‘Sisteme dur diyecek tek güç birleşik mücadele’
"Sabahtan akşama kadar bir kilo et için çalışıyorum, bir pantolon alamıyorum. En büyük banknotla ancak bir kilo biber alabiliyorsun. Bir alternatif bulmak lazım."
Fotoğraf: Evrensel
Kıvılcım Eftelya
[email protected]
Malatya – CHP’nin 38. Olağan Kurultayına yönelik verilen “mutlak butlan” kararı sokakta nasıl karşılık buluyor? Malatya’da tekstil ve mağaza işçileriyle, üretici köylülerle ve BİRTEK-SEN Malatya Temsilcisi Halime Sancak ile hem bu kararı hem de her geçen gün ağırlaşan yaşam koşullarını konuştuk. Antidemokratik uygulamalara, baskılara ve yoksulluğa karşı ortak ses, birleşik bir mücadelenin gerekliliği…
‘Bir kilo et için sabahtan akşama çalışıyorum’
İlk olarak Tekstil İşçisi Mehmet ile konuşuyoruz. “Mutlak butlan” kararının topluma yönelik topyekûn bir müdahale olduğunu ifade eden Mehmet, CHP’nin gerçek sorunlara hitap edemediğini düşünüyor. Alternatif yol olarak emekçilerin kendi içlerinden bir güç çıkarması gerektiğini belirtiyor: “Ben akşama kadar asgari ücrete çalışıyorum. Sabahtan akşama kadar bir kilo et için çalışıyorum, bir pantolon alamıyorum. En büyük banknot 200 lira. Bir kilo biber 200 lira. En büyük banknotunla ancak bir kilo biber alabiliyorsun. Bir alternatif bulmak lazım.” Ağır vergi yüküne de değinen işçi, “Geçenlerde gördüm; 28 bin işçinin ücretinden kesilen vergi, Türkiye’nin en büyük iki sanayi şirketinin ödediği vergiye eşit” diyerek adaletsizliği dile getirdi.
‘Bu sisteme diktatörlük denir’
Bir mağazada paketleme işçisi olarak çalışan Ali de mutlak butlan kararını siyasi bir kuşatma olarak yorumladı: “Mutlak butlan kararı beni şaşırtmadı. Hükümet tabanından destek kaybettiği için böylesi bir hamle yaptı. İktidar; halkın şu an muhalefette birinci parti olan CHP’ye yöneldiğini görünce ‘CHP’nin arterlerini ortadan kaldırayım, eskiden kendime yardımcı olan Kılıçdaroğlu’nu tekrar yerine atayayım’ dedi. Çünkü ülkenin bütün güçleri, hukuk elinde. Her yere müdahale edebiliyor.”
İktidarın ana muhalefete yönelik kayyım operasyonları ve yargı müdahaleleriyle emekçi halka mesaj verdiğini düşünen Ali, “Bunun çözümü sadece emekçi halkın, işçinin, köylünün birleşmesinde ve bu sisteme dur deyip, yeni bir düzen kurmasında. Ses çıkarmamamız durumunda ülkenin yer altı ve yer üstü kaynakları sermayeye teslim ediliyor. Tıpkı Karadeniz Bölgesi’nde, Ordu’da, köylerde maden ocakları yapmaları gibi. Yabancı şirketlere peşkeş çekiyorlar ülkemizin yer altı zenginliklerini. Umut işçide, köylüde var. Onların birleşip bu sistemi ortadan kaldırması gerekiyor” dedi.
‘Düşünceni söylemedikten sonra zaten Silivri’desin’
Siyasi krizlerin faturasının her zaman halka kesildiğini vurgulayan Üretici Köylü Vedat ise “Dolar ve altın yükselecek, ondan sonra bir zam dalgası olarak geri gelecek. Merkez Bankası parayı dışarıdan, Londra’daki tefecilerden doları toplayıp getiriyor, buradan piyasaya basıyor. Bunun geri ödemesini de vergilerle, zamlarla sokaktaki vatandaşa yükleyecekler” dedi. CHP’ye yönelik hamlelerle işçilerin grev yasaklarının, hak savunucularının tutuklanmasının aynı politikanın parçası olduğunu söyleyen Vedat, “İktidar, yargı yoluyla herkesi copluyor. Kim ‘Ben varım, benim fikrim var’ diyorsa oradan saldırıyor. Tek başına sendikalaşma da yeterli değil. Demokratik hakları kullanarak sokağa inmek, protesto hakkını kullanmak gerekli” ifadelerini kullandı.
‘Yan yana durmaktan başka seçenek yok’
BİRTEK-SEN Malatya Temsilcisi Halime Sancak, son dönemde artan baskılara, yoksulluğa ve sömürüye karşı yükselen toplumsal muhalefetin, tek adam iktidarının bekasını tehlikeye soktuğunu ifade etti. Sancak, “Orta vadeli program adıyla iktidar, emekçilerin ekmeğini dilim dilim; işçilerin kanını oluk oluk; ülkenin topraklarını karış karış yurt içi ve yurt dışı sermayenin talanına açıyor. Karşısında harekete geçen, sokağa çıkan, hakkını arayan, grev yapan herkese karşı tek adam iktidarının cevabı; grev yasağı, gözaltı, tutuklama, kayyım ve seçim iptali oluyor” dedi. Son yerel seçimlerde iktidarın ‘millet iradesi’ dayanağını kaybettiğini ve artık zor yoluyla koltuğu elinde tutmak istediğini vurgulayan Sancak, “Saldırı yalnız CHP kurultayına ya da CHP yönetimine dönük değil; gelişen işçi hareketine, toplumsal muhalefete, her türlü demokratik hak mücadelesi yürüten tüm kesimlere yöneliktir. Kontrol edemediği muhalefeti zor yoluyla sindirmek isteyen bu sisteme karşı, bugün yan yana durmaktan ve birleşik mücadeleyi büyütmekten başka seçenek yok” dedi.
‘Elimizi taşın altına koymalıyız’
Ford işçisi
Kocaeli
Ülkemizin tarihi açısından yine çok önemli bir kırılma anından geçiyoruz hissediyorum. Bir işçi olarak bunu dokunulmazlıklar kaldırıldığında böyle net hissetmiştim. Zaten onun da sonuçlarını hep beraber görüyoruz. Yaşanan son olaylarda hiç kimsenin bir şey konuşmaması ilgimi çekti. Çevremde sorduğum çoğu arkadaşımın konuyla alakalı bir bilgisi ya da fikri yoktu. Zaten butlan kelimesi hepimizin hayatına daha 3 gün önce girdi. Merkez Bankasının doları tutmak için 10 milyar dolar bozdurduğuna dair bilgiler yayıldıktan sonra fabrikadaki arkadaşların da ilgisini çekti. İş paraya gelince ilgimizi çekiyor, normal. Ama ülke yalnızca ekonomiden ibaret değil. Demokrasi, liyakat, adalet bunlar hepimize lazım. “Bunlar işçilerin konusu değildir, onları ilgilendirmez” diye bir şey söz konusu değil. İşçi aldığı maaştan ibaret değil. Onlar bizi öyle görüyor olabilir ama biz bu ülkeyi her gün yeniden ürettiğimizin farkında olmalıyız. Sendikadan dem vuruyoruz, ülkede olmayan adaleti, liyakati onlardan bekliyoruz. Bizim de grevlerimiz yasaklanıyor ancak o zaman kızıyoruz. Bugün başımıza gelmedi diye yarın gelmeyecek diye bir şey yok. Bu ülke hepimizin. Yapılan kötülüklere ses çıkarmamak, takip etmemek, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın modunda kalmak, bu ülkeye en büyük ihanet olur. Bu ülkenin üreteni biziz, asıl buralarda elimizi taşın altına koymalıyız, alanlarda olmalıyız.
Evrensel'i Takip Et