23.05.2026 10:28 / Güncelleme: 10:35

İstanbul Barosu'ndan Bilgi Üniversitesi tepkisi: Yasama yetkisinin yürütme tarafından gasbedilmesinin yeni örneği

İstanbul Barosu'nun Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasıyla ilgili açıklamasında "Bu karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir" denildi.

İstanbul Barosu'ndan Bilgi Üniversitesi tepkisi: Yasama yetkisinin yürütme tarafından gasbedilmesinin yeni örneği

Fotoğraf: Evrensel

İstanbul Barosu, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin, eğitim-öğretim yılının sona ermesine bir ay kala Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılmasına yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi. Üniversitelerin Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca, bilimsel özerkliğe sahip anayasal kurumlar olduğunun anımsatıldığı açıklamada, "Bu karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir" denildi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin, eğitim-öğretim yılının sona ermesine bir ay kala Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılmasına İstanbul Barosu tepki gösterdi. Barodan yapılan açıklamada "Gece yarısı Resmî Gazete’de yayımlanan, hiçbir gerekçe içermeyen bu tek cümlelik karar; Anayasa’nın güvence altına aldığı üniversite özerkliği, eğitim hakkı ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır" denildi. Açıklama şöyle:

"Anayasa Mahkemesi, faaliyet izninin kaldırılmasının fiilen üniversitenin kapatılması sonucunu doğurduğunu; bu nedenle üniversitelerin ancak kanunla kapatılabileceğini açıkça ortaya koymuştur (AYM, E.2020/55, K.2023/228).

"Karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni örneğidir"

Buna rağmen, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11. maddesinin üçüncü fıkrası, üniversitelerin varlığını yürütmenin tek taraflı idari tasarrufuna bağlı hale getirmektedir. Oysa Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca üniversiteler, bilimsel özerkliğe sahip anayasal kurumlardır. Bu karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden yine bir Cumhurbaşkanı kararıyla ve Meclis iradesi devre dışı bırakılarak çekilmesi sürecinde olduğu gibi, anayasal yetki sınırları bir kez daha yok sayılmakta; kamu düzenini ve temel hakları doğrudan ilgilendiren meseleler demokratik meşruiyetten yoksun biçimde tek kişi iradesine tabi kılınmaktadır.

Kararın zamanlaması da ağır sonuçlar doğurmaktadır. Binlerce öğrencinin eğitim hakkı, akademisyenlerin bilimsel üretimi ve üniversite emekçilerinin çalışma güvencesi göz ardı edilmiş; üniversite bileşenleri derin bir belirsizliğe sürüklenmiştir. Üniversiteler, siyasal iktidarın keyfi müdahale alanı değil; demokratik toplumun, düşünce özgürlüğünün ve bilimsel üretimin anayasal güvencesidir.

İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünden, kuvvetler ayrılığından, bilimsel özerklikten ve eğitim hakkından yana olduğumuzu; yasama yetkisinin gasp edilmesine, anayasal kurumların tek kişi iradesine tabi kılınmasına karşı olduğumuzu, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin akademisyenleri, öğrencileri ve emekçileriyle dayanışma içinde bulunduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz."

(ANKA)
23.05.2026 10:07

Kırmızı bültenle aranan 10 IŞİD üyesi gözaltında

Kırmızı bültenle aranan 10 IŞİD üyesi Suriye’de gözaltına alınarak Türkiye’ye getirildi. Gözaltına alınanlar arasında Ankara Gar katliamıyla bağlantılı olduğu belirtilen bir ismin de bulunduğu bildirildi.

Kırmızı bültenle aranan 10 IŞİD üyesi gözaltında

Temsili | Fotoğraf: Kindel Media/Pexels

23.05.2026 10:15

ABD'den yeşil kart kararı: Almak isteyenler yalnızca kendi ülkelerinden başvurabilecek

ABD, ülkede geçici vizeyle bulunan yabancıların kalıcı olarak ikamet edebilmeleri için "yeşil kart" başvurularını kendi ülkelerinden yapmalarını zorunlu kıldı.

ABD'den yeşil kart kararı: Almak isteyenler yalnızca kendi ülkelerinden başvurabilecek Green Card
23.05.2026 00:15 / Güncelleme: 00:53

Anayasa Profesörü Şule Boyunsuz Özsoy: Cumhurbaşkanı dışında seçilmiş hiç kimse kabul edilmiyor

"Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararları kesindir, aleyhine başka bir merciye başvurulamaz. Şimdi siz bu seçimlerin üzerinden 2 yıl geçtikten sonra konuyu genel mahkemelere götürüyorsunuz. Bu kabul edilemez”

Anayasa Profesörü Şule Boyunsuz Özsoy: Cumhurbaşkanı dışında seçilmiş hiç kimse kabul edilmiyor

Fotoğraf: CHP

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!