Man işçisi: ‘Ödememiz yapılmadı, borçla bayram yaptık’
Üretim için baskı ile çalıştırılan işçiler ailelerinden ve sosyal ilişkilerinden feragat ediyor. Ama karşılığı artan vergiler karşısında eriyen ücretler oluyor. Yan haklarımızda gerileme mevcut.
Fotoğraf: Connor Lucock/Pexels
MAN işçisi
MAN işçileri olarak iki aydır kâr payını (prim) beklerken Kurban Bayramı öncesinde payın yatırılmayacağını öğrendik. Bütün planlarımız altüst oldu. Bayrama hevesimiz kırık girdik. Türk Metal ise işçileri “Yüksek miktar almaya çalışacağız” diye oyalarken, son haftalarda “Alamayabiliriz ama uğraşacağız” açıklaması yaptı. İşçiler, tatil ve bayram planlarını verilecek prime göre ayarlamıştı. Şimdi eksiye girerek ve borçlanarak bayram geçirdik. Almanya’daki MAN işçilerinin kâr payı aldığı fabrikamızda ise müdürler ve SL’nin (amir) pay aldığı söyleniyor. Geçen sene 895 avro ile bayramı daha rahat geçirebilmiştik. Şimdi böyle bir seçeneğimiz bulunmuyor.
Bir kilo çikolatadan başladılar, şimdi primi kestiler’
Yan haklarımızda da bir gerileme mevcut. Bayram çikolatası gramajları düşürüldü. Ayakkabı çeklerinin fiyatı hâlâ belli değil. Bayram öncesi işçiler ailelerine ayakkabı çekiyle ayakkabı almak istiyordu; bunu bile yapamadılar. 1 kilo çikolatadan kısan yönetim karşısında bazı işçiler “Bunlar işten çıkarmaya başlayacaklar” diye düşünmeye başladı. Çünkü işçiler bu durumu fabrikanın işlerinin iyi gitmediği yönünde okuyor. İçeride de bu algı “Ne olacağı belli olmaz işinize sahip çıkın”, “Volkswagen (VW) zarar etmiş bu bize de yansır”, “Her denilene bakmayın” denilerek her gün yayılmak isteniyor.
Üretim için baskı ile çalıştırılan işçiler ailelerinden ve sosyal ilişkilerinden feragat ediyor. Ama karşılığı artan vergiler karşısında eriyen ücretler oluyor. Nasıl olsa eylül ayında enflasyona dayalı toplu sözleşme zammı alınacak gibi düşünülse de işçilerin çoğu yüzde 27’lik vergi diliminde. Enflasyon zamları sadece vergilerin ağır yükünü nispeten hafifletiyor.
Sendika ne yapıyor?
Son yedi aydır sendika sadece “Alacağız, namus borcu, yapacağız” demek dışında bir adım atmadı. TİS sürecinde işçilerin taleplerini aldıklarını, banka promosyonunda üç haneli almak “Namus meselesidir” deyip iki haneli promosyonda en iyisini yaptıklarını, enflasyon zammıyla başarı elde ettiklerini, kâr payında da yüksek miktarı almak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını söylemişlerdi. Sendika kâr paylarının verilmeyeceğini “Kâr payını alamadık ama sizlere kâr payından daha iyi bir hediyemiz olacak” diyerek açıkladı. İşçilerin ise bu söylenene hiçbir inancı bulunmuyor. İşçi, “En ihtiyacımız olduğunda kâr payını verselerdi” diye bakıyor.
Sendika sadece belli başlı olaylarda açıklama yapmak dışında uzun süredir bir adım atmıyor. Süreçlerde sadece “bilgilendirme” işlevi görüyor. Mücadele eden ve harekete geçiren, talepleri işçilerden doğrudan alan ve hedef olarak önüne koyan bir anlayışı göstermiyor. Bu ise bizlerin sürekli haklarımızdan ve ücretlerimizden kaybetmemize neden oluyor.
Birlikte hareket ettiğimizde kazandık
MAN işçisi uzun zamandır kendi kararıyla hareket etmiyor. Geçmişte belirli bölümlerde 15 dakika erken çıkma hakkının iptal edilmesine karşı kendi kararıyla eylem yaparak bu hakkını geri almıştı. Pandemi döneminde üretim duruşlarındaki kaybın işçilerin içeriye borçlandırılarak ve mesailerin telafi olarak sayılarak (İşçiler 1000 ile 1800 saat arasında borçlandırıldı sonra yapılan mesailer bu saatlerden düşürüldü.) karşılanmak istenmesi işçilerin tepkisi ve birlikte gösterdiği kararlı duruşla uygulamaya geçirilemedi. MAN işçisi birlikte hareket ettiğinde veya her bölümde kendi tartışmalarını yürüttüğünde hak kazanımları elde etti veya hakkın sürekliliğini başardı.
Evrensel'i Takip Et