İzmir Barosu: LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerine karşı durmaya devam edeceğiz
İzmir Barosu, 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi, Transfobi, İnterfobi Karşıtı Gün kapsamında yaptığı açıklamada LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerinin sistematik hale geldiğini belirterek, “İnsan hakları herkes için geçerlidir.” vurgusu yaptı.
Fotoğraf: Evrensel
İzmir – İzmir Barosu, 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi, Transfobi, İnterfobi Karşıtı gün dolayısıyla basın açıklaması düzenledi. İzmir Barosu önünde yapılan açıklamada basın metnini Av. Selen Dendeş okudu.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 17 Mayıs 1990 tarihinde eşcinselliği hastalık sınıflandırmasından çıkarmasının üzerinden tam 36 yıl geçtiğini söyleyen Dendeş, “Türkiye’de son yıllarda insan hakları ihlalleri her ne kadar artmış olsa da LGBTİ+lar tarihin hiçbir aşamasında eşit yurttaşlık hakkına sahip olmamışlardır” dedi.
LGBTİ’lere yönelik gerçekleştirilen hak ihlallerinin siyasi iktidarın sistematik ayrımcılığından ve nefret söylemlerinden oluştuğunu belirten Dendeş, “Türkiye’de LGBTİ+lara yönelik baskı mekanizmaları, her geçen gün katlanarak artmaktadır. LGBTİ+ların uluslararası sözleşmeler ve anayasa ile güvence altına alınmış ifade, örgütlenme özgürlüğü ve hatta yaşam, barınma, eğitim, sağlık, çalışma gibi en temel hakları sistematik olarak ihlal edilmektedir” ifadelerini kullandı.
2024 yılından itibaren ortaya konan yargı paketi taslaklarında LGBTİ karşıtı maddelerin yer bulduğunu vurgulayan Dendeş, “Bu taslaklar siyasi iktidara yakın medya kuruluşlarınca basına servis edilmekte, ancak Mecliste kabul edilen yargı paketlerinde yer almamaktadır. 12. Yargı paketinin hazırlık sürecinde yeniden gündemde olduğu iddia edilen LGBTİ+ karşıtı maddeler ise cinsiyet uyum sürecindeki ameliyatların yaş sınırının 25’e çekileceği, genel ahlak ve biyolojik cinsiyete aykırı tutumun hapis cezası ile cezalandırılacağı, aynı cinsiyetten kişilerin nişan veya evlilik töreni düzenlemesi halinde hapis cezası ile cezalandırılacağı yönünde” diye konuştu.
“Nefret dalgası sonucu LGBTİ+lar daha fazla şiddete maruz kalıyor”
Yargı paketlerinin LGBTİ’lerin eşit yurttaşlık hakkı ve hukuki öngörülebilirliğin ihlali niteliği taşıdığını belirten Dendeş, “Bu maddelerin yasalaşma süreçleri tamamlanmasa dahi; siyasi iktidar, kamu kurumları ve kanun uygulayıcıları tarafından bu taslak maddeler adeta birer rehber olarak kabul edilmekte ve uygulanmakta, hatta iddianamelere veya gerekçeli kararlara dahi yazılmaktadır. Ana akım medya ve siyasi figürlerce üretilen LGBTİ+ karşıtı nefret söylemleri, LGBTİ+ları toplumsal birer tehdit olarak damgalamaktadır” dedi.
Bu nefret dalgası sonucunda LGBTİ’lerin daha fazla şiddete maruz kaldığını, LGBTİ cinayetleri ve intiharlarına zemin hazırlanmakta olduğunu, özellikle trans kadınlara yönelik kolluk tacizinin arttığını söyleyen Dendeş, “LGBTİ+lar yaşadıkları tüm hak ihlallerine karşı ses çıkarmak istediklerinde ise ifade özgürlükleri ve örgütlenme özgürlükleri ihlal edilmektedir. Türkiye’de 2015 yılından beri, yasaklanmayan hiçbir Onur Yürüyüşü olmamış, LGBTİ+ hakları konulu eylemlerin büyük bir çoğunluğu ise ‘genel ahlak’ gerekçesiyle yasaklanmıştır. Bu eylemlere katılan insan hakları savunucuları, hiçbir gerekçe olmaksızın işkence ve kötü muameleyle gözaltına alınmış; demokratik haklarını kullandıkları için yargılanmışlardır” ifadelerini kullandı.
“İnsan hakları herkes için geçerlidir”
LGBTİ’lerin ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin ihlaline dair son örnekleri Genç LGBTİ+ Derneği’nin karşı karşıya kaldığı kapatma davası ve 17 Mayıs Derneği başkanı Defne Güzel’in interseks hakları konulu paylaşımı nedeniyle yargılanması olduğunu hatırlatan Dendeş, “LGBTİ+lara karşı devam etmekte olan hedef gösterme ve damgalama, siyasi figürlerce toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek için kullanılmakta olan söylemin bir sonucudur” diye konuştu.
İnsan haklarının LGBTİ’ler da dahil olmak üzere herkes için geçerli olduğunu vurgulayan Dendeş, “İnsan haklarının uygulanmasında; hiçbir birey ya da topluluğun ahlaki hassasiyetleri, politikaları gözetilemez. LGBTİ+lara yönelik her hak ihlalini, siyasi politikaların hukuk aracılığı ile LGBTİ+ların üzerinde baskı mekanizması olarak kullanılmasını teşhir etmek; avukatların tarihsel sorumluluğudur” dedi.
İzmir Barosu olarak eşit hakları savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Dendeş, “LGBTİ+ların eşit yurttaşlık mücadelelerinde yanlarında durmaya, yaşamdan ve özgürlükten yana olmaya, herkes için eşit yurttaşlık ve eşit hakları savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et