Apocu Hareket Yönetimi: 'CHP merkezine saldırı sürece sabotaj ve provokasyondur'
Fesih ve silah bırakma kararı alan PKK, 'Apocu Hareket Yönetimi' imzasıyla yaptığı açıklamada, CHP'ye yönelik 'mutlak butlan' kararı ve genel merkez baskınına sert tepki gösterdi, "AKP iktidarı sürecini kendi parti çıkarı için kullanıyor" dedi.
Fotoğraf: MA
Fesih ve silah bırakma kararı alan PKK, 'Apocu Hareket Yönetimi' imzasıyla yaptığı açıklamada, CHP'ye yönelik 'mutlak butlan' kararına ve dün parti genel merkezinin polis baskınıyla boşaltılmasına sert tepki gösterdi. Yaşananların "Barış ve demokratik toplum sürecine bir sabotaj ve provokasyon" olarak nitelendirildiği açıklamada, "AKP iktidarı barış ve demokratik toplum sürecini araçsallaştırıyor, kendi parti çıkarı için kullanıyor, diyenlere kim yanlış söylüyorsunuz diyebilir" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada ayrıca AKP-MHP iktidarına "sürece ciddi ve sorumlu yaklaşılması", "Çözüm için gerekli adımların gecikmeden atılması" çağrısında bulunuldu.
"Çözüm anlayışının olmadığı düşüncesini güçlendirmektedir"
Apocu Hareket Yönetiminin açıklamasında, 'mutlak butlan' kararı ve genel merkez baskınına dair şunlar kaydedildi:
"CHP’ye yönelik butlan kararı ve merkezine saldırı AKP iktidarının demokrasi anlayışının nalıncı keseri gibi kendine yontması olduğunu göstermiştir. Türkiye’de 100 yıllık Kürt sorununun çözümünde CHP’ye rol verilmesi gerekirken, CHP’ye bu yönelim Kürt sorununda çözüm anlayışının olmadığı düşüncesini güçlendirmektedir. Kürt sorunu demokratikleşme temelinde çözülecekse demokratik siyasal alana yönelik böyle bir müdahalenin olmaması gerekirdi. Demokrasinin en temel koşulu olan özgür siyaset yapmaya saldırılacak, ondan sonra da demokrasiden söz edilecek! Buna demagojiden başka ne denilebilir!"
"Saldırının tüm siyasi alana yöneleceği açıktır"
"Rêber Apo, Kürt Özgürlük Hareketine silahlı mücadeleyi bıraktırıp demokratik siyasal mücadele içine sokmaya çalışırken, demokratik siyasete yönelik bir saldırı yapılmıştır. Bu saldırı barış ve demokratik toplum sürecine bir sabotaj ve provokasyon olarak değerlendirilirse; böyle değerlendirme yapanlara kim yanlış söylüyorsunuz, diyebilir. Yine AKP iktidarı barış ve demokratik toplum sürecini araçsallaştırıyor, kendi parti çıkarı için kullanıyor, diyenlere kim yanlış söylüyorsunuz diyebilir? DEM Parti haklı olarak CHP’ye yönelik saldırı sadece CHP’yi ilgilendirmiyor, dedi. CHP, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına oy verdiğinde, demokrasi güçleri bu size de döner, demiştir. CHP’ye yönelik böyle bir saldırının tüm siyasi alana yöneleceği de açıktır. Bu açıdan bu yönelime karşı çıkmak demokrat olmanın ve demokrasi gereğidir. CHP içindeki iç mücadele şöyle ya da böyle olabilir. Butlan kararı ve sonrası yaşananları sadece CHP ile ilgili görmek; bu yönelimin içeriğinin yaratacağı sonuçları anlamamak olur. Bu saldırı Türkiye’de özgürce demokratik siyaset yapılabileceğine yönelik kuşkuları daha da artırmıştır."
"Öcalan'a tecrit uygulandı"
Açıklamada, Abdullah Öcalan'ın statüsünün belirlenmediği, özgür ve serbest çalışabileceği koşulların sağlanmadığı ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin dile getirdiği 'umut hakkı'nın tanınmadığı belirtildi; "Bugüne kadar bir biçimde pratikleşmesi gerekiyordu" denildi.
Bahçeli'nin Öcalan'ın statüsüne dair "Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü" önerisinin hatırlatıldığı açıklamada, "27 Mart’ta İmralı’da yapılan görüşmede devletin nisan ayında yasalar hazırlayacağı belirtilmişti. Bu yasaların süreci ilerletmesini sağlayacak biçimde olması için Rêber Apo ve Hareketimizle görüşmeler yapılacaktı. Ancak yasalar gündeme girmediği gibi, Rêber Apo ile 2 aya yakın görüşme yaptırılmadı. Hem Rêber Apo üzerinde tecrit uygulandı hem de iktidara yakın basın Hareketimizin adımlar atmadığı gibi propagandalar yaparak toplumu yanıltmaya çalıştı" ifadelerine yer verildi.
Bahçeli’nin açıklamalarının DEM Parti, Kürt kamuoyu ve demokrasi güçleri tarafından olumlu bulunduğu ifade edilen açıklamada, "Ancak daha ilk günden AKP yetkilileri statü yok, İmralı ile örgüt arasında hat kurulması var, diyerek yapılan açıklamaya karşı tutum koydular" denildi."
"Bahçeli saygı sınırını aşan bir üslup kullanılmıştır"
Bahçeli’nin 18 Mayıs'ta Türkgün gazetesinde yayımlanan açıklamasına ise tepki gösteren Hareket Yönetimi, şunları kaydetti:
"Bu yol haritasında Rêber Apo’ya, halka ve Özgürlük Hareketine saygı sınırını aşan bir üslup kullanılmıştır. Bu açıklamada Rêber Apo’nun konumuyla ilgili; bir statü yok, mahkûmiyet hali devam edecektir, denilmiştir. Barış ve siyasallaşma koordinatörlüğü rolü de örgütün tasfiye edilmesi süreciyle sınırlandırıldığı gibi, Rêber Apo’nun ve Kürt Özgürlük Hareketi üyelerinin özgürce demokratik siyaset yapacağı özgürlük yasalarından ise hiç söz edilmemiştir. Sadece hukuki meşruiyeti olanlar siyaset yapabilir, denilerek Rêber Apo ve Özgürlük Hareketi üyelerinin siyaset yapamayacağı ifade edilmiştir. Metinde yer yer demokrasiden söz edilse de, bu da sadece çözüm içermeyen tasfiyeye odaklanmış yol haritasına bir sos olarak kullanılmıştır. Bahçeli’nin ortaya koyduğu yol haritasında Rêber Apo’nun hiçbir toplumu temsil etmediği de belirtilmektedir. Bu zaten Kürt'ü ve siyasi iradesini tanımama, dolayısıyla Kürt sorununu çözmek istememe anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım demokratikleşme temelinde Kürt sorununu çözme iradesinin olup olmadığı konusunu tartışmalı hale getirmektir."
"İktidara sürece ciddi ve sorumlu yaklaşması çağrısı yapıyoruz"
Beklenen yasal düzenlemelerin iki yıla yakın zamandır yapılmadığı belirtilen açıklamada, AKP-MHP iktidarına adım atılması çağrısı yapılarak şunlar kaydedildi:
"Biz, Özgürlük Hareketi olarak barış ve demokratik toplum sürecini sonuca götürmek için bundan sonra da üzerimize düşeni yapacağız. Rêber Apo’nun barış ve demokratik toplum sürecini başarıya götürme çabalarına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ancak bu çabaların sonuç vermesi için Rêber Apo’nun ve Özgürlük Hareketi üyelerinin demokratik siyaset yapacak konumda olması gerekir. Hem Önderlik bir mahkûm olarak tutulacak hem de barış ve demokratik toplum sürecinden sonuç beklenecek! Bu, mevcut sürecin karakterini anlamamaktır. İki yıla yakındır bu sürecin başarısı için Rêber Apo’nun özgür siyaset yapacağı, özgür siyaset yapmanın engelsiz hale geleceği özgürlük yasalarının çıkarılması gerekirdi. Demokratik siyasetin merkezinde olduğu demokratik entegrasyon ancak böyle gerçekleşir. Böylece barış ve demokratik toplum sürecinin amacı olan demokratikleşme temelinde Kürt sorununun çözümü sağlanmış olur. Hareket Yönetimi olarak, AKP-MHP iktidarına mevcut sürece ciddi ve sorumlu yaklaşması, Türkiye’nin hayrına olacak bir çözüm için gerekli adımları gecikmeden atma çağrısı yapıyoruz."
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et