27.05.2026 18:01 / Güncelleme: 19:32

Günlük alışkanlığın görünmeyen yüzü: Deodorantlar sağlığımızı tehdit ediyor mu?

Deodorant ve ter önleyicilerdeki bazı kimyasallar sağlık tartışmalarını sürdürürken, uzmanlar içerik kontrolü ve bilinçli ürün seçiminin önemine dikkat çekiyor.

Günlük alışkanlığın görünmeyen yüzü: Deodorantlar sağlığımızı tehdit ediyor mu?

Fotoğraf: Tarek Shahin/Pexels

Hasan Can Bilici
[email protected]


Güvenli bir yaz sabahı. Duştan çıkıp koltuk altınıza sürdüğünüz o küçük, görece masum görünen deodorant veya ter önleyici (antiperspirant). Bu ürünler çoğumuz için güne başlamanın vazgeçilmez bir parçası. Ancak son yıllarda giderek artan bilimsel araştırmalar ve kamuoyu endişeleri, bu günlük alışkanlığın perde arkasında gizlenen potansiyel tehlikeleri gün ışığına çıkarıyor.

En büyük tartışma, terlemeyi fiziksel olarak engelleyen antiperspirantların temel bileşeni olan alüminyum üzerinde yoğunlaşıyor. Bu bileşikler ter kanallarında jöle benzeri bir tıkaç oluşturarak terin cilt yüzeyine çıkmasını engelliyor. Ancak bu "engelleme" sürecinin olası bedelleri var.

Meme kanseri riski: Bazı bilim insanları, alüminyumun vücutta östrojen benzeri bir etki yaratarak meme kanseri riskini artırabileceğini öne sürüyor. Bu endişeyi destekleyen çalışmalar mevcut. Prof. Dr. Philippa Darbre gibi araştırmacıların laboratuvar çalışmaları, alüminyumun meme hücrelerinde genetik hasara yol açabileceğini göstermiştir. 2002'de yapılan bir çalışmada deodorant kullanım sıklığı arttıkça meme kanseri riskinin arttığı gözlemlenirken, bu bulgular diğer araştırmalarda (örneğin 2006'daki bir çalışma) tekrarlanamamıştır. Ohio State Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi'nden dermatolog Dr. Susan Massick ise bu endişelerin, kapsamlı araştırmalarla çürütülmüş birer "mit"ten ibaret olduğunu savunuyor. Kanser Derneği de dahil olmak üzere birçok kuruluş, bu konuda henüz net ve kesin bir bağlantı kurulamadığını belirtiyor.

Alzheimer bağlantısı: Alüminyum maruziyeti ile Alzheimer hastalığı arasında olası bir ilişki de uzun süredir araştırılan bir diğer konu. Ancak bugüne kadar antiperspirant kullanımının Alzheimer'a neden olduğuna dair kesin bir bilimsel kanıt bulunmuyor.

Sadece alüminyum değil: Deodorantların kimyasal kokteyli

Deodorantların potansiyel zararları sadece alüminyumla sınırlı değil. İçerdikleri diğer kimyasallar da en az alüminyum kadar tartışma konusu.

Parabenler (koruyucular): Kozmetik ürünlerin raf ömrünü uzatmak için kullanılan bu kimyasallar, vücutta zayıf da olsa östrojen benzeri bir etki gösterebiliyor. Prof. Dr. Darbre'nin araştırmaları, parabenlerin meme dokusunda biriktiğini ortaya koymuştur. Her ne kadar FDA ve Avrupa düzenleyici kurumları mevcut konsantrasyonları güvenli bulsa da, "kanıt yokluğunun, yokluğun kanıtı olmadığı" uyarısı yapılıyor.

Triklozan (antibakteriyel): Birçok deodorantta kokuya neden olan bakterileri öldürmek için kullanılan bu madde, hayvan çalışmalarında tiroid fonksiyonlarını bozma potansiyeli ile ilişkilendirilmiştir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve Avrupa Birliği gibi otoriteler, triklozanın bazı ürünlerde kullanımını kısıtlamış veya yasaklamıştır.

Ftalatlar (koku sabitleyici): Genellikle "parfüm" etiketi altında gizlenen ftalatlar, endokrin (hormonal) sistemi bozucu etkileriyle bilinir. Özellikle gelişim ve üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar mevcuttur.

Tahriş ve alerjik reaksiyonlar: Kimyasal kokteylin en belirgin ve yaygın etkisi, doğrudan cilt üzerinde görülüyor. 2024'te yayınlanan bir araştırmaya göre, katılımcıların yaklaşık yüzde 25'i deodorant kullanımına bağlı kaşıntı (yüzde 26), renk değişikliği (yüzde 25) ve kızarıklık (yüzde 8) gibi yan etkiler bildirmiştir. Özellikle tıraş sonrası gibi cildin bariyer fonksiyonunun zayıfladığı dönemlerde bu risk daha da artıyor.

Bilimsel uzlaşma nerede? Belirsizliğin ve "kokteyl etkisi"nin getirdiği zorluklar

Konuya ilişkin en büyük sorun, bilimsel çalışmaların çelişkili sonuçlar vermesi ve henüz bir uzlaşı sağlanamamış olmasıdır. Bu belirsizlik hem tüketiciler hem de bilim insanları için bir muammadır.

Uzmanlar, bu belirsizliğin altında yatan en önemli faktörlerden birinin, söz konusu "kimyasal kokteyl etkisi" olduğunu söylüyor. Laboratuvar ortamında tek tek ele alındığında düşük risk taşıyan maddelerin, bir araya geldiklerinde yaratabilecekleri sinerjik etki, mevcut test yöntemleriyle tam olarak anlaşılamamaktadır. Bu durum, "güvenli" sınırların belirlenmesini oldukça zorlaştırmaktadır.

Ne yapmalı? Bilinçli tüketici olmanın yolları

Bilim dünyası tartışmalarını sürdürürken, bireyler olarak kendi sağlığımızı korumak adına atabileceğimiz somut adımlar var:

İçerik etiketlerini okuyun: En önemli adım, kullandığınız ürünlerin içerik listesini dikkatlice incelemektir. Alüminyum tuzları (Aluminum Chlorohydrate, Aluminum Zirconium), parabenler (methylparaben, propylparaben vb.), triklozan ve "parfüm" veya "fragrance" ibarelerine karşı dikkatli olun.

Doğal ve şeffaf içerikli alternatifleri tercih edin: Alüminyum, paraben ve ftalat içermeyen, doğal ve organik içeriklerle formüle edilmiş deodorantlar giderek yaygınlaşıyor. Türk Kanser Derneği de özellikle alüminyumsuz ve parfümsüz ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.

Uygulama şeklinize dikkat edin: Deodorantı asla tıraştan hemen sonra, cildiniz tahriş olmuşken veya herhangi bir kesik, çatlak üzerine uygulamayın.

"Daha az, daha sağlıklı" kuralını hatırlayın: Günde onlarca kez sıkmak veya sürmek yerine, ihtiyaç duyduğunuz kadar kullanmak en doğrusu.

27.05.2026 13:07 / Güncelleme: 13:24

Çine'de madencilik ve silikozis tehdidi Aydın'da masaya yatırılıyor

Türk Toraks Derneği ve Aydın Tabip Odası öncülüğünde Aydın'da düzenlenecek toplantıda, Çine ilçesindeki maden ocakları ve öğütme tesislerinden kaynaklanan silika tozunun çevre ve işçi sağlığı üzerindeki etkileri ele alınacak.

Çine'de madencilik ve silikozis tehdidi Aydın'da masaya yatırılıyor

Fotoğraf: Zeynep Coşkun

27.05.2026 14:18

Çin, ABD kuşatmasına karşı Küba'nın yanında olduklarını açıkladı: Askeri güç tehdidine karşıyız

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, ABD'nin askeri tehditlerini artırdığı Küba'ya destek vererek, "Ülkeler herhangi bir gerekçeyle başka devletlerin egemenliğini ihlal etmemeli" dedi.

Çin, ABD kuşatmasına karşı Küba'nın yanında olduklarını açıkladı: Askeri güç tehdidine karşıyız

Fotoğraf: Matthias Oben/Pexels

27.05.2026 09:48

İstanbul'da bayramın ilk gününde yollar boş kaldı: Trafik yoğunluğu yüzde 4 olarak ölçüldü

İstanbul'da 9 günlük Kurban Bayramı'nın birinci gününde yollar boş kaldı. İBB Trafik Yoğunluk Haritası verilerine göre yoğunluk yüzde 4 olarak ölçüldü.

İstanbul'da bayramın ilk gününde yollar boş kaldı: Trafik yoğunluğu yüzde 4 olarak ölçüldü

Fotoğraf: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!