TTB’den çarpıcı 19 Mart raporu: 'Orantısız güç sağlık sorunlarına yol açtı, hak ihlalleri belgelendi'
TTB raporu: 19 Mart protestolarında kimyasal ajanlara (biber gazı) maruz kalanların yüzde 84’ü birden fazla kez hedef alındı, yüzde 33’ü yaralandı. Yardım alamama nedeni ise gözaltı korkusu!
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Eylem Nazlıer
[email protected]
Türk Tabipleri Birliği (TTB), 19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görevden alınmasının ardından ülke geneline yayılan protestolarda güvenlik güçlerinin kullandığı gösteri kontrol ajanlarının sağlık etkilerini ve hak ihlallerini mercek altına alan kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporda, 2 binden fazla kişinin katılımıyla elde edilen bulgular, yaşanan sağlık sorunlarının boyutunu ve orantısız güç kullanımı iddialarını gözler önüne seriyor.
TTB, 2-10 Nisan 2025 tarihleri arasında internet sitesi ve sosyal medya üzerinden yürüttüğü anket çalışmasına 2.165 kişinin katıldığını açıkladı. Katılımcıların yaş ortalaması 23.5 olarak hesaplandı.
Maruziyetin en yoğun olduğu iller sırasıyla İstanbul (yüzde 56.1), Ankara (yüzde 32.8) ve İzmir (yüzde 6.7) olarak kaydedildi.
Maruziyet: Yakın mesafe, uzun süre, tekrarlı etki
Rapora göre katılımcıların yüzde 84.2’si kimyasal ajanlara birden fazla kez maruz kaldı. Ortalama maruz kalma süresi 5.5 saat olarak bildirildi. Katılımcıların yüzde 40.8’i kimyasal ajana 1 metreden daha az mesafede, yüzde 40.5’i ise 1-5 metre mesafede maruz kaldığını ifade etti. Yani toplamda yüzde 81.3’lük bir kesim beş metreden daha yakın mesafede etkilenmiş durumda.
Katılımcıların yüzde 60.3’ü “çok yoğun etkilendim” derken, yüzde 39.1’i “biraz etkilendim” yanıtını verdi. Yalnızca yüzde 0.4’lük bir oran etkilenmediğini belirtti.
Semptomlar: Öksürükten solunum durdurmasına geniş bir yelpaze
Kimyasal ajanlara maruziyet sonrası en sık bildirilen semptomlar şöyle sıralandı: Öksürük yüzde 86.7, boğazda yanma yüzde 71.1, nefes darlığı yüzde 67.4, göz yaşarması yüzde 65.5, burun akıntısı yüzde 60.9, gözde batma/yanma yüzde 60.4.
Daha ciddi solunum sistemi bulguları arasında solunum durması (yüzde 10.6) ve astım krizi başlaması (yüzde 10.6) da yer aldı. Katılımcıların bildirdiği diğer semptomlar arasında deride yanma (yüzde 48.8), görme bulanıklığı (yüzde 35.8), bilinç bulanıklığı/kaybı (yüzde 7.1) ve işitme kaybı (yüzde 1.7) bulunuyor.
Bir saatten uzun süre devam eden semptomlar arasında ise öksürük (yüzde 51.6), deride yanma (yüzde 36.6), boğazda yanma (yüzde 33.9) ve gözde kızarıklık (yüzde 31.0) ilk sıralarda.
Raporda yer verilen tanıklıklardan biri şöyle: “Gaz fişeğinden dolayı nefes alamama ve bilinç kaybı yaşadım. Gözümün hemen altına, elmacık kemiğinin üstüne gaz kapsülü isabet etti.”
Plastik mermi ve gaz fişeği yaralanmaları
Katılımcıların yüzde 33.6’sı (727 kişi) gaz fişeği, plastik mermi ya da biber gazı kapsülü nedeniyle yaralandığını bildirdi. En sık yaralanan vücut bölgeleri: Bacaklar: yüzde 51.3, sırt yüzde 25.7, diz ve altı yüzde 23.3, kollar yüzde 22.4, baş/saçlı deri yüzde 19.9, yüz yüzde 12.2, göz yüzde 7.
Yaralanma türlerinde morarma (yüzde 39.8), kızarıklık (yüzde 36.4), sıyrık (yüzde 12.6) ve açık yara (yüzde 4.1) öne çıkıyor. Bir katılımcı “Plastik mermi tam kulağıma geldi, ilk 25 dakika hiçbir şey duyamadım” derken, bir diğeri “Kafama üç-dört cop darbesi aldım, aynı anda yüzüme yakın mesafeden kimyasal sıkıldı” ifadelerini kullandı.
Sağlık yardımına erişim ve güvenlik endişesi
Raporun en çarpıcı bulgularından biri, kimyasal ajanlara maruz kalanların yalnızca yüzde 2.8’inin (64 kişi) hastane veya ambulans görevlilerinden yardım alabilmesi oldu. Katılımcıların yüzde 68.9’u hiçbir yardım almadığını belirtirken, yüzde 24.7’si gönüllü sağlık çalışanlarına ulaştı.
Yaralanma yaşayanlar arasında ise yardım almama oranı yüzde 82 gibi çok yüksek bir düzeyde seyretti. Tanıklıklar, bu durumun temel nedeninin “hastaneye gidersem gözaltına alınırım” korkusu olduğunu gösteriyor. Bir katılımcı, “Kafamdan plastik mermi ile vuruldum, kan kaybı yaşadım fakat tedavi olmadım. Tedavi amaçlı gideceğim hastaneden gözaltına alınma durumum olabilirdi” dedi.
Devam eden sağlık sorunları ve psikolojik etkiler
Anketin yapıldığı dönemde (nisan başı) katılımcıların önemli bir kısmı daha önce yaşamadığı ve halen devam eden semptomlar bildirdi: Öksürük yüzde 20.3, nefes darlığı yüzde 13.5, sivilce benzeri döküntüler yüzde 9.1, yürürken dengesizlik yüzde 3.4, el ve ayaklarda kas güçsüzlüğü yüzde 2.7, parmaklarda uyuşma ve karıncalanma yüzde 4.1.
Psikolojik etkiler de raporda geniş yer buldu. Katılımcılar travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete ataklarında artış, yoğun kabus görme, takip edilme hissi ve ev baskını korkusu gibi sorunlar yaşadıklarını dile getirdi. Bir tanıklıkta “Polisin şiddetine maruz kaldığım anları düşündüğümde göğsüm daralıyor, nefes almakta güçlük çekiyorum” ifadesi yer aldı.
Ağır hak ihlali iddiaları
Raporda, kimyasal ajan maruziyetinin ötesinde ağır hak ihlallerine de dikkat çekildi:
Numarasız kask kullanan polislerin göstericileri yardım vaadiyle yönlendirerek gözaltına aldığı,
Gözaltında “sağlık muayenesi” adı altında muayenelerin nezarethanelerde yapıldığı,
Cinsel şiddet ve çıplak arama iddiaları (özellikle kadın ve LGBTİ+ bireylere yönelik),
Kapalı alanlara da gaz sıkıldığı, bu durumdan İBB çalışanlarının bile etkilendiği.
Bir katılımcı “Gözaltı sürecinde kadın polis tarafından üst araması yapıldı, cinsel organımı elleyerek uyarmama rağmen dalga geçti” derken, bir başkası “96 saatlik gözaltı süremizde hastaneye gitme talebimize rağmen valilik kararı gerekçe gösterilerek doktorlar tarafından nezarethanede muayene edildik” ifadelerini kullandı.
TTB: Orantısız güç kullananlar yargılanmalı
Raporun sonuç bölümünde TTB, gösteri kontrol ajanlarının kullanımının yasaklanması gerektiğini vurgulayarak şu talepleri sıraladı:
Kimyasal ajanlar (CS, CN, OC) “kimyasal silah” niteliği taşıdığından yasaklanmalı.
Orantısız güç kullanan, yaralama ve öldürme kastıyla hareket eden tüm güvenlik görevlileri yargılanmalı.
Gözaltında sağlık muayenelerinin adli tıp kurumlarında yapılması sağlanmalı.
Cinsel şiddet iddiaları titizlikle soruşturulmalı.
Protesto sonrası psikolojik destek hizmetleri sunulmalı.
TTB, “Hekimlik meslek ahlakının gereği olarak yaşam hakkını, sağlık hakkını ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunmaya devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.
Evrensel'i Takip Et