2 işçinin öldüğü maden faciası davası: 'Yasak olmasına rağmen üretim yapılıyordu
Zonguldak Kilimli'de 2 işçinin öldüğü, 1 işçinin de yaralandığı özel maden ocağındaki göçüğe ilişkin davada maden ocağı sahibi görünen Halil Demiröz tahliye edildi. Ölen işçinin kızı ise "Yasak olmasına rağmen madende üretim yapılıyordu" dedi.
Fotoğraf: DHA
Zonguldak'ın Kilimli ilçesinde 2 işçinin öldüğü, 1 işçinin de yaralandığı özel maden ocağındaki göçüğe ilişkin 3 sanığın yargılanmasına başlandı.
Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya, tutuklu sanık H.D. (53) ile tutuksuz sanıklar T.A. (41) ve E.S. (35), göçükte ölen işçilerin aileleri ile taraf avukatları katıldı.
Sanık H.D, savunmasında, madencilik şirketinin tek ortağı ve yetkilisinin kendisinin olduğunu, maden ocağını 15 Aralık 2025'te başka bir şirketten devraldığını söyledi.
H.D, ocakta iki vardiya çalışıldığını ancak kazadan yaklaşık 2 ay önce tek vardiya çalışılmaya başlandığını kaydetti.
Ölen Ziya Kiret'in ocakta şef olduğunu dile getiren H.D, olayda hayatını kaybedenlerin mesai başlamadan ve mühendise haber vermeden ocağa girdiğini iddia etti.
Mühendislerin de mesai olmadığı için orada olmadığını aktaran H.D, "Soruşturma aşamasında olayın sıcaklığıyla vefat edenlerin mesai saatinden önce madene girdiğini söylememiş olabilirim ancak ölenler mesai saatinden önce ocağa girip kaza olmuştur." dedi.
H.D, aynı ocakta daha önce kaza olduğunu ama bunun nedenini bilmediğini öne sürdü.
"En son tahkimatın yapıldığı yer kırılıp çökmüş"
Sanık T.A. da 31 Ocak'ta şirketten ayrıldığını, çalıştığı dönemde daimi nezaretçisi olduğunu, ayrıldıktan sonra sigortasız da olsa burayla bağlantısının kalmadığını ileri sürdü.
T.A, bilirkişi raporunda belirtilen kusuru kabul etmediğini öne sürerek, "Maden ocaklarında işe başlanacağı zaman daimi nezaretçi olmadan çalışma yapılamaz. Sonradan duyduğuma göre tavanın göçmesi sonucu tahkimat zayıflayarak kırılmış. Kazanın olduğu yer tahkimat yapılıp nefeslik açılıyordu. En son tahkimatın yapıldığı yer kırılıp çökmüş." diye konuştu.
"Habersiz çalışma olmayacağını bildirdim"
Sanık E.S. ise öncesinde iş güvenliği uzmanı olarak görev yaptığını, sistemsel durum nedeniyle sözleşmenin sona erdiğini, kazadan 5 gün önce ise şirkete daimi nezaretçi olarak atandığını anlattı.
E.S, görev yaptığı dönemde tespit ve önerilerini iş güvenliği defterine kaydettiğini dile getirdi.
Mesainin saat 15.00'te başladığını, işçilerin habersiz gelip çalıştıklarını, kendisinin bilgisinin olmadığını iddia ederek, "İş güvenliği uzmanı olarak da gerekli eğitimleri verdim. Habersiz çalışma olmayacağını bildirdim. İşçilerin habersiz ocağa girmeleri daha önce başımıza gelmemiştir. Sürekli iş sağlığı ve güvenliğine uyulması gerektiğini çalışanlara ve iş yeri sahiplerine bildiriyoruz." ifadelerini kullandı.
"Normal şartlarda üretim yasak olmasına rağmen üretim yapılıyordu"
Ölen Ziya Kiret'in kızı Goncagül Kiret, babasının ocağı üretime hazırlayabilmek için hafta sonları dahi 7 gün işe çağrıldığını söyleyerek, şikayetçi olduğunu belirtti.
Kiret'in kızı Olcay Kiret de daha önce aynı ocakta kaza meydana geldiğini, babasının o olayda yargılandığını aktararak, "Ocak sahibi H.D. değildir. Gerçek ocak sahibi H.B'dir. Onun yargılanmasını istiyorum." dedi.
Kiret'in oğlu Onur Kiret ise babasıyla aynı ocakta çalıştığını, saat 13.30 gibi ocağın içerisine baktığında kafa lambalarının yanmadığını, yaralı işçi İsmet Kabuk'un "Göçük oldu, yardım edin." şeklinde sesini duyduğunu, sonra dışarı çıkıp yakındaki maden ocağına haber verdiğini, ocağın içine girdiğinde Veysel Oruçoğlu'nun yaşadığını ancak babasının cevap vermediğini anlattı.
Ocağın sahibinin H.D. olmadığını söyleyen Kiret, "Ocağın sahibi H.B'dir. Buna ilişkin tanıklarım vardır. H.B. ile aramda WhatsApp yazışmaları vardır, gösterebilirim." diye konuştu.
Bunun üzerine mahkeme heyeti, müştekinin cep telefonunu inceleyerek, H.B. ile WhatsApp yazışmalarının çıktısının alınarak dosyaya eklenmesini istedi.
Kiret, E.S'nin iş güvenliği için sistemsel boşluk olduğu söyleminin doğru olmadığını belirtderek , şöyle devam etti: "H.B'nin oğlu M.B. 13 Şubat'ta babama, 'Bu havalandırmayı açmamız lazım, erken gel.' dedikleri için babamlar o dönem erken geliyordu. Erken gelişlerinin üçüncü günüydü. E.S'nin diğer günlerde de babamın erken geldiğinden haberi vardı. Normal şartlarda üretim yasak olmasına rağmen üretim yapılıyordu. Hala da yapılmaktadır."
Ziya Kiret'in eşi Şafak Nur Kiret, eşinin mühendisten habersiz bir şey yapmadığını, ocağın H.B'nin olduğunu, durumu H.D. üstlendiyse cezasını çekmesini istediğini kaydetti.
Duruşmada ölen Veysel Oruçoğlu'nun anne ve babası da ifade verdi.
Öte yandan, müşteki avukatı beyan verdiği sırada sanık avukatı müşteki vekilinin beyanına müdahale etmesi üzerine iki avukat arasında sözlü tartışma çıktı.
Müşteki avukatların savunmalarının ardından yeniden söz verilen sanık H.D, bu şirketi B.C'den üzerine aldığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "B.C'nin bu şirketi nasıl devraldığını bilmiyorum. Bu şirketi ortaklığını alırken herhangi bir şekilde para vermedim. Sadece evrak üstünde yetkili kişi benim. Bu ocağın faaliyetleriyle ilgili bir şeye karışmıyorum, işçilere talimat vermiyorum. Ocak H.B'nindir. 18 nolu sahayı benim üzerime yaptılar. Niye yaptıklarını bilmiyorum. Ben maaşlı çalışıyorum. Maaşımı H.B'den alıyorum. 150 bin lira maaş alıyorum. H.B. bana maaşı elden vermektedir. Bu ocakla H.B. ve oğulları ilgilenmektedir. Herhangi bir ihaleye girmedim. Sahayı devralırken kimseye para ödemedim."
Kazadan yaralı kurtulan ve tanık olarak dinlenen İsmet Kabuk, kendisini işe H.B'nin aldığını ama ocağın H.D'nin adına olduğunu bildiğini söyledi.
Kaza olan yerde nefesliği açtıklarını aktaran Kabuk, "Şefim Ziya Kiret'ti. Sabah gelmemi o söylemişti. Bizden başka o nefeslikte çalışan yoktu. Nefeslikte 3 gün çalıştık. Çalışma yaparken bir anda çalıştığımız tavan çöktü. Daha önce tahkimat yapılmış yerler göçmedi. Tahkimatı ağaçtan yapıyorduk. Tahkimat malzemesi sıkıntımız yoktu." ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanık H.D'nin tahliyesine karar vererek, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.
Olay
Gelik beldesinde özel şirketin işlettiği maden ocağında 16 Şubat'ta meydana gelen göçükte işçilerden 3'ü mahsur kalmış, kurtarma çalışmalarına başlayan ekipler, işçilerden İsmet Kabuk'u bulunduğu yerden yaralı çıkarmıştı.
Ekiplerin 7 saat süren çalışmaları sonucu işçilerden Veysel Oruçoğlu'nun cansız bedenine ulaşılmış, göçükte mahsur kalan işçi Ziya Kiret'in cansız bedeni ise yaklaşık 9 saat sonra maden ocağından çıkarılmıştı.
Kabuk ise tedavisinin ardından kaldırıldığı Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesinden taburcu edilmişti.
Göçükle ilgili gözaltına alınan maden ocağı sahibi olduğu öne sürülen H.D, 17 Şubat'ta çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.
(AA)
Evrensel'i Takip Et