Gazeteci Doğan Cihan: Suriye'deki seçimler halk iradesinden uzak bir siyasi göstergedir
Gazeteci Doğan Cihan, HTŞ Lideri Colani tarafından yayımlanan kararnameyle oluşturulan Yüksek Seçim Kurulunun tarafsız olmadığını, tamamen Colani’nin talimatlarıyla hareket eden isimlerden kurulduğunu belirtti.
Fotoğraf: ANF
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Suriye’de genel oylaması geçtiğimiz yılın ekim ayında yapılan ancak “güvenlik gerekçeleriyle” Rojava bölgelerinde ertelenen parlamento seçimleri tamamlandı. Geçici hükümet ile Demokratik Suriye Güçleri (SGD) arasında imzalanan 29 Ocak mutabakatı ardından yapılan oylamada Kürt adaylar toplam 8 sandalye kazandı. Ancak seçimler doğrudan halk iradesine dayanmazken dolaylı seçim sistemi yürütüldü ve kısıtlı seçmen katılımı yaşandı.
Kuzey ve Doğu Suriye’de düzenlenen halk meclisi seçimleri, bölgedeki dengeleri ve temsiliyet krizini yeniden tartışmaya açtı. Seçim sürecini ve sonuçlarını gazetemize değerlendiren Gazeteci Doğan Cihan, oylamanın demokratik bir seçimden ziyade, sonuçları önceden belirlenmiş bir mizansen ve siyasi gösteri olduğunu vurguladı.
Süveyda ile Kuzey ve Doğu Suriye kentleri dışında geçtiğimiz ekim ayında başlayan sürecin devamı niteliğindeki bu oylama, bölgede derin tartışmaları da beraberinde getirdi. Gazeteci Doğan Cihan, HTŞ Lideri Colani tarafından yayımlanan kararnameyle oluşturulan Yüksek Seçim Kurulunun tarafsız olmadığını, tamamen Colani’nin talimatlarıyla hareket eden isimlerden kurulduğunu belirtti.
‘Seçim değil, adım adım atama süreci’
Doğan Cihan, parlamentonun yapısını ve aday belirleme sürecindeki antidemokratik uygulamaları şu sözlerle özetledi: “Yüksek Seçim Kurulu, Suriye’nin kentlerini tek tek gezerek önce Şara’nın atadığı valilerle görüştü, ardından bölgede Heyet Tahrir el-Şam’a (HTŞ) yakın aşiretler ve isimlerle toplantılar gerçekleştirdi. Daha sonra o kentte kimlerin oy kullanacağını belirleyen kurullar oluşturuldu. Bu kurulların önüne çıkan milletvekili adayları arasından seçilen isimler adım adım Şara’ya bildirildi ve bu yöntemle halk meclisine seçilecek 140 isim belirlendi. Zaten parlamentonun toplam 210 üyesinden 70’i doğrudan Şara tarafından atanıyor.”
Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ile Suriye geçici hükümeti arasında uluslararası ara bulucular nezaretinde 29 Ocak’ta imzalanan entegrasyon anlaşmasına rağmen, Kürt iradesinin sandığa yansımadığını ifade eden Cihan, bölge halkının sürecin tamamen dışında bırakıldığını aktardı.
Kürt partilerinden boykot: Kotalar önceden belirlendi
Klasik anlamda halkın oy kullandığı bir seçimin yaşanmadığını, adeta kimin hangi koltuğa oturacağının tek tek belirlendiği bir kota sisteminin uygulandığını belirten Doğan, bu duruma tepki olarak PYD’nin de dahil olduğu 24 Kürt partisinin seçimi boykot ettiğini hatırlattı.
Kürtlerin Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturmasına rağmen parlamentodaki temsiliyetinin çok sınırlı kalmasını “demografik gerçekliğin inkarı” ve “adaletsiz temsil mekanizması” olarak yorumlayan Cihan, şu tespitte bulundu: “Esad döneminde parlamentonun büyük ölçüde Baas Partisi içerisindeki dengeler üzerinden şekillendiği biliniyordu. Bugün ise Baas rejimi dönemindeki sistem aslında aynen devam ediyor; ancak bu kez aynı mekanizma HTŞ’ye yakın isimler ve yeni iktidar çevreleri üzerinden yeniden üretiliyor. Birçok Kürt siyasi aktöre göre Suriye’de değişen şey yalnızca isimler olurken, halkın siyasete doğrudan katılımı ve gerçek temsil sorunu baki kalmıştır.”
Bölgedeki sandalye dağılımı ve seçilen isimlerin profili
Kentlere göre yapılan sandalye dağılımında Kamişlo’ya 4, Hasekê’ye 3, Dêrik’e 2, Serêkaniyê’ye 1, Kobanê’ye 2 ve Efrîn’e 3 sandalye ayrılırken, Ahmed el-Şara’nın doğrudan 5 parlamenter daha atayacağı belirtildi.
Haseke vilayetindeki 10 sandalyenin 6’sını Arap, 4’ünü ise Kürt adaylar kazandı. Gazeteci Doğan Cihan, seçilen milletvekillerinin etnik kökenleri ve siyasi geleneklerine dair şu bilgileri paylaştı:
Seçilen Kürt ve Arap milletvekilleri
Fasla Yusuf: Kürt siyasi hareketinin önemli yapılarından Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) geleneğinden geliyor. Kürtçenin resmi eğitim dili olması ve Baas dönemi projelerinin iptali gibi net talepleriyle öne çıkıyor.
- Rıdvan Sido: Kürt, ENKS çizgisini temsil ediyor.
- Ferhad Şahin: Kürt, ENKS geleneğinden meclise giren bir diğer isim.
- Kim İbrahim: Kürt, süreçteki diğer bir isim olarak öne çıkıyor.
- Ahmed Murad: Kürt, bağımsız siyasi kimliğiyle listede yer alıyor.
- İbrahim el-Habeş: Arap, bölgenin güçlü dinamiklerinden Baggara aşiretine mensup.
- Ömer el-Hayis: Arap, Cibûr aşiretinin temsilcisi olarak listede.
- Abdulhalim el-Ali- Mahmud el-Madhi: Bölgedeki Arap kontenjanından seçilen diğer isimler.
- Elwan el-Ali-Şewax el-Assaf: İttifak dengeleri gözetilerek meclise taşınan Arap adaylar.
Hristiyan topluluklar dışarıda kaldı
Doğan Cihan, bölgenin kadim halkları olan Süryani ve Ermeni topluluklarının bu süreçte tamamen dışlandığını belirterek, “Ermeni ve Süryani adaylar mecliste kendilerine kota dahi bulamadılar” dedi.
‘Seçilen vekillerin hak koparma şansı yok’
Öne çıkan Kürt parlamenterlerden Fasla Yusuf’un “Kürtçenin resmi eğitim dili olması” ve “Arap Kemeri gibi Baas dönemi ırkçı projelerinin iptal edilmesi” yönündeki net taleplerinin mecliste karşılık bulup bulamayacağı sorusuna ise Cihan oldukça karamsar yaklaşıyor.
Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın kendi iktidarını kalıcı hale getirmek üzere tek sesli bir meclis dizayn ettiğini ifade eden Cihan, analizi şu sözlerle noktaladı: “Oluşturulan bu mecliste, Şara’nın politik çizgisinin ve mevcut iktidar yapısının dışına çıkan hiçbir meselenin gerçek anlamda tartışılmasına izin verilmeyecektir. Geçmişte Baas rejimi döneminde uygulanan yöntemler, bugün geçici hükümet tarafından selefi ve sağ ideolojik bir süzgeçten geçirilerek, güncellenmiş bir biçimde topluma sunuluyor.
Sahadaki genel kanaat, bu milletvekillerinin halkın doğrudan desteğiyle değil, belirli siyasi onay mekanizmalarından geçirilerek bu pozisyonlara ulaştığı yönünde. Dolayısıyla meclisteki 8 Kürt vekilin veya diğer isimlerin bağımsız karar alma gücü bulunmuyor. Bu yapı, halkın taleplerini özgürce savunabilecek bir siyasi alandan yoksundur. Bu seçimler, geçici hükümetin uluslararası kamuoyuna ‘kapsayıcıyız’ mesajı verme çabasından ibaret bir vitrin sürecidir ve bölge halkı nezdinde yok hükmündedir.”
Evrensel'i Takip Et