alanda baskılamaya çalışırken; onlara karşı koyabilecek gücü birbirimizde bulmuş, taleplerimiz etrafında kenetlenmiştik. Bölümlerimizdeki akademisyen sayılarının yetersiz olması, laboratuvar ekipmanlarımızın bizden daha yaşlı ve sorunlu olması, eğitimimizde kullandığımız materyallerin ücretlerini kendi ceplerimizden vermek zorunda kalmamız gibi eğitimimizin niteliğini düşüren meseleler; bizleri bu talepler etrafında birleşerek 1 Mayıs’ta meydanlarda buluşturmuştu. 6 Mayıs’ta ise bizlere ışık tutan ve nitelikli bir anti-emperyalist mücadele yürütebilmiş Denizleri anmış, üniversite gençliğinin mücadelesinin önemini bir kez daha hatırlamıştık.
Peki, bu mücadeleler sonucunda gerçekleştirmek istediğimiz hayallerimiz nelerdir? Kurmak istediğimiz dünya nasıl bir yerdir? Bu dünyayı kurmak gerçekten mümkün müdür? Bu mücadeleler bizlere neleri kazandırdı, hedeflerimize ne kadar yaklaştık?
Kampüslerimizdeki yiyeceğimiz yemeklerden şenliklerimize kadar neredeyse tüm taleplerimiz için mücadele ettiğimiz günlerde, ortaya koyduğumuz birikim, gücümüzü gün geçtikçe artırmaktadır. Kampüslerimizden başlayan bu birikimle hem iktidara karşı hem de yardakçılığını yaptığı ABD ve NATO gibi emperyalist oluşumlara karşı, Denizlerin bize açtığı yolda mücadelemizi büyütmek zorundayız. Sömürüsüz, savaşsız bir dünya için bu mücadele hattında birleşmeli ve hayallerimizi birlikte gerçekleştirmeliyiz.
Kamp’ı birlikte kuracak, beraber üreteceğiz
Bu sene 23.’sü gerçekleştirilecek olan Gençlik Yaz Kampı ise; 1998 yılında işçilerin, gençlerin ve aydınların bölgede planlanan doğa tahribatına ve altın madenine karşı koymak için bir araya gelerek başlattığı, gelenekselleşmiş; tam da bu mücadelemizi nasıl büyüteceğimiz üzerine kurulu, gelecekten ve hayalimizdeki dünyadan bir hafta çaldığımız bir kamp. Gençlik mücadelesinin büyütülmesinin bir kürsüsü ve buluşma alanı olarak öne çıkan kampımızda; sabah uyanıp çadırlarımızdan çıktığımız andan gece tekrar girene kadar ellerimizde gazetelerimizle gündemi takip edip üzerine tartıştığımız; forumlarda, etkinliklerde ve çeşitli atölyelerde mücadele hattımızı birlikte kurduğumuz bir hafta geçireceğiz.
Bu kampta yalnızca birlikte tüketmeyeceğiz; kendi ellerimizle kuracak, birlikte üretecek, birlikte yaşayacağız. Yemek dağıtımlarından temizliğe kadar her görevde kollektif hareket etmemiz, sorumluluklarımızı dayanışmayla üstlenmemiz; bizlere başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterecek ve gençlik olarak yalnız olmadığımızı hatırlatacak.
Bir yandan eğlenirken bir yandan öğreneceğiz
Bu kampa sabah kahvaltılarında hep beraber, ellerimizde gazetelerimizle dünyanın güncel hâlini konuşarak başlayacağız. Sonrasında herkes kaydolduğu atölyelere dağılarak hem eğlenmeye hem de dayanışmayı büyütmeye devam edecek. Heykel Atölyesi’nden Politik İktisat Atölyesi’ne kadar her ilgi alanına yönelik birçok atölye bizleri bekliyor olacak. Devamında boş vakitlerimizde kimilerimiz denize girecek, kimilerimiz kitap standını gezecek, kimilerimiz ise birbirleriyle sohbet edecek. Ardından kurduğumuz panel ve forumlara geçeceğiz. Bu etkinlikler, bir araya gelerek tartışacağımız en büyük alanlardan biri olacak. Buralarda mücadele hattımızı nasıl çizeceğimizi tartışacak ve dayanışmamızı büyüteceğiz.
Günün geri kalanında ise bizi akşam atölyeleri, tiyatrolar, konserler ve film gösterimleri bekliyor. En önemlisi de tüm bu aktiviteler esnasında; eğlencelerimizden sorumluluklarımıza kadar her alanı birlikte inşa etmemiz. Tüm bunlar yalnızca eğlenceli olduğu için değil; bir araya gelerek ürettiğimiz kolektif faaliyetler olduğu için bizler açısından anlamlı. Bu kampta sadece eğlenmek için değil; kolektif yaşantımızı kurmak ve bu yaşantıyı deneyimlemek için bir araya geliyoruz.
Bir arada olduğumuz ölçüde güçlü kalıp hayal ettiğimiz dünyayı kurmaya yönelik adımlar atabiliriz. “Geleceğin peşinde, emeğin izinde, sömürüsüz ve savaşsız bir dünya hedefiyle buluşuyoruz!” şiarıyla; insanca yaşanabilir bir dünya için adımlar atacak, kararlar alacak ve gündelik hayatımızda direnişimizi nasıl büyüteceğimize yönelik planlamalar oluşturacağız.
Özgürlüğümüze doğru bir adım daha atacağız!
Hafızalarımıza kazınan mücadelelerden aldığımız birikimlerle bu kampa yalnızca bir haftalık bir deneyim olarak bakmanın eksik kalacağını söyleyebiliriz. Bu deneyimi sadece bir haftayla sınırlı tutmayacak; burada kampüslerimizdeki, bölümlerimizdeki ve iş yerlerimizdeki sorunlara yönelik nasıl mücadele edeceğimizi tartışacak, bunlara yönelik planlamalar yapacağız. Çalışan, çalışmayan, okuyan ya da okumayan her kesimden gençlerle bir araya gelerek birbirimizin dertlerine ortak olmaya çalışacağız.
Her şeyin giderek metalaştığı, bireylerin yalnızlaştırılıp umutsuzlaştırılmaya çalışıldığı günümüz dünyasında; sisteme yönelik kümülatif bir mücadelenin hattını oluşturacak, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganının anlamını bir kez daha içselleştireceğiz.
Bu kampa; özgürlüğümüzü birlikte kazanmaya, anti-emperyalist ve anti-faşist mücadeleyi birlikte örmeye, nitelikli eğitim taleplerimizi birlikte yükseltmeye gidiyoruz. Her kesimden genci; bu yolda mücadele etmeye, kolektif olarak geleceğimizden çaldığımız bu bir haftayı birlikte üretmeye, 23. Gençlik Yaz Kampı’na bekliyoruz!
Evrensel'i Takip Et