Dirinin ağacını kestiler, ölünün mezarına tapu çıkardılar
Çine’deki Seferler köyü halkının Kaltun Madencilik kabusu bitmiyor. Halkın tapularının kaydırılmasıyla gündeme gelen şirketin açmak istediği atık döküm sahasında tarihi eserlerin tahrip edildiği iddia ediliyor.
Özer Akdemir
[email protected]
Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Seferler köyü Develiler mevkisinde, Kaltun Madencilik şirketinin albit madeni işletmesi için açmak istediği “pasa (atık) döküm sahası” köylülerin kabusu olmaya devam ediyor. Gazetemize bölgedeki son duruma dair foto ve video gönderen Seferler köylülerinden Ali Kocabıyık, asırlık fıstık çamlarının kesiminin hız kesmeden sürdüğünü, bölgedeki antik kalıntıların da maden şirketi tarafından yok edildiğini dile getirdi. Kocabıyık, tarihi eserlerin yok edilmesini şikayet etmek ve bunların koruma altına alınması için başvurduğu yetkililerin şikayetini kayıt altına alırken, alanın korunmasının zaman alacağını söylediklerini aktardı.
‘Tarihi yerleri belli olmasın diye dağıtıyorlar’
Kaltun Maden Şirketinin pasa döküm sahası olarak belirlediği alanın hemen güneyinde, Geyik Barajına bakan Sarıkayası ve Gavucuk mevkilerinde çok eski dönemlere ait mezarlar bulunuyor. Kendi arazisindeki fıstık çamları da şirket tarafından kesilen Develiler Mahallesi sakini Ali Kocabıyık, bölgedeki tarihi dokunun maden çalışmaları kapsamında kasten yok edildiğini ileri sürüyor.
Bölgedeki kaya mezarlarının ve antik kalıntıların şirket tarafından tahrip edildiğini vurgulayan Kocabıyık, “Eski mezarlar var, tarihini bilmediğim mezar taşları var. Buraları yavaş yavaş dağıtıyorlar, tarihi eser olduğu belli olmasın diye tahrip ediyorlar” diyerek duruma isyan ediyor.
Kültür varlıkları için ihbar hattından ‘zaman alır’ yanıtı
Bölgenin acilen “sit alanı” ilan edilerek koruma altına alınmasını isteyen Ali Kocabıyık, durumu yetkililere bildirmek için Kültür ve Turizm Bakanlığının 176 numaralı iletişim merkezini (Alo 176) aradığını ve şikayetinin kayıt altına alındığını belirtiyor. Ancak yetkililerden “Bunun incelenmesi zaman alır” yanıtını aldığını ifade eden Kocabıyık, sürecin hızlanması ve yıkımın durdurulması için doğrudan alanın bağlı olduğu Milas Müze Müdürlüğüne de ihbarda bulunacağını söylüyor.
Masa başında tapu kaydırma skandalı
Kaltun Madencilik’in pasa döküm alanı yapmak istediği alanda son yaptığı işlemler Türkiye madencilik tarihinde eşine az rastlanır bir “mülkiyet ve harita oyunu” iddiaları ile gündemdeki yerini koruyor.
Yöre halkının en önemli geçim kaynağı olan fıstık çamlarının bulunduğu verimli araziler, masa başında yapılan koordinat değişiklikleriyle (tapu kaydırma) orman arazisi olarak gösterildi. Köylülerin dededen kalma şahıs tapuları ise, hiçbir evin ve ağacın bulunmadığı, 1. derece arkeolojik sit alanı olan Havutlu Tepe antik kaya mezarlarının üzerine kaydırıldı.
Bu sayede şirket, köylülerin arazilerini kamulaştırma ya da acele kamulaştırma gibi zorlu ve pahalı hukuki süreçlere girmeden, doğrudan devletten orman arazisi kiralama yöntemiyle tahsisine aldı. 1947 yapımı dededen kalma evinin tapusu antik kaya mezarlarına kaydırılan Develiler Mahallesi’nden Salih Arslan’ın “Dedemizin evi kaya mezarında mıydı?” isyanı, bu hukuksuzluğun sembolü haline gelmişti.
‘Toprağımı almaya geleni arpa destesi gibi sererim’
Tapu oyunuyla orman arazisi ilan edilen alanlarda, kilosu binlerce lirayı bulan ve köyün temel geçim kaynağı olan fıstık çamları motorlu testerelerle acımasızca kesiliyor. Toplamda 3 bin ile 5 bin arasında ağacın kesilmesi hedeflenirken, şirketin 200 dönüm yeri işgal ettiğini belirten 82 yaşındaki Bekir Kocabıyık direnişinden vazgeçmiyor. Muğla Orman Başmühendisliğine giderek isyanını dile getiren Bekir Kocabıyık, “Bizim arazilerimizi orman idaresi ve maden şirketiyle ortaklaşa yiyorsunuz. Toprağımı almak için geleni arpa destesi gibi sererim” diyerek yaşam alanlarını maden şirketine teslim etmeyeceklerini vurguluyor.
Maden tozundaki silikozis tehlikesi
Bir yanda asırlık fıstık çamları kesilip köylülerin ekonomik damarları kesilirken, diğer yanda Kaltun Madencilik’in tesislerinden yayılan silika tozları hem kalan ağaçları kurutuyor hem de yöre halkında ölümcül silikozis hastalığına davetiye çıkarıyor. Köylüler, atalarından miras kalan doğayı ve binlerce yıllık antik tarihi kurtarmak için acil hukuki müdahale bekliyor.
Evrensel'i Takip Et