'Mutlak Butlan' kararının Kardelen Mahallesi’ne yansımaları
Ankara’daki Kardelen Mahallesi sakinleri, “mutlak butlan” kararını demokrasiye müdahale olarak değerlendirdi. Yurttaşlar, kararın toplumsal kutuplaşmayı derinleştireceğini, halk iradesini zedelediğini ve çözümün mücadeleden geçtiğini vurguladı.
Fotoğraf: Evrensel
Nazlı Şengül
Ankara- Türkiye’nin siyaseti her daim oldukça çalkantılı olmuştur nitekim son günlerde de demokrasiye darbe olarak nitelendirebileceğimiz durumlara şahitlik ediyoruz. Türkiye 21 Mayıs'ta hukuk ve siyaset tarihine geçecek çok önemli bir mahkeme kararına tanıklık etti.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi CHP'nin yaklaşık ikli buçuk yıl önce yapılan ve Özgür Özel'in genel başkan seçildiği 38. Olağan Kurultayını iptal etti. Mahkeme bu iptali "mutlak butlan" olarak gerekçelendirdi. Özgür Özel ve mevcut yönetim yok sayıldı, yerine bir önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimi geçti. Bu karar sadece CHP içindeki bir liderlik mücadelesi olarak okunamaz. Ana muhalefet partisinin liderliğinin, bir mahkeme kararıyla ve geriye dönük olarak düşürülmesi, tüm muhalefet blokunda ve bu partilerin seçmeninde ciddi bir güvensizlik ve tepki dalgası yaratır. Mutlak butlan kararı demokratik bir karar değildir. Seçmen olarak seçtiğimiz başkanlar, vekiller vs. yarın bir bakıyoruz bir mahkeme kararı ile yerinden ediliyor, bu tutum sürdürülebilir bir şey midir? Bırakın uzun yılları 3-5 yıl sonrası için dahi öngörebileceğimiz bir netlik yoktur. Belirsizlik içinde bir yaşam ve bir devlet yönetimi olamaz. Bu mesnetsiz ve demokratik anayasal düzene aykırı kararlar yüzünden ne siyasetin bir kimyası ne ekonominin dengesi ne de toplumun bir güvencesi kaldı. Biz ülkemizin vatandaşları olarak bu siyasi iklimde her günümüzü geleceğimizin tedirginliği içinde geçiriyoruz.
Sonuç olarak milyonlarca seçmenin ve delegenin sandığa yansıyan iradesinin, aradan geçen iki buçuk yılın ardından bir mahkeme kararıyla "hiç var olmamış" sayılması kabul edilemez. Yargıtay'ın vereceği karar ne yönde olursa olsun, sandık meşruiyetinin yerini mahkeme kararlarına bıraktığı bu yeni iklim, Türkiye'nin bugünü ve geleceği açısından kaygımızı artırıyor. Biz de Kardelen Mahallesi’nde yaşayanlara “mutlak butlan” kararı hakkında ne düşündüklerini bundan sonra ne yapılması gerektiğini sorduk.
“Kararın kutuplaşmayı artıracağını düşünüyorum”
Mahalleden Serpil, kararı duyduğu andan beri çok üzgün olduğunu çaresiz hissettiğini anlatırken; “Bu sefer de CHP’nin başına kayyum atadılar. Artık ne diyeceğimi bilmiyorum” dedi. Ülkedeki ana muhalefet partisinin bu şekilde yok edilmeye çalışıldığını bu durumun kutuplaşmayı daha da artıracağını düşündüğünü aktardı.
Konuştuğumuz herkes Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreçte çok kötü bir sınav verdiğini söylerken bunun güven kırıcı yönünü vurguladı. Yine başka bir kesim hakkında kesin bir yorum yapmak için bir sonraki adımının da beklenmesi gerektiğini iletti.
“Ülkenin gençlerinin zarar göreceği atmosfer yaratılıyor”
Aslı ise “Hep yaptıkları gibi yine bir bayram öncesi birlik ve dayanışmayı parçalamaya yönelik politikaları hayata geçiriyorlar. Bu durum özellikle bu ülkenin gençlerinin zarar göreceği yeni bir politik atmosferi yaratacak.” Dedi
CHP üyesi bir kadın ise genel başkanlık görevinin Özgür Özel’den başkasına ait olmadığını bunun savunulması gerektiğini düşündüğünü söyledi.
“13 kere kaybetti sindirdi, Özel’i sindiremedi”
Bir başka kadın ise: “13 yıldır Erdoğan'a kaybeden Kılıçdaroğlu bunu sindirdi de bir kere kurultayda Özgür Özel’e kaybetti diye sindiremeyip mutlak butlanla yeniden genel başkan olmak istiyor. Bu kabul edilemez, Kurultayın meşruluğuna da genel başkana da sahip çıkmalıyız”, dedi.
“Benzerlerini yaşamamak için mücadele etmemiz şart”
Zeliha ise bundan sonra mücadelenin daha da sertleşeceğini iktidarın saldırmaya devam edeceğini söylerken bunun karşısında birleşik bir mücadelenin gerekli olduğunu vurguladı: “Bu adaletsiz ve belirsiz süreçten sıyrılmak ve benzeri vakaları yaşamamak için öncelikle yapılması gereken mücadele etmektir. Yargıtayın bu dava özelinde vereceği kararı da CHP’nin içinde yaşadığı sorunu da çözecek olan bu mücadeledir. Burada sadece CHP’lilerin mücadelesinden bahsetmiyorum aksine toplumun geniş kesimlerinin birlikte mücadelesi bugün gereklilik haline geldi. Daha uzun vadede yapılacak çok şey var tabii ki ama en önemlisi siyasetin yeniden demokrasi ve halkın iradesi anlamına gelmesini sağlamaktır. Yargıyı güç dengelerinin aracı yapmaktan vazgeçip yargının bağımsızlığını savunmaktır. Şüphesiz ki tüm bunlar sadece yukarıdakilerin yaptığı yasalar, düzenlemelerle vs. değil ancak ve ancak halkın kendi iradesine, sandığına ve geleceğine kararlılıkla sahip çıkacağı bir mücadeleyle mümkündür. Toplum sesini yükseltip demokrasiden taviz vermediğini göstermedikçe, hiçbir sistem kendi kendine düzelmeyecektir. Sonuçta kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz diyorum.”
Evrensel'i Takip Et