Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin nöbeti 2'nci gününde: 'Sadece kampüsü değil geleceğimizi savunuyoruz'
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasına tepki gösteren öğrencilerin nöbeti ikinci gününde sürüyor. Eylem sonrası sendika temsilcileri ile baro temsilcilerinin içeri girişine izin verilmedi, müdahale edildi.
Eylem Nazlıer
[email protected]
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile kapatıldı. Karar karşı nöbetlerini ikinci gününde de sürdüren öğrenciler, kararın geri çekilmesini istedi. Gazeteciler ve mezunların kampüse girişine izin verilmezken, açıklama turnikelerin önünde yapıldı. Turnikenin bir tarafında öğrenciler, diğer tarafında ise gazeteciler yer aldı.
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Eylem sonrası ise sendika temsilcileri ve baro temsilcilerinin de içeri girişine izin verilmedi. Güvenlik görevlileri ve polisler kapıdakilere müdahale etti. Sendikal hakkını kullanmak için içeri girmek isteyen Öğretmen Sendikası üyesi bir emekçinin ayağı ezildi.
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Onlarca çevik kuvvet polisi üniversite önüne kalkanlarla set kurdu. Velileri ve çeşitli üniversitelerden gelenler üniversitenin kapısından dışarı çıkarıldı.
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Üniversitenin ana kapısı önünde toplanan öğrenciler, “Ne kayyum ne AKP’nin kampüsleri, bizimdir”, “Üniversitemizi, emeğimizi ve eğitimi savunuyoruz, faaliyet durdurma kararı geri çekilsin” pankartları açtı. Öğrenciler sık sık “Bilgi bizimdir, bizim kalacak”, “Bilgi burada hocasının yanında” ve “Yaşasın öğrenci dayanışması” sloganları attı.
Öğrenciler, “Bugün süresiz nöbetimizin 2. günü. Burada sadece bir kampüsü savunmak için değil; hayatımızı, hafızamızı, özgürlüğümüzü, geleceğimizi savunmak için toplandık. Tek adamın yönetiği saray rejimi hukuk tanımadan anti-demokratik uygulamalarına müdahalelere devam ediyör. İki gün önce, gece yarısı tek bir imza ile okulumuzun faaliyet izni kaldırılmıştır. İstanbul Üniversitesi Hazırlık kampüsünün ücra bir yere taşınmak istenmesi, Hacettepe'de kapatılan bahçeler, Boğaziçi'nde kapatılan kulüp binaları, sermaye güdümündeki siyasi iktidarın çıkarlarına yönelik attığı adımlara hukuki kılıflar üretmesinin örnekleridir. Bunun son noktası üniversitemizin kapılarının kilitlenmesi ile bizleri alanlarımızdan uzaklaştırmak, yalnızlaştırmak, bir araya gelmemizi engellemek şeklinde tezahür etmiştir” denildi.
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
"Bu kararı tanımıyoruz"
“Ancak buradan bu kararı alanlara duyuruyoruz: Bizler bu kararı tanımıyoruz” diyen öğrenciler, “Kararı verenler için tanıdığımız süre 3 gündür. Bu üç gün içinde okulumuzun kamulaştırılarak faaliyete açılması gerekmektedir. Bizleri yönetmeye, bastırmaya, sömürmeye çalışanlara karşı cevabımız öğrenci ve emekçi dayanışmasıdır. Fiili-meşru mücadelemize devam edecek, bizlerde olmadığını düşündükleri direnme cüretini göstereceğiz” dedi.
"Bu açık yaşam gaspına rıza göstermeyin"
Üniversite yönetimine de çağrıda bulunan öğrenciler, “Meşruiyetimizi haklılığımızdan alıyoruz, atılan bir imza ile verilen kararlar bizim için hükümsüzdür. Herkesi Bilgi Üniversitesine, nöbetimize katılmaya davet ediyoruz! Bu açık yaşam gaspına rıza göstermeyin. Üniversitemizi savunmak için bizimle yan yana durun” dedi.
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
DEM Parti'li Konukcu: Birlikte mücadele etmek zorundayız
Açıklamaya katılan DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukcu ise, üniversitelere yönelik müdahalelerin “tek adam rejiminin baskı politikalarının sonucu” olduğunu dile getirdi. Konukçu, şunları söyledi: “Bu iktidar, bu saray rejimi öyle bir hale geldi ki, 'Benim muhalefetim değilsen seni ortadan kaldırırım' diyor. 'Benim üniversitem değilsen, sarayın üniversitesi değilsen sana çökerim' diyor. Bu çökme harekâtlarına karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz"
Eğitimdeki duruma dikkat çekerek Milli Eğitim Komisyonu’nda da olduğunu hatırlatan Konukcu, "Emekçi çocuklarına ölümün reva görüldüğü, sömürünün her geçen gün daha da yoğunlaştığı, emekçi çocuklarının öldürüldüğü bir sistem kurdular. Aslında eğitimi tamamen bitirdiler. Üniversitelere gelince; onlara biat etmeyen, onların dediğini yapmayan, özel üniversite olsa bile 'Sana çökerim' diyor. İşte bugünlerde bunu yaşıyoruz. Yaşadığımız şey, çok açık bir şekilde faşizmin keyfiyeti; tek adam rejiminin 'Ben yaptım oldu' anlayışı. Kendi yasasını, kendi anayasasını bile hiçe sayan bu zihniyet karşısında her yerde birlikte mücadele etmek zorundayız" diye konuştu.
Mücadele vurgusu yapan Konukcu, "Köylünün toprağına, ormanına çöken; öğrencinin, öğretmenin, öğretim görevlisinin üniversitesine çöken; eğitim emekçilerinin emeğini sömüren bu faşist sisteme, saray rejimine karşı hep beraberiz, birlikteyiz, yanınızdayız. Direne direne kazanacağız” dedi.
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Resul Emrah Şahan'dan mektup: Yanınızdayım
Eylem sırasında Silivri Cezaevi’nden gönderilen mektup da okundu. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan imzasıyla gönderilen mektupta şunlar kaydedildi:
“Bilgi Üniversitesi, Şişli’ye değer katmış bir kurumdur. Yıllar önce Kuştepe’de kurulmuş çok kıymetli bir hayalin sonucudur: Üniversiteli gençlerle mahallelinin yan yana yaşayabildiği, birbirini tanıdığı, dönüştürdüğü bir hayat kurabilmek. Bu hayal yıllar içinde çok yara aldı. Bugün ise büyük bir keyfilikle, bir gecede üniversitenizin kapatıldığını öğreniyoruz. Ve yine binlerce genç arkadaşımız, tam sınavlarına hazırlanırken, tam geleceğine tutunmaya çalışırken büyük bir belirsizliğin içinde bırakılıyor. Bugün gençlerin geleceği göremediği bir ortamda, sahip olduklarının bile bir gecede ellerinden alınabildiği bir dönemden geçiyoruz.Ama biliyorum ki umudumuz ve dayanışmamız daha da güçlenecek.Bir ülke; gençlerine güvenerek, üniversitelerini yaşatarak büyür.Bizim bütün mücadelemiz de bunun için.Bugün hepimize düşen şey, umudu kaybetmemek.Birbirimizden vazgeçmemek.Bu ülkeye dair sözümüzü kaybetmemek.Kimsenin şüphesi olmasın; bu memleketin yarınında korkular, baskılar değil, sizlerin kararlılığı ve dayanışması hatırlanacak! Tutuklu bir belediye başkanı olarak şunu tüm kalbimle bilmenizi isterim: Yanınızdayım.”
Mezunlar ve farklı üniversitelerden gelen öğrenciler kampüs kapısının dışında bekletilirken, öğrenciler sık sık “Polis defol, üniversiteler bizimdir” ve “Polis dışarı, mezunlar içeri” sloganları attı.
"Hepimiz bir gecede işsiz bırakıldık”
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Gazetemize konuşan Araştırma görevlisi Ege Mehmet Akman, üniversitede son dönemde antidemokratik uygulamaların ve akademik özgürlük ihlallerinin arttığını belirterek, “Özellikle Can Holding’den sonra ekimde gelen kayyum yönetimi üniversitenin çehresini ciddi biçimde değiştirdi. Ancak üniversitenin fiilen kapatılması hepimiz için şok etkisi yarattı” dedi.
Üniversite yönetiminin çalışanlara herhangi bir açıklama yapmadığını söyleyen Akman, akademik ve idari personelin geleceğine ilişkin belirsizliğin sürdüğünü ifade etti. “Görünen o ki hepimiz bir gecede işsiz bırakıldık” diyen Akman, yaşananların yalnızca bir üniversiteye ya da İstanbul’a özgü olmadığını, bunun “Erdoğan rejiminin standart uygulamalarından biri” olduğunu söyledi.
"Çağrımız, bu kararın geri çekilmesi için birleşmek"
Öğrenciler ve akademisyenlerle birlikte kampüste olduklarını belirten Akman, “Çağrımız kampüsü terk etmemek ve bu kararın geri çekilmesi için birleşmek” ifadelerini kullandı.
"Resmi bilgilendirme yok"
Öğrencilerin başka üniversitelere yönlendirileceğine dair iddialar bulunduğunu ancak çalışanların durumuna ilişkin hiçbir resmi bilgilendirme yapılmadığını vurgulayan Akman, “Duyumların ve söylentilerin ötesinde elimizde herhangi bir bilgi yok” dedi.
"Herkes net açıklama bekliyor"
İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi aynı zamanda Sosyal-İş üyesi Buket Soygüt, üniversitenin kapatılmasına ilişkin alınan kararı “herkesle birlikte öğrendiklerini” belirterek, YÖK tarafından yapılan açıklamanın belirsizliği gidermediğini söyledi. Soygüt, “Ne yönetimin ne de YÖK’ün bu işten haberdar olduğunu düşünmüyoruz. Herkes net bir açıklama bekliyor” dedi.
Üniversitede çalışanların ve öğrencilerin büyük bir belirsizlik içinde olduğunu ifade eden Soygüt, maaşların yatırıldığını ancak yemek kartlarının çalışmadığını söyledi. Sağlık sigortalarına ilişkin de sorun yaşanabileceğine dikkat çeken Soygüt, “Şu an çevremizde kimse yemek kartını kullanamıyor” diye konuştu.
"Yaklaşık 100 kişinin dolaylı mağduriyeti söz konusu"
Kapatma kararının yalnızca akademisyenleri değil, üniversitede çalışan temizlik ve güvenlik görevlilerini de etkilediğini belirten Soygüt, yaklaşık 23 bin öğrenci ve 1500 personelin mağduriyet riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. “Özellikle mezuniyet aşamasındaki öğrenciler çok kaygılı. Burada 100 bine yakın insanın dolaylı mağduriyeti söz konusu” dedi.
"Üniversitemizi bırakmıyoruz"
Kararı “hukuka aykırı” olarak değerlendiren Soygüt, üniversite bileşenlerinin kararı kabul etmediklerini söyledi. “Bu şekilde bir kapatmayı kabul etmiyoruz. Bayramdan sonra yine burada olacağız. Hukuki süreçler de başlatılacaktır ama üniversitemizi bırakmıyoruz” ifadelerini kullandı.
"Biz görevimizi yapmaya devam edeceğiz"
Eğitim faaliyetlerine ilişkin de konuşan Soygüt, bayram tatili nedeniyle bir haftalık ara olduğunu, ancak 1 Haziran itibarıyla derslerin devam edeceğini söyledi. Sınavların da planlandığı şekilde yapılacağını belirten Soygüt, “Sözleşmelerimiz hala devam ediyor. Biz görevimizi yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Evrensel'i Takip Et