Bölgesel çıkarlara Patriot ayarı
Bölgesel çıkarlar denkleminde 12 yıl boyunca adeta buzdolabına kaldırılan “Stratejik Diyalog Mekanizması”, İran Savaşı nedeniyle yeniden başlatıldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Berlin'deydi
Yücel Özdemir
[email protected]
Köln - Berlin’de 12 yıl aradan sonra yeniden toplanan “Türk-Alman Stratejik Diyalog Mekanizması” toplantısının gündemi bir hayli yoğundu. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile yaptığı görüşmelerde, Türkiye’nin Almanya ve AB’den beklentilerini sıralarken, Alman tarafı asıl olarak Türkiye’ye Avrupa’nın güvenlik mimarisi kapsamında misyonlar biçti. Fidan’ın açıklamaları ve mesajlarına bakılırsa, Türkiye de Avrupa’nın güvenlik mimari kapsamında görev üstlenerek, rolünü pekiştirmenin hesaplarını yapıyor.
2013’te Suriye savaşının hemen ardından bölgede yaşanan gelişmelere ve Almanya’nın bölgesel çıkarlarına bağlı olarak Berlin’de kurulan “Stratejik Diyalog Mekanizması” ile birlikte Almanya, Türkiye’ye Patriot füzeleri yerleştirmişti. İkinci toplantı 19-20 Haziran 2014’te yapılmış ancak Türkiye, Suriye sahasında Rusya ile yakın hareket etmeye başlayınca gönderilen Patriotlar 2015’te Almanya’ya geri dönmüştü.
Patriot kararı neyin mesajı?
Bölgesel çıkarlar denkleminde 12 yıl boyunca adeta buzdolabına kaldırılan “Stratejik Diyalog Mekanizması”, İran savaşı nedeniyle yeniden başlatıldı. Fidan’ın Berlin’e geldiği gün Alman basını, Schleswig-Holstein eyaletinde bulunan Patriot sisteminin, “NATO’nun güney kanadını güçlendirme” gerekçesiyle Türkiye’ye gönderileceğini yazdı. Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, 150 Alman askeri, Patriot savunma sistemiyle birlikte haziran-eylül ayları arasında Türkiye’de görev yapacak. Patriotların nereye konuşlandırılacağı konusunda bir bilgi ise yok.
Geçmişte Suriye’den olduğu gibi bugün de İran’dan Türkiye’ye yönelik doğrudan bir saldırı olmadığı halde Almanya’nın Patriot göndermeye karar vermesi, Türkiye’nin güvenliğinden çok bölgesel güç dengeleriyle ilgili. Patriotlar bu güç dengesinde Almanya’nın da bölgede aktif bir rol almak istediğinin bir mesajı olarak okunabilir.
NATO, İran savaşı kapsamında Türkiye'deki hava savunmasını, aralarında ABD birliklerinin de bulunduğu güçlerle takviye etmişti. Almanya Savunma Bakanlığının açıklamalara göre, gönderilecek Alman birliği ABD birliğinin yerini alacak.
Almanya’nın hedefi, Türkiye’nin niyeti
Fidan, Berlin ziyareti sırasında Başbakan Merz ile görüştükten sonra bir açıklama yapmazken, ayrıntılar asıl olarak Dışişleri Bakanı Wadephul ile düzenlenen ortak basın toplantısında ifade edildi. İki bakan, Türkiye-Almanya, Avrupa Birliği-Türkiye, Avrupa'nın güvenliği, ABD-İran ateşkes görüşmeleri, İsrail'in Filistin topraklarında izlediği siyaset ve Ukrayna savaşı hakkında açıklamalarda bulundu.
Alman basınında ziyaretle ilgili haberlerde, Wadephul’un Türkiye’nin AB üyeliğine kapıyı kapatmamasına dair verdiği mesaj öne çıktı. Wadephul, Türk hükümetinin tam üyelik hedefinden vazgeçmemesini memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Türkiye AB’ye üye olmak istiyorsa, Almanya’da dostane ve güvenilir bir ortak bulacaktır” dedi. Ancak Türkiye’nin AB üyeliği için tüm kriterleri yerine getirmesi gerektiğini sözlerine eklemeyi de ihmal etmedi.
Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi üyesi olan Wadephul’un, daha önce partisinden olan diğer politikacılardan farklı olarak, Türkiye’ye AB üyeliği konusunda yeşil ışık yakması, hem de bunu aşırı sağın güç kazandığı bir dönemde yapması, önemli bir mesaj olabilir. Ne var ki, gerçekleşme olasılığı görünmüyor.
Karşılıklı bağımlılık denkleminde Almanya ve Türkiye
Türkiye-Almanya ilişkilerindeki yeni “bahar havası”nın temelinde elbette karşılıklı çıkar birliği ve bölgesel hesaplar bulunuyor. Fidan, ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin AB’nin savunma ve güvenlik planlarına dahil edilmesini isterken, Türkiye’nin bu alanlarda katettiği mesafenin AB'nin kendi stratejik duruşunu hayata geçirebilmesi bakımından Avrupa’nın elindeki en değerli imkanlardan biri olduğunu savundu.
Avrupa’nın bölgedeki askeri gücü olmaya davet içerikli bu mesaj, Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri tarafından hemen geri çevrilebilecek bir teklif değil. Dahası, ABD-İsrail ittifakının İran’ı ele geçirme hamlesi ve bugün açısından sonuçlarına bakılırsa, Avrupa’nın Türkiye’ye, Türkiye’nin de Avrupa’ya olan ihtiyacının önümüzdeki dönemde daha da artacak gibi görünüyor.
Tam da bu nedenle Wadephul, Fidan’ın yaptığı teklifi şu sözlerle kabul etti: “NATO’nun önemli bir üyesi ve AB'nin önemli bir ticaret ortağı olan Türkiye’nin, AB’nin savunma ve sanayi politikaları araçlarına katılımını destekliyoruz.” Bunun karşılığı olarak da Türkiye’nin uzun süreden beri talep ettiği Gümrük Birliği Anlaşması’nın modernizasyonunu için de yeşil ışık yaktı.
İfade edilenlerin ne kadarının gerçekleşeceğinden bağımsız olarak, Türkiye, sahip olduğu jeostratejik konumu kullanarak AB ile ilişkilerini geliştirmeyi planlıyor. Birbirini kullanma üzerinden şekillenen stratejik mekanizmanın ömrü biraz da sarf edilen sözlerin sahada ne kadar karşılık bulacağıyla ilgili. Bölgedeki gelişmelerde tarafların istediklerini almaması durumunda, “Stratejik Diyalog Mekanizması”nda perde açıldığı gibi bir süre sonra yine kapanabilir.
Evrensel'i Takip Et