Sahra Çölü'nde 7 bin yıllık gizem: Yüzlerce kadim toplu mezar bulundu
Doğu Sudan’daki Atbai Çölü’nde çalışan araştırmacılar, uydu görüntüleri sayesinde yaklaşık 7 bin yıllık 260 gizemli mezar alanı keşfetti. Mezarlarda insanlar ile sığır, koyun ve keçilerin birlikte gömüldüğü belirlendi.
Fotoğraf: Emma Van Sant/Unsplash
Hasan Can Bilici
[email protected]
Arkeologlar, Doğu Sudan’daki Atbai Çölü’nde yürüttükleri araştırmalarda yüzlerce gizemli toplu mezar alanı keşfetti. Uydu görüntüleri kullanılarak tespit edilen mezarların yaklaşık 7 bin yıl öncesine, MÖ 4000-3000 yıllarına tarihlendiği belirtildi.
Macquarie Üniversitesi, Fransa’daki HiSoMA araştırma birimi ve Polonya Bilimler Akademisi’nden araştırmacıların yer aldığı ekip, Nil Nehri ile Kızıldeniz arasındaki geniş çöl kuşağını yıllardır uzaktan algılama yöntemleriyle inceliyordu. Çalışmalar sırasında, büyük dairesel yapılar halinde inşa edilmiş yüzlerce mezar alanı ortaya çıkarıldı.
Araştırmacılar, “çevre gömü” olarak adlandırılan bu anıtların içinde insan kemiklerinin yanı sıra sığır, koyun ve keçi kalıntılarına da rastlandığını açıkladı. Mezarlarda genellikle merkezde önemli bir kişiye ait olduğu düşünülen ana gömünün bulunduğu, diğer mezarların ise onun çevresine düzenli biçimde yerleştirildiği belirtildi.
260 yeni mezarlık alanı tespit edildi
African Archaeological Review dergisinde yayımlanan araştırmaya göre ekip, Nil’in doğusunda yaklaşık bin kilometrelik çöl hattı boyunca daha önce bilinmeyen 260 mezar alanı tespit etti.
Uzmanlara göre bu keşif, Sahra’da geniş bir coğrafyaya yayılmış ortak bir göçebe kültürünün varlığına işaret ediyor. Araştırmacılar, mezarların büyük bölümünün günümüzde Sudan sınırları içinde kalan Kızıldeniz Tepeleri çevresinde yoğunlaştığını belirtti.
Kazılardan elde edilen karbon tarihlendirmeleri ve çanak çömlek kalıntıları, mezarları inşa eden toplulukların Firavun Mısırı’nın ortaya çıkışından hemen önce bölgede yaşadığını gösteriyor.
Toplumsal eşitsizliğin ilk izleri
Araştırmacılar, mezar düzenlerinin tarih öncesi toplumlarda sosyal hiyerarşinin oluşmaya başladığını gösterdiğini ifade ediyor. Bazı mezarlarda merkezi konumda bulunan kişilerin, kabile lideri ya da topluluk içinde ayrıcalıklı bireyler olabileceği düşünülüyor.
Uzmanlara göre bu durum, Sahra göçebeleri arasında “elit” bir sınıfın ortaya çıkışına dair en eski işaretlerden biri olabilir. Ancak bunun, daha sonraki Mısır uygarlıklarındaki keskin sınıf ayrımlarından oldukça farklı olduğu vurgulanıyor.
Hayvanlar büyük önem taşıyordu
Araştırmada, sığırların tarih öncesi göçebeler için yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sembolik değere de sahip olduğu belirtildi. Kaya resimleri ve mezar bulguları, hayvanların topluluk yaşamında merkezi bir yere sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlar, çöl ikliminin giderek kuraklaşmasıyla birlikte büyük sığır sürülerine sahip olmanın zenginlik ve statü göstergesine dönüştüğünü düşünüyor. Araştırmacılar bu durumu, “tarih öncesi bir göçebenin Ferrari sahibi olması” benzetmesiyle açıkladı.
İklim değişikliği göçleri tetikledi
Bilim insanlarına göre mezarların inşa edildiği dönem, Sahra’nın giderek kuruduğu “Afrika Nemli Dönemi”nin son evrelerine denk geliyor. Muson yağmurlarının azalmasıyla birlikte otlakların küçüldüğü, göçebe toplulukların ise güneye ya da Nil kıyılarına yönelmek zorunda kaldığı ifade edildi.
Mezar alanlarının çoğunun eski su kaynaklarının yakınında bulunması da bölgenin giderek daha sert ve kurak hale geldiğini gösteriyor.
Madencilik tehlikesi
Araştırmacılar, binlerce yıldır ayakta kalan bu mezar alanlarının günümüzde düzensiz madencilik faaliyetleri nedeniyle büyük tehdit altında olduğunu açıkladı. Uzmanlar, bazı alanların kısa süre içinde tamamen yok olabileceği uyarısında bulundu.
Çalışmanın yazarları, keşfin yalnızca Sahra göçebelerinin değil, Kuzey Afrika’daki insan topluluklarının iklim değişikliğine nasıl uyum sağladığını anlamak açısından da büyük önem taşıdığını belirtti.
Evrensel'i Takip Et