Kayapınar’da afet toplanma alanı imara açıldı: 70 milyar liralık rant iddiası var
Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki en büyük afet toplanma ve mera alanının “rezerv yapı alanı” ilan edilerek imara açılmasına karşı hukuk mücadelesi sürüyor.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Diyarbakır – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının, Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde yer alan ve kentin en büyük afet toplanma alanlarından biri olan 33 hektarlık (1300 dönüm) mera alanını sessiz sedasız “rezerv yapı alanı” ilan etmesine tepkiler sürüyor. Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Diyarbakır Şubesi, şubat ayında kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle idari yargıya başvurdu. ŞPO Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Serhat Meydan, yasal mevzuattaki değişikliklerin kentleri ranta açma aracı olarak kullanıldığına dikkat çekerek
‘Bakanlık kararı gizlice aldı’
Sürecin şeffaf yürütülmediğine ve kararın ilan edilmediğine vurgu yapan Serhat Meydan, “Bakanlık bu kararı 14 Ocak’ta kendi içinde, bakanlık oluruyla aldı. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri gibi ilan edilmiyor. Biz bu kararı içerideki, kentini seven arkadaşlardan duyup harekete geçtik. Ortada henüz bir imar planı yok ancak tapuya şerh koydurarak altyapı hazırlıklarına başlamışlar” ifadelerini kullandı.
‘Hem toplanma alanı hem de rezerv alan’
6306 sayılı Kanun olan kentsel dönüşüm mevzuatındaki çelişkilere dikkat çeken Meydan, şunları söyledi: “Merkez yönetim 6306 sayılı Yasa’yı iki amaçla kullanıyor: Birincisi riskli yerlerin taşınması, ikincisi dönüşüme finansman sağlanması. Fakat şu an bakanlığın Diyarbakır’da böyle bir kentsel dönüşüm gündemi yok. Açıkça yapıp satacaklar. Kanun kendi içinde çelişiyor: Deprem toplanma alanını da bu kanuna dayanarak ilan ediyorsun, sonra aynı kanunla orayı rezerv yapı alanı yapıp imara açıyorsun.”
‘İki kat zararla bize dönecek’
Kayapınar’daki bu devasa alanın deprem döneminde çadır kent kurulan, insanların sığındığı hayati bir nokta olduğunu hatırlatan Meydan, alanın imara açılmasının kentsel riskleri ikiye katlayacağına dikkat çekti. Depremi yaşadıklarını ve bu alanları sadece deprem anındaki 1-2 saat için değil, sonrasında evine giremeyen insanların barınması için kullandıklarını hatırlatan Meydan “Burayı imara açtığınızda hem afet toplanma alanını yok ediyorsunuz hem de bölgeye yeni binalar dikerek nüfus yoğunluğunu artırıyorsunuz. Bu durum kente iki kat zararla geri dönecektir” uyarısını yaptı.
‘60-70 milyar liralık bir rant beklentisi var’
Arazinin büyüklüğüne ve ekonomik değerine vurgu yapan Meydan, ortaya çıkan tablonun memleketi parsel parsel satmak deyiminin tam karşılığı olduğunu söyledi. Geçen yıllarda o muhitte 40-50 dönümlük bir arazinin yaklaşık 2 milyar liraya satıldığı bilgisini veren Meydan “Bahsettiğimiz bu rezerv alan ise tam 1300 dönüm. Bugünün piyasasında orada en az 60-70 milyar lira civarında bir rant beklentisi var. Kentin bütünü her anlamda ele geçirilmiş durumda. Bir tarafta madenler, bir tarafta bu araziler. Gerçekten memleketi parsel parsel satıyorlar” diye konuştu.
‘Hem usulsüz hem de şehircilik ilkelerine aykırı’
Açtıkları davanın hukuki ve teknik zeminini aktaran Meydan, kararın şehircilik ilkelerini açıkça çiğnediğine dikkati çekti. Bu kararın Meralar Komisyonuna girmeden, alan mera statüsünden çıkarılmadan alındığını aktaran Meydan “Ayrıca üst ölçekli planlarla ciddi bir uyuşmazlık var. Kentin çevre düzeni planında da 5 binlik nazım imar planında da bu bölge ‘büyük yeşil alan ve park’ olarak geçiyor. Yapılan şey hem planlama hiyerarşisine aykırı hem de usulsüzdür” dedi.
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
‘Diyarbakır’ın konut ihtiyacı yok’
Kentte yeni konut alanlarına ihtiyaç olup olmadığı sorusuna yanıt veren Meydan, Ankara’dan masa başında yapılan planların yereli yansıtmadığını dile getirdi. Diyarbakır’da yeterince konut stoku olduğunu, yeni bir konuta ihtiyaç olmadığını aktaran Meydan “Diyarbakır’ın asıl ve en büyük problemi Bağlar’da. Çözüm, kapalı kapılar ardında rant planları yapmak değil, mahalle meclislerinin kurulduğu, halkın kendi parkına ve alanına karar verdiği ‘katılımcı planlama’ modelidir. Belediye bünyesinde kentsel dönüşüm ofisleri kurulmalı ve süreç halkla birlikte işletilmelidir” çağrısını yaptı.
‘Belediyeler sadece çöp toplasın istiyorlar’
Son dönemde yerel yönetimlerin yetkilerini kısıtlamaya yönelik yasa hazırlığı iddialarına da değinen Serhat Meydan, merkezi yönetimin zihniyetini şu sözlerle özetledi: “AKP iktidarı, büyükşehirleri kaybettikten sonra parsel bazlı plan değişikliği yetkisini kaldırması zihniyetlerini anlamak açısından çarpıcı. Şimdi de belediyelerin imar yetkilerini ellerinden alarak onları sadece ‘çöp toplayan’ birer temizlik şirketine dönüştürmek istiyorlar. Tüm yetkiyi merkezde toplayıp tek adam rejiminin bir parçası haline getirmeye çalışıyorlar.”
Evrensel'i Takip Et