TMMOB'un 49. Olağan Genel Kurulu Ankara'da başladı: Birleşik mücadele çağrısı
Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği’nin (TMMOB) 49. Olağan Genel Kurulu Ankara’da başladı. Genel kuruldaki konuşmalarda tek adam iktidarına karşı birleşik mücadele çağrıları yapıldı.
Fotoğraf: Evrensel
Ankara – Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği’nin (TMMOB) 49. Olağan Genel Kurulu Ankara’da bulunan Kocatepe Kültür Merkezi’nde başladı.
Verilen önerge doğrultusunda TMMOB, Divan Genel Başkanlığına Makine Mühendisleri Odasından Mehmet Soğancı oy birliği ile seçildi. Çok sayıda Divan Başkanlığı Yardımcılığına oy birliğiyle Gıda Mühendisleri Odasından Petek Ataman, Maden Mühendisleri Odasından Nadir Avşaroğlu seçildi. Divan Yazmanlığına ise oybirliğiyle Ziraat Mühendisleri Odasından Eylem Oktay, Bilgisayar Mühendisleri Odasından Ezgi Subaşı, İnşaat Mühendisleri Odasından Anıl Kılıç, Şehir Planlamacılar odasından Dilfiroz Şahin seçildi.
Genel Kurula; CHP, TİP, TKP, EMEP, KESK ve DİSK’ten temsilcilerin yanı sıra çok sayıda TMMOB üyesi delege katıldı.
“13 yıl önce ülkenin tüm zenginliklerine gönderilen bir selamdı; Gezi”
TMMOB’un faaliyetleri ve önemini içeren sinevizyon gösterimi ardından, kurulun açılış konuşmasını TMMOB Genel YK Başkanı Emin Koramaz yaptı. Gezi direnişine selam yolladığı konuşmasında Koramaz, “Bundan 13 yok önce ülkenin tüm zenginliklerine yollanan bir selamdı Gezi. Selam olsun Tayfun Kahraman’a, selam olsun en güzel evlatlarımıza” diyerek Gezi Direnişinde yaşamını yitirenlerin tek tek isimlerini saydı. İktidarın hasedinden Gezi Direnişi’ni unutamadığını ifade eden Koramaz, “Bugün ülkede gazetecilerin, sendikacıların ve geleceği için mücadelesi için direnen gençlere ve işçilere de selam olsun” dedi.
“Böyle bir ülkede huzur olmasının imkanı yok”
“Tek adam rejiminin ülkeyi uçuruma sürükleyeceğini biliyorduk,” diyerek konuşmasına devam eden Koramaz, “2016 yılında OHAL ilan edildiğinde de uyardık. Arından 2017 Referandumunda da uyardık. Olmaması için mücadele ettiğimiz her şey başımıza geldi. Ülkemizde artık tek bir kişinin sözü halkın sözünün üstünde tutuluyor. Böyle bir ülkede huzur olmasının, yönetilmesinin olanağı yok” dedi.
İktidarın seçilmiş belediye başkanlarını görevden almasını hatırlatan Koramaz, “Demokrasiye darbeler vurdukları yetmezmiş gibi şimdide ana muhalafet partisini dizayn etmek istiyorlar. Bu karar açıktan seçme ve seçilme iradesine, demokrasiye darbedir. Bu ülke, ne o kararın altında imzası olanları ne de bu kağıtta isimleri yazanları asla affedecektir” dedi.
Koramaz, konuşmasına şöyle devam etti: “İktidarlarını kaybetmemek, sandığı getirmemek için tek adam iktidarı artık uluslararası finans kuruluşlarıyla yürüyor. O yüzden milyonlarca emekçiye açlık sınırı altında yaşamı dayatıyorlar, geleceksiz güvencesiz işlerde binleri mahkum ediyorlar. Bir zamanların saygın aranan mesleklerimiz artık günümüzde aile geçindirmeye yetecek kadar ücret kazanmıyor.
Mühendislik artık siyasi iktidarın keyfi, rant projelerine eşlik etmektedir. Türkiye halkı olarak en büyük trajedimiz bu olumsuz partiyi, rejimi birlikte al aşağı edemememizdir. Tıpkı Gezi’de, tıpkı Saraçhanede olduğu gibi bir araya gelince başardığımızı gördük. Ben buradan yolu açan gençlere alkış rica ediyorum” dedi.
“Tekbirlerle verilen mesajlar karşısında asla geri adım atmayız”
Fotoğraf: Evrensel
Laiklik Bildirisinine imza atan 168 imzacıya soruşturma açıldığını hatırlatan Koramaz, “Buradan bir kez daha ifade ediyorum; tekbirlerle verilen mesajlar karşısında asla geri adım atmayız. TMMOB hiç kimsenin siyasi bahçesi değildir; bu kürsüler gerici bir hattın kürsüsü değildir” dedi. Türkiye’nin artık bir yol ayrımında olduğunu ifade eren Koramaz, “Ya monarşiyi kabul edeceğiz, ya da mücadele edeceğiz. TMMOB’a bağlı Mühendisler olarak bizim yolumuz direnişin mücadelenin yoludur. Bugün dünyada; halkların emeği, doğanın varlığı emperyalist sisteme pay edilmektedir. Ortadoğu’da yaşanan gerilim ve İran’a yönelik saldırganlık, yıllardır bölge halklarına dönük anlayışın parçasıdır. Afganistan’dan Suriye’ye, İran’a müdahale oradaki kamusal birikimi yok etmektedir” dedi. Koramaz cümlelerine NATO’nun bir savaş örgütü olduğunu hatırlahtarak devam etti. “NATO’nun olduğu yerde halkalar için barış yoktur. Barack’ın monarşiyi öven sözleri açıktır ki; ülkemiz monarşiye açık bir ülke değildir. Bu ülke emeğiyle bilimiyle mücadele edenlerin, ‘Yankee Go Home’ diyenlerin mirasçısıyız” diyerek, savaş örgütü NATO’dan çıkma ve ülkedeki NATO üslerinin kapatılması çağrısı yaptı.
Atalay’ın mesajı okundu
Koramaz’ın konuşması ardından, Silivri Cezaevi’nde tutulan TİP’li vekil Can Atalay’ın mesajının okundu. Atalay mesajında, TMMOB’un bu halkın hafızası olduğunu söyledi.
Ardında konuklara sözün bırakıldığı Kurulda siyasi partilerden ilk sözü CHP‘Li Gökhan Günaydın aldı. Günaydın, “Bir an burada bulunmakla bir an büyük mutluluk duydum. İçinde yaşadığımız ortamı tanımlamak gerekli mi bilmiyorum. Türkiye’nin bilimle akılla yönetilmesini savunan insanlar Ankara’da toplanmış. Ceberrut tek parti devletinin cahil cesaretinin aldığı bir ülkeye çevirdiler ülkeyi. Özelleştirme adı altında ülkenin her türlü kaynağı yağmalandı. İnsana, şirkete, kişiye özel ihaleler ile memleketin kaynakları yağmalandı. Türkiye’de Şık Makas’ta çalışan işçinin ücretini ödemeyen patron, Mısır’a kaçmış! Geniş tanımlı işsizlik tarihi bir rekor kırıyor. Bunun kader olmadığını biliyoruz. Akılla bilimle ülkenin yönetilmesi sonucunda sonuç alacağımızı biliyoruz” dedi.
Gökhan Günaydın: “Sizden korkan sizden kötü olsun”
“Demokrasi barış uğruna ne fedakarlıkta bulunmak gerekiyorsa bulunacağız; sizden korkan sizden kötü olsun. Miting yapıp yapmayacağımıza, Cumhurbaşkanı adayımıza müdahale ediliyor, 35 sene evvel alınan diplomaları iptal ediyorlar” diyen Günaydın, “Türkiye’de demokrasi birikimini biçmeye kimsenin gücü yetmeyecek. Gezi onurumuzdur, gezide isyan ‘benden başka kimsenin sesi çıkmayacak’ diyen ceberrut iktidardaydı. O yüzden ben de Can Atalay’a, kaybettiğimiz çocuklarımıza selam olsun diyorum” dedi. İktidarın yargı eliyle CHP’ye dönük baskısını anlatarak devam eden Günaydın, “Bu memleket 13 milyonla kuruldu, 86 milyonla gidiyor. Bizler içimizdeki öfkeyi umuda döndürecek olan önderleriz. Türkiye tek adama teslim olmayacak dedi.
Ayşegül Doğan: “Bu hazirun bu yol ayrımı için kritik”
DEM Parti’den Ayşegül Doğan, “Burada olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Burada olmak, tarihsel birikimiyle, TMMOB’un yeniden hatırlamanın yanı sıra önemli yol ayrımına dikkat çekiyor. Sayın Koramaz, dediler ki; ‘Türkiye kritik bir yol ayrımındadır’. Bu hazirun bu yol ayrımın için kritik” dedi. Doğan konuşmasında; HDP’nin 5 Haziran’daki Diyarbakır Mitinginin bombalamasını hatırlatarak, “On binlerce kişinin yaşamını yitirdiği depremlerde ilk itiraz buradan yapıldı. Bu zamana kadar susmayan TMMOB’un bundan sonrada susmayacağını biliyoruz” dedi. “TMMOB susmadığında işleri çok zorlaşıyor,” diyerek konuşmasına devam eden Doğan, “Biz diyoruz ki bugün yaşadıklarımızın hiçbiri tesadüf değil; ne emek ne de barış mücadelesi. Bir yerde haksızlık hukuksuzluk varsa ve ona göz yumuluyor, ona susulursa o haksızlık o adaletsizlik bir kartopu gibi büyür, biz bugün bunu yaşıyoruz şimdi” dedi.
Doğan, “Sayın Koramaz biraz önce Cumhuriyetin önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Evet, ama Cumhuriyetin demokratikleşmesi için mücadeleyi sürdürmeliyiz. Hakkımızda başka algı yaratmak isteyenler bilmeliler ki; barış ve demokrasi mücadelesinden asla vazgeçmeyiz” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Erkan Baş: “Yaşadığımız şey bir uluslararası karşı devrim”
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş da konuşmasında şunları ifade etti: “Yaşadığımız şey bir uluslarası karşı devrim. Bunu tartışalım istiyorum. Yeniden yaşanabilir bir dünya istiyorsak; kaybettiğiniz yere geri dönmeliyiz. Türkiye bir karanlık sürece yuvarlanıyor deniyor yanlış, biz o karanlık tünelin içindeyiz. Yaşadığımız şeyin adı karşı devrim ise biz de devrimci mücadele ile cevap vermeliyiz. ‘Bu cesaret nerden?’ diye soran olursa; ben o cesareti Teoman Öztürk’ten aldım.”
Seyit Aslan: “Ya birleşeceğiz ya birleşeceiğiz; başka yolu yok”
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, “Son yaşanan siyasal gelişmeler, 19 Mart süreci ve CHP’ye mutlak butlan sürecini yakından izledik. Son tartışmalarda devlet aklı tartışması var. İşçi ve emekçilere devlet aklı ne yapıyorsa doğrudur söylemini bizi inandırmaya çalışıyorlar. Bugünkü devlet aklı milyonlarca işçiyi açlık sınırı altında çalıştırıyor; çocukları MESEM’ler eliyle katlediyor, devlet aklının anlayışı budur” dedi.
Devlet aklının; darbeler örgütleyen, belediyeler kayyım atayan, seçilmişleri cezaevlerine hapseden bir anlayış olduğunu sözlerine ekleyen Aslan, “Bu devlet anlayışı; Ankara Gar Katliamıdır; Suruç’tur, Roboski’dir. Bu ülkede kadınlar, gençler yaşamları uğruna mücadeleyi sürdürüyorlar.Bugün bu ülkede yapılması gereken; eşit özgür bir yaşam için yan yana gelmektir aksi halde bu Saray düzenini tepemizden atmak mümkün değildir. Birleştirmemiz gereken kesimler var; açlık sınırı altında yaşayan işçileri, emeklileri, üniversite gençliğini, çiftçiyi, eşit haklar temelinde yaşamak isteyen Kürt ve Türk halkalarını birleştirmek burda bulunanların, salonu dolduranların görevidir” dedi. Ancak sıkça birleştirme mücadelesinden hep söz edilmesine rağmen yol alınamadığını ifade eden Aslan, “Bunun sorumluluğu hepimizdedir. Ya birleşeceğiz ya birleşeceğiz başka bir yol yok” diye konuştu.
SOL Parti ve TKP’de yaptıkları konuşmalar ile 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek olan NATO Zirvesi’ne dikkat çektiler.
TMMOB 49. Olağan Genel Kurulun ilk gününde NATO’dan çıkılması, savaş örgütü NATO’nun Ankara’da gerçekleştireceği Zirve’nin engellenmesinin yanı sıra tek adam iktidarına karşı birleşik mücadele çağrısı yapıldı.
49. Olağan Genel Kurul, verilen ilk aranın ardından yeniden başladı. Faaliyet Raporunu TMMOB Genel Sekreter Vekili Özgür Topçu okudu. Ardından TMMOB Denetleme Kurulu Üyesi M. Tevfik Kızgınkaya denetleme raporunu yayınladı.
“Doğayı talan etmeye devam ediyorlar”
Onur Kurulu adına konuşan Ayşen Işık Tezer, şunları söyledi: “Daha önce olduğu gibi AKP iktidarının inşa ettiği 2 yılı daha geride bıraktık. Bugüne kadar olduğu gibi TMMOB ve diğer odalar mücadele etmeye devam edecektir. Bu topraklarda gerçekleşen Gezi Direnişi onurumuzdur, tutuklu arkadaşlarımız içinde mücadele etmeye devam edeceğiz. Yaşanan depremlerin, felaketlerin sonuçları bilinçli bir tercihin sonuçlarıdır. Başta deprem bölgesi olmak üzere doğal alanların talanı devam etmektedir. Kamu yararını gözetmek için tüm meslektaşlarımızın sorumluluğu bulunmaktadır. Disiplin yönetmeliğimizin cezalara yer verilen 26. maddesine ilişkin düzenleme acilen yapılmalıdır. Sözlerimi bitirirken 48. dönem boyunca bize destek veren herkese özverili çalışmaları için teşekkür ediyoruz.”
Yönetime sert eleştiri: Süper lig eleştirisi
Konuşmacılardan Jeoloji Mühendisleri Odasından Koray Çetin Önalan, “Meclisten geçen torba yasa ile jeoloji mühendislerinin yaptığı hizmetler serbest mühendislik hizmetleri içinde değerlendirildi. Arkadaşlarımız bu yasanın uygulanması ile birlikte işsiz kalacak. TMMOB’un işsizliğe karşı mücadele diye bir maddesi var. Bu örgütte 24 tane oda var. Mevcut iktidarın inşaat sektöründe imza attığı diğer mühendislik dalları TMMOB’dan. Bu örgüt içerisinde bir oda böyle bir tehditle karşı karşıya kalıyor, ama bu odanın bağlı olduğu örgütten ses yok. 44 dönem boyunca TMMOB’da sadece 4 oda başkanlık yapmış. Bizim durumumuz süper lige benziyor, diğer takımlar sadece sezonu bekliyor. Gelelim TMMOB Yürütme Kuruluna; 20 bine yakın üyemiz var ve ben daha yürütme kurulunda jeoloji mühendisleri odasının yer aldığını hiç görmedim. Bunların düzeltilmesi gerekiyor. Benim meslektaşlarımın özlük hakları ellerinden alınırken ben sesleri çıkmayan kişilere oy vermem” diye konuştu.
“Sahada ve olaylara müdahil olan bir TMMOB’un acilen örgütlenmesi gerekiyor”
Maden Mühendisleri Odası delegesi Mehmet Torun da söz aldığı kurulda; “Tarih yeniden yazılıyor, yeniden şekillendiriliyor, yeni roller biçiliyor. Muhalefette yapılan saldırılar devam ederken, ekolojik olarakta maden bölgeleri yeniden belirleniyor. İngiltere bazlı bir şirket süper bölgeler belirlerken, bir harita yayınlamış. Bizimkilerde yabancı şirketler için bir rapor hazırlamış. Ucuz işgücü vaat ederek, gelin çalıştırın demişler. Bu dağıtımla beraber, doğa katliamı yabancı sermaye ve işbirlikçileri tarafından bir yıkım başlatılıyor. Artık bu bölgelere yöre halkını dahi sokmuyorlar. Bu aynı zamanda köylüleri mülksüzleştirip, orada ucuz iş gücü olmaya zorluyor. Akbelen’de, Varto’da, Artvin’de, Kaz Dağları’nda köylüler ayakta. Topraklarını korumak, sömürü düzenine karşı durmak istiyorlar. Maden işçileri köle gibi çalıştırılıyor, maaşlarını bile alamıyorlar. Bu olumsuzlukları mühendislerde yaşamaya başladı, maaşlarını alamıyorlar. Bunun adı sömürge madenciliği. Bunun için güçlü bir TMMOB çok önemli. Sahada ve olaylara müdahil olan bir TMMOB’un acilen örgütlenmesi gerekiyor. Dün Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesinde TMMOB dahil hiçbir örgütü göremedik. Ben bu durumu oldukça önemsiyorum. Her üyenin üzerine düşen görevi yaparak daha güçlü bir TMMOB’u oluşturması gerekiyor” dedi.
“Reddedenler çok diye itiraz ediyorsunuz”
Konuşma süresinin 7 dakika ile sınırlandırılması için önerge verilmesinin ardından TMMOB kurulunda gerginlik yaşandı. Oylamaya açılan önerge sonucunda yönetim oyların birbirine yakın olduğunu iddia etti. Katılımcılar “Reddedenler çok diye itiraz ediyorsunuz” diyerek itiraz etti. Önerge sayılan oylar sonucunda 145’e karşı 131 oyla reddedildi.
“Senelerdir mücadele veriyoruz ama yaşadığımız sorunlar katmanlarak devam ediyor”
Elektrik Mühendisleri Odasından Nurettin Sarıbal’da söz aldı: “Oda başkanımız çok geniş bir açıklama yaptı. Teorik olarak iyi bir konuşma yaptı ama İbrahim Kaypakkaya’yı anma gereği duymadı. Bence ayrımcılık yaptı. Çok ciddi bir mücadele içerisindeyiz. Oda yönetimi geçmişten beri hep siyasal bir yapıyla hareket etmiş. Buna saygı duyuyorum, ama odada herkes aynı siyasi görüşe yakın. Tüm örgütün karar süreçlerine dahil edildiğini de düşünmüyorıum, tüm örgütü demokratik sürece katmazsanız olmaz. Senelerdir mücadele veriyoruz ama yaşadığımız sorunlar katmanlarak devam ediyor. Zalim bir iktidar var ama bizde tavır geliştirme konusunda başarılı değiliz demek ki. Depremle alakalı bir sürü çalışma yapıyoruz ama hala binalar aynı şekilde yapılıyor. Son günlerde yaşananlara bakın, bu toplum artık bıkmış. Dolayısıyla doğru çalışmalarla örgütlenmeyi büyütme şansımız var. Yaşadığımız şeyler meydanda, iktidar bizi dinlemiyor ama sonuçta bu rant çalışmalarının altına imza atanlarda bizim gibi meslek sahibi. Bir yıkım yaşandığında TMMOB çıkıp bir açıklama yapıyor mu, bunun altına imza atanlar kimler diye? Mücadeleyi büyütmemiz gerektiğine inanıyorum” dedi.
“TMMOB meslektaşlarımızın emeğini merkeze alan, birleşik mücadelemizi büyüten bir anlayışla var olmalıdır”
Elektrik Mühendisleri Odasından Güzin Alpaslan: “Türkiye’de çalkantılı koşullarda mühendis, mimar ve şehir planlamacıları olarak emek eksenli bir anlayış yaratmak önümüzde görev olarak durmaktadır. Emperyalist müdahaleler, halkların iradesini hiçe sayan politikalar bizi de doğrudan etkilemektedir. Birçok askeri ve siyasal müdahale, NATO’nun dağılması, bağımsız bir mücadelenin ortaya çıkması ertelenemez bir ihtiyaçtır. TMMOB’nin yaşanan tüm sorunlara karşı harekete geçeceği bir örgütlenmeye ihtiyacı vardır. Uzun süredir böyle bir mücadele programından uzak kalan TMMOB’nin böyle bir mücadele programına ihtiyacı vardır. Birliğin genç meslektaşlarla bağı zayıflamaktadır her 4 meslektaşımızdan biri TMMOB’ye katılmaktadır. TMMOB bu adımları atmak konusunda yetersiz kalmıştır. TMMOB meslektaşlarımızın emeğini merkeze alan, birleşik mücadelemizi büyüten bir anlayışla var olmalıdır. Daha güçlü bir örgütlülük yaratmak artık bizim için görev haline gelmiştir. Mücadele eden, söz söyleyen bir TMMOB’a ihtiyaç vardır. Bu birliktelik örgütsel mekanizmaların işlemesi, sözlerin uygulanmasıyla büyüyebilir. Emeğin değersizleştirilmesine karşı TMMOB’in uzun yıllardır yapmadığı etkin bir mücadele programına ihtiyaç vardır. Bu eksende mücadelemizi büyütelim” diye konuştu.
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et