Kurban pazarında enflasyon darbesi: Üretici maliyetin, işçi fiyatın altında eziliyor
2026 kurban pazarında büyükbaş hisseleri 60 bin TL’ye ulaşarak işçinin alım gücünü bitirdi. 400 kiloluk bir hayvanı alabilmek için tam 6 asgari ücretlinin tüm ücretlerini harcaması gerekiyor.
Fotoğraf: Annie Spratt/Unsplash
Andaç Aydın Arıduru
[email protected]
Barış Salık
[email protected]
Bugün başlayan Kurban Bayramı, işçi ve emekçilerin sofralarına, hayvan satarak geçimini sağlayamaya çalışan üreticilerin tezgahlarına uğramadı. Üretici kanadında, geçtiğimiz yıla göre saman fiyatları yüzde 106.3 artışla 7 bin 768 TL’ye, besi yemi yüzde 37.7 oranında yükselerek 17 bin 673 TL’ye ve mazot ise yüzde 46’lık artışla 68.51 TL’ye ulaştı. Özellikle Kars’tan İstanbul’a gerçekleşen bir sevkiyatın nakliye bedelinin 70 bin TL’den 95 bin TL’ye çıkması, lojistik masraflarının kurbanlık maliyetlerine doğrudan yansıdığını gösteriyor. Tüketici cephesinde ise büyükbaş hayvan fiyatlarında yüzde 36.9, küçükbaşlarda ise yüzde 29.3 oranında artış kaydedildi. 28 bin 75 TL olan net asgari ücretin, 25 bin TL ile 60 bin TL bandında değişen büyükbaş hisse bedelleri karşısındaki durumu, emeğiyle geçinen milyonlarca yurttaşın alım gücündeki daralmayı rakamsal olarak teyit ediyor. Oluşan bu maliyet ve fiyat tablosu, asgari ücretlilerin kurban alımında bireysel alımdan ziyade çoklu hisse ortaklıklarına yönelme eğilimini mecburi kılıyor.
Üreticinin emeği yem ve nakliye masrafına yetmiyor
Pazarda çadır kuran bir üretici için Kurban Bayramı, bir yılın emeğinin karşılığını alma ümidi taşıyor; ancak 2026 verileri üreticinin üzerindeki yükün ne kadar ağırlaştığını kanıtlıyor. Üretici, sadece hayvanı beslemekle kalmıyor; yemden nakliyeye, veterinerden pazar yeri kirasına kadar her kalemde katlanarak artan maliyetlerle savaşıyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) tarafından paylaşılan verilere göre üreticiyi zora sokan çarpıcı maliyet artışları arasında saman fiyatlarının geçen yıla göre yüzde 106.3 artarak 3 bin 733 TL’den 7 bin 768 TL’ye yükselmesi dikkat çekiyor. Besi yemi yüzde 37.7 zamlanarak 17 bin 673 TL seviyesine çıkarken, mazot fiyatları yüzde 46’lık bir artışla 68.51 TL’ye fırladı. Ayrıca, Kars’tan İstanbul’a yapılan bir sevkiyatın nakliye maliyetinin 70 bin TL’den 95 bin TL’ye ulaşması, üreticinin kâr marjını tamamen eritiyor.
Asgari ücretli bir kurbana ne kadar uzak?
Kurban pazarının diğer ucunda ise artan hayat pahalılığı karşısında alım gücü her geçen gün eriyen emekçi yer alıyor. Geçtiğimiz yıl 22 bin 102 TL olan net asgari ücret, 2026 yılında yaklaşık 28 bin 75 TL seviyesine yükselmiş durumda. Ancak aynı dönemde büyükbaş hayvan fiyatlarında yüzde 36.9, küçükbaş hayvan fiyatlarında ise yüzde 29.3 oranında artış gerçekleşti. Ortalama 400 kilogram canlı ağırlık baz alınan büyükbaş ve 70 kilogram kabul edilen küçükbaş kurbanlık fiyatlarındaki bu artış, asgari ücretlilerin zammını çoktan yutmuş durumda.
2025 yılında 20 bin TL ile 45 bin TL arasında değişen büyükbaş hisse bedellerinin, 2026 yılında 25 bin TL ile 60 bin TL seviyelerine yükselmesi, asgari ücretli bir çalışanın tek başına bir hisse alabilmesini oldukça güçleştiriyor. Bu durum, genellikle iki veya daha fazla kişinin birleşerek kurbanlık alımına yönelmesini zorunlu kılıyor. TZOB verilerine göre bu yıl 3 milyon 300 bin kurbanlık hayvanın kesilmesi ve yaklaşık 192 milyar liralık harcama yapılması öngörülüyor. 400 kilogramlık bir büyükbaş hayvanı alabilmek için 6 asgari ücretli yurttaşın ay boyunca geçinmek için harcadıkları tüm ücretlerini harcaması gerekirken küçükbaş canlı kg fiyatı üzerinden 1 asgari ücretlinin tüm parasını kurbanlık almak için harcaması gerekiyor.
Ortalama fiyatlardaki artış hisseleri küçülttü
Veriler, asgari ücretin kurbanlık fiyatları karşısındaki erimesini de net bir şekilde ortaya koyuyor. 2025 yılında büyükbaş hayvan fiyatları 80 bin TL ile 350 bin TL arasında değişirken, bir emekçi en düşük fiyattaki büyükbaş için 3.6 aylık, en yüksek fiyattaki için ise 15.8 aylık ücretini biriktirmek zorundaydı. 2026 yılına gelindiğinde ise hayvan fiyatlarının 120 bin TL ile 450 bin TL bandına tırmanmasıyla bu oranlar alt sınırda 4.3 aya, üst sınırda ise 16 aya yükseldi. Hisse bazlı bakıldığında da tablo değişmiyor; bir asgari ücretli alt sınırda bir hisse için bir aylık ücretinin tamamını harcamak zorunda kalırken, üst sınırda bir hisse sahibi olabilmek için 2.1 aylık ücretini gözden çıkarmak durumunda. Bu veriler, asgari ücretteki artışın fiyat artışlarını yakalamaktan çok uzak olduğunu ve işçinin kurbanlık ibadetini yerine getirmesinin daha da imkansızlaştığını gösteriyor.
Kurban hayal, bayramlık ateş pahası
Kurban Bayramı’nın tek masrafı elbette sadece kurbanlık ile bitmiyor. Piyasadaki en ucuz zincir mağazalardan yapılan bir alışverişle 2 çocuklu bir ailenin bayramlık masrafı 15 bin TL’ye dayanırken, gelecek misafirlere sunulacak çikolata,şeker, kolonyanın masrafı ise en az 2 bin TL seviyesine yükseliyor. Aynı ailenin İstanbul’dan yaklaşık 500 km uzaklığa, memleketlerine gitmesi için gidiş-dönüş toplamda 8 bin 500 TL’lik harcama yapması gerekiyor. Yolda molalarda harcanacak 1000 TL’lik yemek-ihtiyaç masrafları da dahil edildiğinde Kurban Bayramı’nın ikincil masraf kalemleri 26 bin TL’yi aşarak neredeyse 1 asgari ücrete denk geliyor.
Eskişehirli işçiler: Tatil hayal, kurban hesap işi
Eskişehir’in Emek Mahallesi’nde sabah vardiyasına yetişmeye çalışan işçilerle bayramı konuştuk. Artan hayat pahalılığı, düşük ücretler ve geçim sıkıntısı bu bayramın da emekçiler için buruk geçeceğini gösteriyor.
Görüştüğümüz işçilerden bazıları, eşlerinin de çalışması sayesinde bu yıl kurban kesebileceklerini söylüyor. Ancak onlar da bunun artık “zorlayarak” mümkün olduğunu anlatıyor. Bir işçi, “Eşim de çalışıyor, o yüzden kesebileceğiz ama gerçekten çok zorlayacağız” diyerek bayram hazırlığının bile artık hesap kitap işi haline geldiğini söylüyor.
Emekli olmasına rağmen çalışmaya devam eden bir başka işçi ise torunlarına vereceği harçlığı düşünüyor. “Torunlara nasıl harçlık vereceğiz diye düşünüyoruz, kurban mı kaldı” diyor.
Mahallede konuştuğumuz birçok işçi ise röportaj vermek istemiyor. Çoğu mahcup bir ses tonuyla “Bu sene kesemeyeceğiz” deyip yoluna devam ediyor. İşçilerin ortak duygusu ise yoksulluğun artık gizlenemeyecek kadar büyümüş olması.
Tatil sorusuna ise çoğu işçi şaşkınlıkla bakıyor. “Tatil planlanmıyor bile” diyen işçiler için bayram, dinlenmekten çok ay sonunu getirme telaşı anlamına geliyor. Bir işçi, “Bana bakan hacı hoca bunda para boldur diyorlar ama ben işçiyim. Zengine kurban kesmek kolay, gelip bir de işçinin halini görsünler” diyerek hem hayat pahalılığına hem de emekçilerin görünmeyen haline tepki gösteriyor.
Bir başka işçi ise ancak büyükbaşa ortak girebildiklerini anlatıyor. Küçükbaşın bile birçok aile için ulaşılmaz hale geldiği bu bayram öncesinde, işçiler kurban ibadetini değil önce mutfak masrafını düşünüyor.
Emek Mahallesi’nde sabah vardiyasına giden işçilerin anlattıkları, bayramın herkes için aynı yaşanmadığını bir kez daha gösteriyor. Kimi için tatil ve bereket anlamına gelen günler, emekçiler için geçim hesabı ve mahcubiyetle karşılanıyor. (Berivan Özkara/Evrensel)
Evrensel'i Takip Et