Çeşme Ayasaranda'da betonlaşma tehlikesi büyüyor
İzmir'in Çeşme ilçesinde yer alan Ayasaranda bölgesindeki koruma altındaki kıyı şeridinde yapılan çevre tahribatına tepki gösteren Çeşme Çevre Derneği Başkanı Ahmet Güler; “Çeşme, sermayenin rant hesaplarına kurban ediliyor” dedi.
Fotoğraf: Çeşme Çevre Derneği
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir – Sahil şeridi betonlaşması, kıyı ekosistemlerini tehdit etmeye devam ediyor. Son yıllarda hızla artan bu tehlike halkın denize erişimini engellemekle birlikte, küresel iklim krizinin etkilerini artıran en büyük çevre sorunlarından biri haline geldi. Kıyı Kanunu bulunmasına rağmen; kaçak yapılar, dolgu alanları, lüks oteller ve beach club projeleri nedeniyle kıyılar hızla doğal yapısını kaybediyor.
Çeşme ilçesindeki Ayayorgi Koyu ve Yıldızburnu’ndaki doğa talanları hafızalardayken başka alanlarda da rant projeleri gitgide artıyor. Çeşme Ayasaranda’da beton bloklar yükselmeye devam ederken ve alt yapı yetersizliği gündemdeki yerini korurken, “turizm otel” için alınan imar izni altında rezidanslar ve çok katlı konutların inşaatı devam ediyor. Bölgede son yaşanan betonlaşmayı Çeşme Çevre Derneği Başkanı Ahmet Güler ile konuştuk.
Fotoğraf: Çeşme Çevre Derneği
“Çeşme’de betonlaşma tehlikesi büyüyor”
Çeşme’de diğer sahil şeritlerinde olduğu gibi betonlaşma tehlikesinin giderek arttığını belirten Güler, “Çeşme Belediyesi'nin 2003 yılında resmi imar planına göre Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı içinde yer bölgede sadece ‘Günübirlik Tesis Alanı’ olarak belirlenmesine rağmen Ayasaranda Bölgesi, 3319 Sokak'ta yer alan taşınmazda Demirok İnşaat şirketine ait NOA Sunrise Projesi kapsamında çok katlı betonarme bir rezidans inşaatı devam ediyor. Yapı şikâyet tarihimiz itibarıyla üçüncü katına ulaşmış durumda.” dedi.
“Çok katlı ve konut inşaatı yapılamaz”
Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı hatırlatan Güler, “Bu alanda kalıcı, çok katlı ve konut niteliğinde yapı inşa edilmesi hukuken kesinlikle mümkün değildir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca günübirlik turizm alanlarında yalnızca 1 katı ve H=4,50 m yüksekliği aşmayan hafif yapılara izin verilebilmektedir. İnşaat bu sınırları açıkça aşmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32 ve 42. maddeleri uyarınca durdurma ve yıkım kararı verilmesi yasal zorunluluktur; buna karşın inşaatın kesintisiz sürmesi denetim mekanizmalarının işlevsiz kaldığını göstermektedir” diye konuştu.
Yapılaşma tarım arazilerini tehdit ediyor
Ayasaranda'daki yapılaşmanın tarım arazilerini de tehdit ettiğinin altını çizen Güler, “Bu yapı tek başına değerlendirilemez. Kıyı şeridinden zeytinliklere, tarım arazilerinden koruma alanlarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada rezidanslar ve siteler hızla çoğalmaya devam ediyor. Çeşme, denizin ve Ege rüzgârının kenti olmaktan çıkıp bir beton yığınına dönmektedir. Kıyılarımız artık kamu yararına değil, özel sermayenin kâr hesaplarına göre şekillenmektedir” dedi.
Çeşme Çevre Derneği, Koruma Amaçlı Nazım İmar Planına aykırı olduğu rezidans inşaatı için önerilerini şöyle sıraladı:
NOA Sunrise inşaatının derhal durdurularak, mühürlenmesi,
Yapı ruhsatı verilip verilmediğinin ve ilgili imar planı değişikliklerinin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması
3621 sayılı Kıyı Kanunu ve 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında yıkım ve idari yaptırım kararlarının gecikmeksizin uygulanması,
Çeşme genelindeki kıyı ve koruma alanlarında bağımsız ve kapsamlı bir denetim sürecinin başlatılması.
Evrensel'i Takip Et