Alican Uludağ tahliye edildi
Tutuklu gazeteci Alican Uludağ’ın ilk kez hakim karşısına çıktı. SEGBİS’le bağlanan Uludağ, ilk duruşmada tahliye edildi.
“Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla tutuklu yargılanan Gazeteci Alican Uludağ’ın yargılandığı davanın ilk duruşması bugün görüldü. Mahkeme Alican Uludağ'ın tahliyesine karar verdi.
Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesindeki görülen davanın ilk duruşmasına, tutuklu bulunduğu Marmara Cezaevi'nden SEGBİS’le bağlanan Uludağ, tüm tutuklu gazetecilere selam gönderdi.
Davayı izleyen Gazeteci Özlem Akarsu Çelik, Alican Uludağ’ın savunmasını aktardı.
“Ne iş yaparsınız” sorusuna “Yargı muhabiriyim” yanıtını veren Uludağ’ın ifadelerinde öne çıkan noktalar şu şekilde:
“Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp ve son tutuklanan gazeteci Yelis Ayaz’a ve tüm tutuklu gazetecilere selam gönderiyorum. 90 gündür ailemden uzakta, Silivri Cezaevindeyim. SEGBİS’le bağlanmaya itirazımı dile getirmene rağmen duruşmaya buradan bağlanıyorum. Cezaevinden yapılan bir yargılama sağlıklı olamaz. Fethullahçılar döneminde zorlu şartlarda adliye/yargı muhabirliğini öğrendim. Ne o gün ne bugün hiçbir çıkar grubunun gölgesinde gazetecilik yapmadım. O gün de tarihin doğru tarafındaydım, bugün de doğru tarafındayım. Asla pişman olunacak bir gazetecilik yapmadım. Gazeteciliği halkın çıkarına yaptım. Bu dava, Anayasada güvence altına alınmış basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesinden ibarettir. Bu, halkın haber alma hakkını engellemektir.”
“Eleştiriler yargının siyasallaşmasına karşı yapılmış paylaşımlar”
“Kim bu savcı? Basın savcısı mı? Hayır! Terör savcısı. Terör savcısının gazeteci ile ne ilgisi olur? Terörist mi gazeteci? Savcı delilden şüpheliye gitmesi gerekirken şüpheliden delile gitmiş. 13 sosyal medya paylaşımım gerekçe gösteriliyor. Bunların tamamı ekim 2025 öncesine ait. Suçlandığım birkaç paylaşımı örnek göstermek istiyorum. Savcı altını çizmiş. 90 gündür düşünüyorum. Sandıkla kaybettiğini yargı eliyle geri almaya çalışıyor. CHP’li belediyelere dönüp operasyonları kastetmişim. Burada hakaret nerede? Ben bir yargı muhabiri olarak yargıdaki operasyonları sosyal medyada eleştirmişim. Örneğin Tayfun Kahraman… Hakkında iki Anayasa mahkemesi kararı olmasına rağmen tutuklu. İçeri girdiğimde Kahraman’ı gördüm. Gözlerinde adaletsizliğin verdiği o duyguyu gördüm. Bunu yazmayacak mıyım bir yargı muhabiri olarak? Hangi paylaşımınla hükümeti ve yargıyı aşağıladığımı yazmamış ama iddia bu. Eleştiriler yargının siyasallaşmasına karşı yapılmış paylaşımlar. Yargının bağımsızlığını savunmak amacıyla yapılmış paylaşımlar.”
“Düşünceyi suç haline getirmek istemiş savcı”
“Bilgiye yalan demenin yanı sıra bir fikri, düşünceyi suç haline getirmek istemiş savcı. Yani kimse fikrini söylemesin! Gazeteci tutuklamak savcılar için hobi haline geldi. Furkan Karabay tutuklanırken bu eleştiriyi yapmışım. Şimdi ben tutukluyum. Ben tanığı olduğum yargıdaki haksız atamaları anlattığım için bugün sanık olarak yargılanıyorum. Türkiye uyuşturucu baronu Zindaşti’yi serbest bırakan hakimleri gördü. Bu örnekler varken benim sosyal medya paylaşımlarının neresinde hakaret var? 23 Eylül 2025 tarihli yargı ile saray ardında kara propaganda mekanizması var demişim. Burada bilgi var, eleştiri yok. İktidar yanlısı gazetecilere CHP’li belediyelerin bilgilerinin sızdırıldığını yazmışım. Hakim Bey, bunun eksiği yok fazlası var. Dezenformasyon Merkezi benim bilgiye dayalı bu paylaşımımı yalanlamadı. Savcı bir yıl sonra diyor ki bu dezenformasyon, yalan.”
“Beraatimi talep ediyorum”
“Gazetecinin görevi halk adına, devleti yönetenleri deneylemektir. Bu paylaşımlarda temel amaç halkı bilgilendirmek ve uyarmaktır. Suç işlemedim, gazetecilik yaptım. Hakkımdaki tüm suçlardan beraat talep ediyorum. Erdoğan CHP liderini eleştirirken şöyle diyor, ‘Hakkımızdaki tüm eleştirilere tahammül gösterdik... Türkiye özgürlüğe kavuştu.’ Bu sözler doğruysa benim cezaevinde ne işim var! Hakkımdaki kaçma şüphesi gülünç bir iddia. 5 ve 10 yaşındaki çocuklarım beni beklerken ben neden kaçayım? 18 yıllık gazeteciyim. Beni bıraktığınızda gideceğim ve beni bulacağınız yer adliyenin basın odasıdır. Korku iklimi bir sis gibi Türkiye’nin üzerine çökmüş durumda. Yargı ve devlet aygıtı, siyasi iktidar tarafından muhaliflere karşı bir giyotin gibi kullanılıyor. Bugün gazeteciler susarsa halk da susar. Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik Cumhuriyet. Yaşasın gazetecilik!”
“Cumhurbaşkanı müşteki değil, savcı istiyor”
Alican Uludağ’ın savunmasından sonra avukatı Abbas Yalçın söz aldı. Yalçın şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanı hâlâ dosyada müşteki değil. Kim istiyor? Tek kişi, yetkisi olmayan İstanbul’daki terör savcısı istiyor. Dosya buraya geldi, Alican orada kaldı. Alican’ın çok hızlı şekilde gözaltın alınarak İstanbul’a götürülmesinde, yol boyunca İstanbul emniyetinden defalarca aradılar, ‘Hadi, neredesiniz’ diyerek. Alican evinden alındıktan 20 saat sonra hücresi üstüne kapatıldı. 90 gündür tutuklu. 90 gündür gerçeği anlatmaya uğraşıyoruz. Dosyadaki 22 paylaşım emniyet tarafından iki saat içinde dosyaya konulmuştu. Dosyada tanık yok ama Alican tanığa baskı yapabilir diye tutuklu. Parasını cebinden ödeyerek buraya gelmek istedi yüz yüze ifade vermek için. 20 saat içinde götürülüp tutuklandı ama buraya getirilemedi. Bu ağır hukuksuzluk ve eziyet! Evinden yüzlerce kilometre ötede tutmak eziyettir! Bu tutuklama gerçeğe aykırı! Alican’ın cezaevinde kalmasının hiç kimseye faydası yok. Bu eziyete don vereceğimize inanıyoruz. Müvekkilimin derhal tahliye edilmesini talep ediyorum.”
Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme Alican Uludağ'ın tahliyesine karar verdi.
(Haber Merkezi)
Evrensel'i Takip Et