5 Haziran Katliamı 11'inci yılında: ‘Barış isteyenlere bomba atan asıl failler yargılansın’
HDP’nin 5 Haziran 2015’teki Diyarbakır mitingine yönelik IŞİD tarafından gerçekleştirilen bombalı katliamın 11'inci yılında İstasyon Meydanı’nda anma yapıldı. Katliamda yaşamını yitirenlerin anıtına çiçekler bırakılırken, adalet çağrısı yapıldı.
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Diyarbakır- Diyarbakır’da Halkların Demokratik Partisinin (HDP) 5 Haziran 2015’teki mitingine yönelik düzenlenen ve 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 400’ün üzerinde yurttaşın yaralandığı IŞİD’in bombalı saldırısının üzerinden 11 yıl geçti. Demokratik Kurumlar Platformunun çağrısıyla, katliamın gerçekleştiği İstasyon Meydanı’nda anma programı düzenlendi.
Anma etkinliğine katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri, saldırıda yaralananlar, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri, il ve ilçe belediye eş başkanları, siyasi parti ve kitle örgütü temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Katliamın yaşandığı noktada Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan ve yaşamını yitirenlerin isimlerinin yer aldığı anıtın önüne çiçekler bırakıldı. Anma, katliamda yitirilenlerin anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.
“Orhan Gönder’e kimlerin yardım ettiği açığa çıksın”
Anmada ilk sözü, katliamda oğlu Civan Arslan’ı kaybeden Şaban Arslan aldı. Yaşanan vahşetin acısının ilk günkü gibi taze olduğunu vurgulayan Arslan, katliamın İslam adı altında yapılmasına tepki göstererek şunları söyledi: “Sözde İslam Devleti adına bu katliamı yaptılar. Cuma günü insanlar namazdan çıkıp buraya gelmişti. Çoluk çocuk binlerce insanın arasına bomba koydular. Dinle, imanla, insanlıkla alakası olmayan kişiliksiz bir yapı bu. Biz hâlâ o günkü acıyla yaşamaya çalışıyoruz. Bu katliamı kimler yaptı, kimler yol verdi? Katil Orhan Gönder cezaevinde ancak ona kim yardım etti? Tek başına buraya nasıl gelebildi? Bütün bunların açığa çıkmasını bekliyoruz. Tek bir amacımız var, insanca, hak, hukuk ve adalet çerçevesinde yaşayabilmek. Faillerin arkasındaki güçlerin yargı önüne çıkarılmasını istiyoruz.”
“Katliamlar zinciri göz göre göre geldi, kamu görevlileri yargılanmadı”
Anma için Ankara’dan gelen 10 Ekim Barış Derneği Eş Başkanı Hatice Çelik ise konuşmasında 5 Haziran Diyarbakır katliamının, Türkiye’yi sarsan diğer IŞİD katliamlarının ilk halkası olduğunu hatırlattı. 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimleri arasının Türkiye’nin en karanlık dönemi olduğunu belirten Çelik, mahkeme süreçlerindeki cezasızlığa değindi. Katliamların göz göre göre geldiğini mahkeme kayıtlarında bir bir gördüklerini ifade eden Çelik, buna rağmen tek bir kamu görevlisinin bile yargılanmadığını vurguladı.
Çelik davalardaki çarpıcı ihmalleri anlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü: “Diyarbakır’daki bombayı koyan Orhan Gönder’in asker kaçağı olduğu, burada yakalanıp ardından serbest bırakıldığı ortaya çıktı. Asker kaçağı bir bombacı nasıl serbest bırakılır? Suruç Katliamı’nda da yine benzer şekilde istihbarat raporları gizlendi. Canlı bomba Yunus Alagöz’ün annesi ‘Oğlum canlı bomba, yakalayın’ diye ihbarda bulunmasına rağmen hiçbir işlem yapılmadı. Ankara Gar Katliamı’nı yapan da yine Yunus Alagöz’ün kardeşi Yunus Emre Alagöz’dü. Mahkemede her şey gün gibi ortadayken hâlâ aileler mağdur ediliyor. Eğer Diyarbakır katliamı aydınlatılsaydı Suruç, Suruç aydınlatılsaydı Ankara katliamı yaşanmayacaktı. Katillerimiz de bizi öldürenler de bir, onları tanıyoruz.”
“Kürt halkının barış iradesini bombaladılar”
DEM Parti Diyarbakır İl Örgütü Eş Başkanı Gülşen Özer, “O gün barışa bombalar atıldı. Bu patlamayla Kürtlerin davasını, barış iradesini sonlandırmak istediler ancak başaramadılar. Bugün aileler burada hesap soruyor. Onurlu bir barışı inşa ederek yaşamını yitiren arkadaşlarımıza armağan edeceğiz” diye konuştu.
Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Mehmet Kamaç ise IŞİD’in sadece madalyonun görünen yüzü olduğunu ifade etti. Katliamların arkasındaki mekanizmaya işaret eden Kamaç, şunları kaydetti: “Barışın hüküm sürdüğü bir süreçte katliamlar tek bir merkezden verilen kararla gerçekleşti. IŞİD veya diğer isimler işin sadece perde önü, asıl failler perde arkasındakilerdir. Ankara, Antep, Suruç ve Amed’de insanlar meydanlarda katlediliyorsa devlet ‘benim haberim yok’ diyemez. Katiller ellerini kollarını sallayarak bu alanlara giriyorsa bunun sorumlusu devlettir. Amaç Kürt halkının kazanımlarını ve barış zeminini ortadan kaldırmaktı. Mücadelemiz gerçek failler ortaya çıkana kadar sürecek.”
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
Anma programı, yapılan konuşmaların ardından kitle tarafından sık sık atılan “Şehîd namirin” (Şehitler ölmez) sloganları eşliğinde anıta çiçeklerin bırakılmasıyla son buldu.
Evrensel'i Takip Et