Alarm veren araştırma: Dünya nehirlerinin yüzde 80’i oksijen kaybediyor
Yeni araştırma, dünya genelindeki nehirlerin yaklaşık yüzde 80’inin son 40 yılda ciddi oranda oksijen kaybettiğini ortaya koydu. Bilim insanları, iklim değişikliğinin su ekosistemleri için büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor.
Fotoğraf: Dan Roizer/Unsplash
Sıla Altun
[email protected]
Dünya genelindeki nehirlerin yaklaşık yüzde 80’inin son 40 yılda ciddi oranda oksijen kaybettiği ortaya çıktı. Bilim insanları, iklim değişikliği nedeniyle hızlanan bu sürecin su ekosistemlerini ve milyonlarca insanın yaşamını tehdit ettiğini belirtiyor.
Çin Bilimler Akademisi’nden çevre bilimci Qi Guan liderliğindeki araştırma ekibi, 1985 ile 2023 yılları arasında elde edilen 3,4 milyon uydu görüntüsü ve iklim verisini analiz ederek 16 binden fazla nehirde çözünmüş oksijen seviyelerini inceledi. Çalışma, dünya genelindeki nehirlerin her on yılda litre başına ortalama 0,045 miligram oksijen kaybettiğini ortaya koydu.
Araştırma sonuçları, Science Advances dergisinde yayımlandı.
Bilim insanlarına göre çözünmüş oksijen, su altındaki yaşam için kritik öneme sahip. Balıklar, bitkiler, planktonlar, bakteriler ve diğer su canlıları yaşamlarını sürdürebilmek için bu oksijene ihtiyaç duyuyor. Oksijen seviyelerindeki küçük düşüşler bile ekosistemlerde büyük değişimlere yol açabiliyor.
Araştırmada en dikkat çekici sonuçlardan biri, tropikal nehirlerdeki hızlı oksijen kaybı oldu. Özellikle Hindistan’daki Ganj Nehri’nin küresel ortalamadan yaklaşık 20 kat daha hızlı oksijen kaybettiği belirtildi. Amazon Nehri’nde de ciddi düşüşler gözlendi.
Bilim insanları daha önce yüksek enlemlerdeki nehirlerin daha fazla risk altında olduğunu düşünüyordu. Ancak tropikal nehirlerin zaten sıcak olması nedeniyle başlangıçta daha düşük çözünmüş oksijen seviyelerine sahip olduğu ve bu nedenle hipoksiye, yani oksijen yetersizliğine daha hızlı yaklaştığı ifade edildi.
Araştırmaya göre nehirlerdeki oksijen kaybının yaklaşık yüzde 63’ü doğrudan iklim değişikliğiyle bağlantılı. Küresel ısınma nedeniyle su sıcaklıklarının artması, suyun çözünmüş oksijen tutma kapasitesini azaltıyor. Daha sıcak sular, oksijen moleküllerini daha zor tutabiliyor ve oksijen atmosfere daha hızlı karışıyor.
Uzmanlar ayrıca barajlar, düşük su seviyeleri, sıcak hava dalgaları ve insan kaynaklı kirliliğin de oksijen kaybını hızlandırdığını belirtiyor. Su akışının azalması, havadan suya karışan oksijen miktarını düşürürken; tuz, besin ve organik madde yükünün artması da çözünmüş oksijen seviyelerini olumsuz etkiliyor.
Araştırmada, mevcut karbon emisyonlarının devam etmesi halinde yüzyılın sonuna kadar Güney Amerika’nın büyük bölümü, Hindistan, Arktik bölgesi ve ABD’nin doğusunda nehirlerin çözünmüş oksijeninin yaklaşık yüzde 10 daha azalabileceği öngörüldü.
Bilim insanları, çözünmüş oksijendeki küçük düşüşlerin bile kitlesel balık ölümlerine ve “ölü bölgelerin” oluşmasına neden olabileceği uyarısında bulundu. Oksijenin azalmasıyla birlikte ölü organizmaların ayrışması sürecinde bakterilerin kalan oksijeni de tükettiği ve bunun ekosistemi daha da kırılgan hale getirdiği ifade edildi.
Araştırmanın başyazarı Qi Guan, “Oksijensizleşme çok yavaş ilerleyen bir süreç olsa da uzun vadede nehir ekosistemleri üzerinde yıkıcı etkiler yaratabilir. Düşük oksijen seviyeleri biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve su kalitesinin bozulmasına yol açabilir” dedi.
Bilim insanları, nehir ekosistemlerinin korunabilmesi için karbon emisyonlarının azaltılması, su yönetimi politikalarının güçlendirilmesi ve doğal su akışının korunması gerektiğini vurguluyor.
Evrensel'i Takip Et