CHP kararına sendika ve meslek örgütlerinden tepki: 'Yargı eliyle siyaset dizayn ediliyor'
CHP için verilen mutlak butlan kararına sendika ve meslek örgütlerinden de tepki geldi. Yapılan açıklamada kararın demokrasiye, seçme ve seçilme hakkına aykırı olduğunu vurgulayan örgütler, karara karşı mücadele çağrısı yaptı.
Fotoğraf: Evrensel
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı dahil Özgür Özel'in genel başkan seçildiği kurultayları iptal etti. Yerel mahkemenin davayı "konusuz kaldığı" gerekçesiyle sonuçlandıran kararını kaldıran mahkeme ayrıca, Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine devam etmesine hükmetti. Sendika ve meslek örgütleri, karara tepki gösterdi.
DİSK: Seçme ve seçilme hakkımıza sonuna kadar sahip çıkalım
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından yapılan açıklamada, halk iradesine ve seçme-seçilme hakkına sahip çıkılması çağrısında bulunuldu.
DİSK'in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Halkın seçtiklerini hapse atarak, belediyelere ve en sonunda rakip siyasi partilere kayyum atayarak iktidarlarını sürdürmeye çalışanlar bilsinler ki halktan büyük bir güç yoktur. Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm yurttaşlarımıza düşen görev, 'içinde bulunduğumuz vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeden' elimizde kalan son demokratik haklarımıza, seçme ve seçilme hakkımıza sonuna kadar sahip çıkmaktır.”
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Koramaz: Mutlak butlan kararı kabul edilemez
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz da karara tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Koramaz, “Eşit, özgür, demokratik bir Türkiye mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
“Mutlak butlan kararı kabul edilemez” başlıklı yazılı açıklamada Koramaz, şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı'na ilişkin 'mutlak butlan' kararı, uzun süredir ülkemizde derinleşen demokrasi ve hukuk krizinin yeni bir halkası olmuştur. Söz konusu siyasi kararla bir kez daha yargı eliyle demokratik süreçlere, halkın iradesine ve siyasete müdahale edilmekte, tüm toplumsal muhalefete gözdağı verilmektedir. Yaşanan hukuksuzluklar, mevcut toplumsal krizleri daha da derinleştirmekte, toplumun demokrasiye duyduğu güveni aşındırmaktadır.
Oysa ülkemizin ihtiyacı; baskıyı, kutuplaşmayı ve hukuksuzluğu büyütmek değil, halk egemenliğini esas alan demokratik bir hukuk düzenidir. Siyasal iktidarı, hukuk dışı ve keyfi uygulamalarla ülkeyi kendi siyasal ihtiyaçlarına göre tanzim etmek yerine, asli görevi olan, halkın yaşadığı derin ekonomik ve toplumsal sorunlara çözüm üretmeye çağırıyoruz. TMMOB olarak demokrasiye, hukuk devletine, halk iradesine ve toplumsal barışa yönelik her türlü müdahalenin karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Eşit, özgür, demokratik bir Türkiye mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
İzmir Barosu: Demokrasi halkın iradesinin özgürce ortaya çıkabilmesidir
İzmir Barosu, CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, kararın demokratik siyasal yaşama yönelik ağır bir müdahale olduğu belirtilerek, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş ve meşru Genel Başkanı Özgür Özel’dir” denildi.
Baro açıklamasında, ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetiminin “siyasi saiklerle yürütülen bir ‘mutlak butlan’ tartışması üzerinden görevden uzaklaştırılmaya çalışıldığı” ifade edilerek, bunun “yalnızca bir partiye değil, çok partili demokratik yaşama yönelmiş ciddi bir tehdit” olduğu kaydedildi.
“19 Mart süreciyle başlayan baskı politikalarının bugün yeni bir aşamaya taşındığı” belirtilen açıklamada, siyasal iktidarın “yargı mekanizmaları üzerinden muhalefeti etkisizleştirmeye, toplumsal iradeyi denetim altına almaya ve seçme-seçilme hakkını fiilen aşındırmaya yöneldiği” ifade edildi.
İzmir Barosu, “Demokrasi yalnızca sandığın varlığı değil, halkın iradesinin özgürce ortaya çıkabilmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Açıklamada ayrıca, “Bugün ihtiyaç duyulan şey, daha fazla baskı değil, daha fazla hukuk; daha fazla korku değil, daha fazla demokrasi; daha fazla biat değil, örgütlü halk iradesidir” denildi.
Baro, açıklamasının sonunda “hukukun üstünlüğünü, demokratik toplum düzenini, yurttaşların seçme ve seçilme hakkını ve halk iradesinin meşruiyetini savunmaya devam edeceklerini” belirtti.
İstanbul Barosu: Türkiye’de siyasi partilere yönelik son derece ağır ve tehlikeli bir darbedir
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen 'mutlak butlan' kararına İstanbul Barosu tepki gösterdi. Kararı, “Türkiye’de siyasi partilere ve demokratik siyasal yaşama yönelik son derece ağır ve tehlikeli bir darbedir” olarak değerlendiren Baro, şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyet Halk Partisi hakkında bugün verilen 'mutlak butlan' kararı, Türkiye’de siyasi partilere ve demokratik siyasal yaşama yönelik son derece ağır ve tehlikeli bir darbedir. Hukukun, adaletin ve yargı kurumlarının siyasal alanı dizayn etmenin aracı haline getirilmesi; bir siyasi partinin kurultay iradesine mahkeme eliyle müdahale edilmesi, yalnızca bir siyasi partiye ilişkin hukuki bir tasarruf olarak değerlendirilemez. Bu durum, doğrudan demokratik anayasal düzene yönelen açık bir müdahaledir.
Anayasa’nın 67, 68 ve 79. maddeleri; seçme ve seçilme hakkını, çoğulcu demokratik siyasal yaşamı ve seçimlerin yönetim ve denetiminin münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisinde olduğunu güvence altına almaktadır. Siyasi partilerin kongre ve kurultay süreçleri de seçim hukuku rejiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle seçim kurullarının gözetim ve denetiminden geçerek oluşmuş siyasal iradenin, sonradan 'mutlak butlan' kavramı genişletilmek suretiyle hükümsüz sayılması; hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi seçme ve seçilme hakkının özüne yönelik açık bir müdahale niteliği taşımaktadır.
Bir siyasi partinin kurultayının yok hükmünde sayılması; milyonlarca yurttaşın siyasal tercihinin, temsil iradesinin ve demokratik katılım hakkının tartışmalı hale getirilmesi anlamına gelir. Bu yönüyle verilen karar, yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değil; Türkiye’de çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliği ilkesinin ve anayasal demokrasinin geleceği bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir gelişmedir.
Demokratik toplumlarda siyasal meşruiyetin temel kaynağı halk iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı yeniden şekillendirmek değil; hukuku, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik anayasal düzeni korumaktır. Aksi ülkemizde gerçekleşen gerek siyasi partilerin iç yönetim seçimleri ve gerekse Türkiye’de yapılmış tüm seçimlerin her zaman yıllar sonra yargının konusu yapılabilmesinin önünü açabilecek bir karar olduğu görülmektedir.
İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve anayasal düzeni savunmaya devam edeceğimizi; yargının siyasal alanı dizayn etme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz”
İHD: Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz
İnsan Hakları Derneği (İHD) de, mutlak butlan kararının insan hakları, demokrasi ve hukuk güvenliği ilkelerine tamamen aykırı olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamada, “Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz” dedi.
İHD tarafından yapılan açıklama ise şöyle:
“Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik özellikle belediyeler üzerinden yürütülen yargı süreçlerinin antidemokratik yönüne ilişkin daha önce de defalarca açıklamalar yaptık. Gözaltılar ve tutuklamaların ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü üzerinde ciddi baskılar yarattığını, demokratik toplum düzenini zedelediğini vurguladık.
Bugün verilen bu karar ise yalnızca bir parti içi mesele değil, açık biçimde sivil siyasete yönelik yargısal müdahaledir. Halkın iradesiyle seçilmiş yöneticilerin mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılması, seçme ve seçilme hakkına vurulmuş ağır bir darbedir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu bu karar, aynı zamanda seçim hukukunun temel güvencelerini de tartışmalı hâle getirmektedir. Zira bu karar, kurultay süreçlerine ilişkin denetim ve yetki çerçevesinde verilmiş, kesin ve itiraz edilemez nitelikte kabul edilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarını fiilen yok sayan bir sonuç doğurmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen bu yaklaşım, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişini değil; seçim süreçlerine ilişkin kurumsal güvencelere duyulan toplumsal güveni de ortadan kaldırma riski taşımaktadır.
Önümüzdeki siyasal süreç açısından değerlendirildiğinde bu karar açıkça göstermektedir ki otoriter yönetim artık yargı eliyle siyasal partileri dizayn etmeye yönelmiştir. Bu karar, siyasi partilerden, derneklere, meslek odalarından sendikalara kadar seçilmiş her iradenin mutlak tehdit altında olduğunu göstermektedir. İfade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü, seçme seçilme hakkı tehdit altındadır.
İnsan hakları savunucuları olarak; Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin görevden el çektirilmesi sonucunu doğuran bu “mutlak butlan” kararını insan hakları, demokrasi ve hukuk güvenliği ilkelerine tamamen aykırı bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz.”
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Koramaz: Mutlak butlan kararı kabul edilemez
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz da, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptal kararına tepki gösterdi. Koramaz, “TMMOB olarak demokrasiye, hukuk devletine, halk iradesine ve toplumsal barışa yönelik her türlü müdahalenin karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Eşit, özgür, demokratik bir Türkiye mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz" diye konuştu.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz yaptığı açıklamada şöyle dedi:
“Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı'na ilişkin 'mutlak butlan' kararı, uzun süredir ülkemizde derinleşen demokrasi ve hukuk krizinin yeni bir halkası olmuştur. Söz konusu siyasi kararla bir kez daha yargı eliyle demokratik süreçlere, halkın iradesine ve siyasete müdahale edilmekte, tüm toplumsal muhalefete gözdağı verilmektedir. Yaşanan hukuksuzluklar, mevcut toplumsal krizleri daha da derinleştirmekte, toplumun demokrasiye duyduğu güveni aşındırmaktadır. Oysa ülkemizin ihtiyacı; baskıyı, kutuplaşmayı ve hukuksuzluğu büyütmek değil, halk egemenliğini esas alan demokratik bir hukuk düzenidir. Siyasal iktidarı, hukuk dışı ve keyfi uygulamalarla ülkeyi kendi siyasal ihtiyaçlarına göre tanzim etmek yerine, asli görevi olan, halkın yaşadığı derin ekonomik ve toplumsal sorunlara çözüm üretmeye çağırıyoruz. TMMOB olarak demokrasiye, hukuk devletine, halk iradesine ve toplumsal barışa yönelik her türlü müdahalenin karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Eşit, özgür, demokratik bir Türkiye mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
BTS İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol: Demokrasi halkın mücadelesiyle kazanılmış bir haktır
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” tartışmaları üzerinden yürütülen müdahale girişimlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, söz konusu girişimlerin yalnızca bir parti içi mesele olmadığı belirtilerek, bunun halk iradesine dönük siyasal bir operasyon olduğu ifade edildi.
Akyol, iktidarın seçimlerde kazanamadığı alanları yargı, bürokrasi ve devlet imkanlarıyla kontrol altına almaya çalıştığını söyleyerek, “Sandıkta kaybedilenin saray koridorlarında geri alınmaya çalışılması demokrasi değil; açık bir siyasi darbe girişimidir” dedi.
Açıklamada, “mutlak butlan” tartışmalarının hukuk kisvesi altında halkın oylarını yok saymaya dönük antidemokratik müdahaleler olduğu belirtilirken, yargının bağımsızlığını kaybettiği ve siyasal iktidarın ihtiyaçlarına göre hareket ettiği ifade edildi.
Kayyım politikaları, grev yasakları ve yargı müdahalelerinin aynı rejimin parçaları olduğunu dile getiren Akyol, “Bugün CHP’ye yönelik yapılan müdahale, çok partili hayata son verilmesinin habercisidir” dedi.
Akyol, açıklamasında emekçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekerek, iktidarın halkın geçim sorunları yerine “siyasi mühendislik” peşinde olduğunu söyledi. Açıklamanın sonunda ise “Demokrasi sarayın lütfu değil, halkın mücadelesiyle kazanılmış bir haktır. Ve o hak, yine halkın örgütlü mücadelesiyle savunulacaktır” ifadelerine yer verildi.
Ankara Barosu: Bu hukuka aykırılık ivedi şekilde ortadan kaldırılmalı
Ankara Barosu da karara tepki göstererek, “Yargının demokrasinin işleyişinde bir dizayn etme aracı olamayacağını, demokrasinin ve halk iradesinin işleyişinde hukukun uygulayıcısı görevini üstlenmesi gerektiğini, alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, bu hukuka aykırılığın ivedi şekilde ortadan kaldırılması gerekliliğini vurguluyoruz” açıklamasını yaptı.
Açıklamada, seçim yargısındaki yetkili mercilerin seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu olduğu belirtilerek, “Bu çerçevede adli yargının verdiği iptal kararları açıkça hukuka aykırıdır” denildi.
Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:
“Adli yargının verdiği iptal kararları açıkça hukuka aykırıdır. Yargının parti içi demokrasiye hukuksuz müdahalesi demokrasimize ağır ve telafisi güç zararlar vermektedir.
Ankara Barosu olarak; yargının demokrasinin işleyişinde bir dizayn etme aracı olamayacağını, demokrasinin ve halk iradesinin işleyişinde hukukun uygulayıcısı görevini üstlenmesi gerektiğini, alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, bu hukuka aykırılığın ivedi şekilde ortadan kaldırılması gerekliliğini vurgular; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı savunmaya devam edeceğimizi bildiririz.”
(Haber Merkezi)
Evrensel'i Takip Et