Sumitomo’da toplu sözleşme tıkandı; işçiler 2 Haziran’da grevde: ‘Kâra ortak etmeyenler zarara da ortak edemez’
Çankırı'da kurulu Japon lastik tekeli Sumitomo’da, Petrol-İş ile patron arasında süren ve 2 bin 500 işçiyi kapsayan toplu sözleşme görüşmeleri tıkandı. İşçiler 2 Haziran'daki greve hazırlanıyor.
Fotoğraf: Evrensel
Kübra Kırımlı
[email protected]
Ankara – Türk-İş’e bağlı Petrol-İş Sendikasının örgütlü olduğu 2 bin 500 işçinin çalıştığı Sumitomo Rubber AKO Lastik’te toplu iş sözleşmesi görüşmeleri tıkandı. Petrol-İş Sendikası Çankırı Şube Başkanı Halil İbrahim Topçu, bayram öncesi İstanbul’da yapılacak son görüşmeden de sonuç çıkmaması halinde işçilerin 2 Haziran’da greve çıkacağını söyledi. 2019’dan bu yana fabrikada yetkili sendika olan Petrol-İş’in iki dönemdir şube başkanlığını yapan Topçu, işçilerin taleplerini, patronun tekliflerini ve önceki grev sürecini ve grev hazırlıklarını anlattı.
Sumitomo’da günde toplam 20 bin civarı lastik üretiliyor. Sumitomo’nun sattığı bir lastiğin fiyatı ortalama 5 bin 500 TL. Ortalama ücretlerin 53 bin olduğu fabrikada günde 8 lastik üreten işçinin istediği yüzde 25’lik zam 2.5 lastiğe denk geliyor. Şirketin finansal özet tablosunda Mart 2024 - Mart 2025 ile Mart 2025- Mart 2026 karşılaştırması yer alıyor. Buna göre şirket gelirini binde 6 artırdı. Vergi öncesi kârı binde 9 arttı. Vergi öncesi kâr marji yüzde 0.5 puan düşerken, geçen yıla göre cirosu yüzde 6.8 oranında arttı.
‘Enflasyon karşısında kendimizi korumaya çalışıyoruz’
Çankırı’daki ücretlerin genel olarak düşük olduğunu söyleyen Topçu, fabrikada işçilerin ücretlerinin ortalamanın üzerinde olduğunu ancak yüksek enflasyon nedeniyle bunun yeterli olmadığını dile getirdi: “Çankırı’da ortalama ücretler 40 bin lirayı bulmaz. Asgari ücretin 28 bin olduğu yerde 30-35 bin lira iyi ücret sayılıyor. Bizim fabrikada ücretler 51-52 bin liradan başlayıp 61-65 bine kadar çıkıyor. Her ay ortalama 53 bin 150 lira maaş alıyor işçi. Aylık ikramiye, eş-çocuk yardımlarıyla ücretler 75 bin lirayı buluyor. Ama bir yanda enflasyonist bir sistemdesin, savaş ortamındasın. Mecburen kendini koruman lazım.”
Fotoğraf: Evrensel
‘Masada olmazsa sahada alırız dedik’
İki yıl önce Çankırı’daki ilk grevi gerçekleştirdiklerini ve 43 gün süren grev sonucunda önemli kazanımlar elde ettiklerini hatırlatan Topçu, “29 Mayıs 2024’te yaptığımız grev hem bizim ilk grevimizdi hem de kentteki ilk grevdi. Asgari ücret 22 bin liraydı. Biz ‘30 binin altına inmeyiz’ dedik ve 43 gün grev yaptık. Sonunda yüzde 126 farkla sözleşmeyi tamamladık. İşçiye masada mümkün olmayanın sahada mücadeleyle alınacağını anlattık. ‘Müzakere olmazsa söke söke alacağız’ dedik ve öyle oldu. İşveren bu süreçte 1 milyon lastiği kaybetti. Biz de kaybettik; 43 gün sigorta primimiz ödenmedi. Ama 43 günün sonunda Aksaray’ın, Petlas’ın üzerindeyiz. İzmit tarafının biraz altındayız.” diye konuştu.
‘Ciğerlerime kadar karbon karası çekiyorum’
Lastik üretiminde ağır çalışma koşullarına dikkat çeken Topçu, işçilerin emeğinin küçümsenmesine karşı çıkarak “Bize ‘Sizin aldığınızı hemşire de alıyor, neyinize yetmiyor’ dediler. Bizim hemşirelerle bir derdimiz yok ama biz iğne yapmıyoruz, lastik yapıyoruz. Ciğerlerime kadar karbon karası çekiyorum. Lastiğin kokusunu çekiyorum. Servisten indiğimde insanlar burnunu kapatıyor. Böyle bir iş yapıyoruz. 30 sene sonra işçiye ne olup olmayacağını bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.
6+1 çalışma modeli dayatması
Toplu sözleşmedeki temel anlaşmazlık başlıklarından birinin çalışma sistemi olduğunu kaydeden Topçu, patronun mevcut “6 gün çalışma + 2 gün dinlenme” sistemini değiştirmek istediğini dile getirdi: “Biz 6+2 çalışıyoruz. İşveren ‘Petlas ve Pirelli 6+1 çalışıyor, biz zarar ediyoruz’ diyerek sistemi değiştirmek istiyor. Kesinlikle karşı çıktık. Çünkü bu model işçiye hiçbir şey kazandırmıyor. 7 vardiyalı sisteme geçildiğinde fabrikada fazla işçi ortaya çıkıyor, en az 300-400 kişi fazlalık olacak dediler. Hem bir gün tatilin gidiyor hem işçiyi daha fazla çalıştırıyorsun sonra da ‘Fazla adam var’ diyerek işten çıkarmaların önünü açacaksın. Bu kabul edilemez.”
‘İlk 6 ay için yüzde 25 istiyoruz’
Sendikanın ilk altı ay için yüzde 33 zam talep ettiğini, patronun tekliflerinin ise enflasyonun bile altında kaldığını dile getiren Topçu, “İşveren önce sıfır zamla geldi. Sonra 6+1 modeli ve yüzde 3 önerdi. Sonra yüzde 5, yüzde 8.45 teklif etti. En sonunda yüzde 13’e çıktı. Oysa 6 aylık enflasyon yüzde 12.19. Yani teklif ettikleri rakam enflasyonu bile karşılamıyor ‘6+1’i kaldırın, 5 puan inerim’ dedim. 28’den 25’e indik ama onlar geri adım atmadı” dedi.
‘Fabrikanın Hürmüz Boğazı’nı kapattık’
Grev hazırlıklarına dair bilgi veren Topçu, üretimi yavaşlatan eylemler yaptıklarını özellikle kritik bölümlerde fazla mesaileri durdurduklarını anlatırken, “Kalite kontrol gibi stratejik bölümlerde mesaileri sıfırladık. Fabrikanın Hürmüz Boğazı’nı kapattık.” diyerek gülümsedi. Ancak üretime zarar verme niyetinde olmadıklarını da ekledi: “Makineler çalışmazsa yarın grevde kimden para isteyeceğiz? Bizim fabrikaya zarar veren bir sendikacılık anlayışımız yok.”
‘Kâra ortak etmeyenler, zarara da ortak edemez’
Şirketin zarar ettiğini öne sürerek hak kaybı dayattığını söyleyen Topçu, “2025’i zararla kapattıklarını söylüyorlar, bunu anlayabiliyoruz. Ama bizi niye zarara ortak ediyorlar, onu anlayamıyoruz? Kâra ortak etmeyenler, zarara da ortak edemez. Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk” diyerek tepki gösterdi.
Fabrikada yemekhanede kaşık eylemlerinin, çıkışlarda yürüyüşlerin sürdüğünü belirten Topçu, “Fabrikadaki sipariş ve sevkiyat durumu düşmesine rağmen depolarda ciddi bir lastik stoğu bulunuyor. Bu klasik bir grev öncesi işveren hazırlığı. Patron, greve çıkarsak neyi sevk edeceğinin hesabını yapıp deposunu hazırlıyorsa, biz de hazırlığımızı yapıyoruz. Hakkımızı aramaya devam edeceğiz. İşçi hazır. 2 Haziran’a kadar anlaşma olmazsa grev hakkımızı kullanacağız” dedi.
‘Birlikte mücadele edelim’
Yetki süreçlerindeki yasal boşlukların işverenlere zaman kazandırdığını ifade eden Topçu, TPI örneği üzerinden yabancı sermayenin işçilerin emeğini sömürdüğünü, hak arayışlarının kolluk kuvvetleriyle engellendiğini, hak arayan işçilerin ve sendikacıların baskı, tutuklama ve bürokratik engellerle susturulmaya çalışıldığını dile getiren Topçu, belli yerlerde oluşan güç birliğinin yeterli gelmediğini ifade ederek konfederasyonlara "birlikte mücadele etme” çağrısı yaptı.
‘Vergide adalet yangınını benim evin önünde mi söndüreceğiz?’
Vergide adalet talebinin dile getiren Topçu, "Biz vergi ödemiyoruz ama bu biraz şu hikaye gibi; şimdi yangın köyün aşağı başından çıkmış. Benim eve gelene kadar daha 50 ev var diyoruz. Vallahi hepsi yanıp geliyor eve kadar. Benim evin önünde mi söndüreceğiz? Hayır en aşağı gideceğiz, onu orada söndüreceğiz. Vergide adalet olması lazım, sabitlenmesi lazım, az kazanan az, çok kazanan çok olması lazım. Bundan yanayız.” dedi.
Evrensel'i Takip Et