19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda gündem geleceksizlik: Bayramı var, gençliği yok
19 Mayıs Gençlik Bayramı’nı milyonlarca genç işsizlik, yoksulluk ve güvencesizlik içinde karşılıyor. Üniversite mezunları düşük ücrete mahkumken, öğrenciler okumak için ağır koşullarda çalışıyor, işsiz gençler ise alanları dışında işlere başvuruyor.
Şişli'de eylem yapan gençler | Fotoğraf: Evrensel
Eylem Nazlıer
[email protected]
İstanbul – Bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Ancak Türkiye’de milyonlarca genç bayrama işsizlik, yoksulluk, güvencesizlik ve gelecek kaygısıyla giriyor. Eğitimden çalışma yaşamına kadar derinleşen krizler, gençlerin yaşamını kuşatırken; üniversite mezunları düşük ücretli işlerde çalışıyor, öğrenciler okumak için ağır koşullarda çalışmak zorunda kalıyor, işsiz gençler ise geleceğe dair umutlarını kaybediyor. Gazetemize konuşan gençler, “Gençliklerini yaşayamadıklarını” söylüyor.
"Her gece yarın nasıl bitecek diye düşünüyorum"
22 yaşındaki çocuk gelişimi mezunu Aylin, mezun olmasına rağmen alanında iş bulamadığı için bir çağrı merkezinde çalışıyor. Üniversite sonrası atanıp kendi mesleğini yapmak istediğini söyleyen Aylin, artık buna dair umudunun giderek azaldığını ifade ediyor. Asgari ücretle yaşam mücadelesi verdiğini anlatan Aylin, “22 yaşında üniversite mezunuyum ama sadece hayatta kalmaya çalışıyorum. Haftanın altı günü, bazen günde 11 saat çalışıyorum. Her gece ‘Yarın nasıl bitecek’ diye düşünerek yaşıyorum. Gençlik Bayramı geliyor ama biz neden gençliğimizi yaşayamıyoruz?” diyor. Türkiye’de geleceğini göremediğini söyleyen Aylin, yurt dışına gitme imkanı olsa düşünmeden gideceğini söylüyor.
"21 yaşında çok yorgun hissediyorum"
İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Bora, eğitimini sürdürebilmek için aynı zamanda baristalık ve barmenlik yapıyor. Hem çalışıp hem okumanın artık ‘normalleştiğine’ dikkati çeken Bora, boş zaman kavramının hayatından çıktığını anlatıyor. Eskiden spor yaptığını, oyun oynadığını ancak şimdi tüm zamanını ders programı ile çalışma saatlerini dengelemeye harcadığını söyleyen Bora, “Bu kadar tempoya rağmen hâlâ ailemden destek almak zorunda kalıyorum. Kiramı ödeyebilmek için çalışıyorum. 21 yaşındayım ama kendimi çok yorgun hissediyorum” ifadelerini kullanıyor. Dersleriyle işinin çakışması nedeniyle bölümünün uzamasından korktuğunu dile getiren Bora, buna rağmen umudunu tamamen kaybetmediğini söylüyor: “Ben her şeye rağmen kendime bir gelecek görüyorum ve umudu kaybetmiyorum.”
"Bayram gibi hissetmiyoruz"
25 yaşındaki iktisat mezunu Yekta, bir yıldır işsiz. Gençlerin yaşadığı umutsuzluğun yalnızca siyasi değişim beklentisiyle ilgili olmadığını söyleyen Yekta, mevcut ekonomik ve toplumsal sistemin değişmeyeceğine dair kaygıların arttığını söylüyor. “Birçok genç gibi ben de yurt dışına gitmenin yollarını arıyorum” diyen Yekta, işsizliğin ve düşük ücretlerin gençleri çaresiz bıraktığını belirtiyor. Plansız eğitim politikaları nedeniyle mezun sayısının arttığını ancak istihdam yaratılmadığını vurgulayan Yekta, gençlerin ya düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kaldığını ya da “ev genci” haline geldiğini söylüyor. İşe alımlarda torpilin yaygın olduğunu dile getiren Yekta, “Gençler mülakatlarda karşısındaki kişinin bunu hak ederek mi yoksa torpille mi başardığını düşünmek zorunda kalıyor” diyor.
"Atanamadığım için ne iş bulursam çalıştım"
28 yaşındaki atanamayan Öğretmen Ayşe ise uzun süredir özel okullarda güvencesiz koşullarda çalıştığını anlatıyor. Yaz aylarında işten çıkarıldığını, kıdem tazminatı ödenmemesi için istifaya zorlandığını söyleyen Ayşe, geçinebilmek için dönem dönem kafe ve restoranlarda çalışmak zorunda kaldığını belirtiyor. Bugün hayatının büyük bölümünün kira ve faturaları ödeme mücadelesi etrafında şekillendiğini söyleyen Ayşe, “Ülkeye ve geleceğe dair umudum kalmadı” diyor. Daha güvenceli bir yaşam kurabilmek için farklı sektörlere yönelmeyi düşündüğünü ancak birçok alanda koşulların benzer olduğunu gördüğünü ifade eden Ayşe ekliyor: “Eskiden böyle düşünmüyordum ama şimdi birçok genç gibi ben de çözümü yurt dışında aramayı düşünüyorum.”
"Emeğimizin karşılığını alamıyoruz"
23 yaşındaki Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü mezunu Ece, yeni mezun mimarların iş arama sürecinde ağır sömürü ve güvencesizlikle karşı karşıya bırakıldığını anlatıyor. Eğitim hayatı boyunca sabahlara uzanan jüriler, yüksek maket ve malzeme masraflarıyla büyük emek verdiklerini söyleyen Ece, mezuniyet sonrası ise emeğin karşılığını alamadıklarını belirterek ekliyor: “Pek çok ofis işe alım kriteri olarak ‘deneyim’ şartını öne sürüyor. Yeni mezunlara uzun süreli, güvencesiz stajlar dayatılıyor.” Genç mimarlara çoğu zaman yalnızca yol ve yemek ücretinin verildiğini, bazı yerlerde ise “harçlık” denebilecek ücretler teklif edildiğini aktaran Ece: “İş bulunduğunda ise fazla mesailerle, düşük ücretlerle karşı karşıya kalıyoruz.” Sorunun yalnızca yeni mezunlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ece, meslek örgütlerinin önemine dikkat çekerek, “Meslek odaları yalnızca aidat toplayan kurumlar olmamalı. Gerçekçi bir taban ücret politikası belirlenmeli, ofislerdeki kuralsız fazla mesailere karşı hukuki denetim mekanizmaları devreye sokulmalı. Emeğin bu kadar değersizleştirildiği bir yerde sessizlik, sömürüyü büyütüyor” diyor.
"Bilgisayar mühendisiyim, kurye olmayı düşünüyorum"
27 yaşındaki Bilgisayar Mühendisi Mahir, iki yıldır işsiz. “Gecemizi gündüzümüze kattık ama mezun olunca iş olmadığını gördük” ifadelerini kullanan Mahir, şöyle diyor: “Ne kadar kendini geliştirirsen geliştir, ilk sordukları şey ‘İş deneyimin var mı?’ oluyor. Yeni mezunsun, deneyimin yok. Böyle olunca okuduğun bölümün bir anlamı kalmıyor. Üstelik yıllarını kaybetmiş hissediyorsun.” Kendi alanında iş bulamadığı için geçici işlerde çalıştığını anlatan Mahir, artık kalıcı bir iş aradığını ve kuryelik yapmayı düşündüğünü söylüyor: “Bunca yıl okuduktan sonra kasiyerlik yapmak insanın zoruna gidiyor. Hiç okumayıp 18 yaşında sanayiye girsem bugün daha avantajlı olurdum. Bölümden bir arkadaşım fotoğrafçılıkla uğraşıyor, biri yedek subay olarak askere gitti. Fotoğrafçılık işiyle uğraşan arkadaşım da kurye olmayı düşünüyor. Ben de düşünüyorum.” Ailesiyle yaşadığını söyleyen Mahir, iş arama sürecinin masraflarını bile ailesinin karşıladığını ifade ediyor: “Otobüs parası bile ailemden çıkıyor. Düşük ücretle çalışmaya razıyım ama o aşamaya bile gelemiyoruz.”
"19 Mayıs’ta da çalışıyoruz"
18 yaşındaki motor mekanik bölümünde çalışan bir MESEM öğrencisi ise bayramlarda dahi çalıştırıldıklarını anlatıyor: “23 Nisan’da da çalışıyorum, 19 Mayıs’ta da çalışıyoruz. Bayram mı gerçekten? Dükkanda şanzıman indir kaldır, aks taşı… Bizim bayramımız bu. Kutlama dediğin şey, ustanın demlediği bir çay oluyor.” Kendini artık genç hissetmediğini söyleyen genç işçi, “Babamdan daha yaşlı hissediyorum. Sakalları bıraksam babam bana ‘oğlum’ değil, ‘abim’ der” diyor.
Gençler işsiz, mutsuz ve yoksul
TÜİK’in istatistiklerle gençlik raporuna göre;
- Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2024’te yüzde 22.9 iken 2025’te yüzde 23.3 oldu.
TÜİK 2026 yılı 1. çeyrek iş gücü istatistiklerine göre;
- 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 15.2 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12.6, kadınlarda ise yüzde 20.4 oldu.
İSPER AŞ’nin İstanbul’da genç iş gücü piyasası araştırmasına göre;
- İstanbul’da ne istihdamda ne eğitimde olan (NEET) gençlerin oranı üniversite mezunları arasında yüzde 24.8’e ulaşıyor.
- Genç emekçilerin sadece yüzde 59.5’i eğitim aldığı alanla uyumlu bir işte çalışıyor.
- 18-29 yaş arası gençlerin yüzde 58.2’si yüksek kira ve yaşam maliyetleri nedeniyle ailesiyle birlikte yaşıyor.
23 Araştırma’nın gençlik barometresine göre;
- Gençlerin yüzde 57’si başka bir ülkeye taşınmak istiyor. Başka bir ülkeye taşınmak isteyen gençlerin yüzde 55’i Avrupa ülkelerini tercih ediyor, yüzde 48’i bunun sebebi olarak yüzde 48’i yaşam kalitesini gösteriyor.
- Gençlerin yüzde 63’ü 30 bin TL’nin altında bir aylık gelire sahip.
- Gençlerin yüzde 58’i giderlerini karşılamakta zorlandığını belirtiyor.
- Geliri yüksek olanlarda memnuniyet yüzde 59 seviyesindeyken, düşük gelirli grupta bu oran yüzde 37’ye geriliyor.
- Ekonomik düzeyini ortalama olarak algılayanların yüzde 29’u, ortalamanın altında algılayan gençlerin yüzde 40’ı geleceğinden umutlu değil.
Evrensel'i Takip Et