Uçum'dan Bahçeli'ye Öcalan yanıtı: 'Geçiş sürecinin koşuluna dönüştürülme çabasından vazgeçilmeli'
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başdanışmanı Mehmet Uçum, aylar sonra kaleme aldığı 'süreç' yazısında, MHP Lideri Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a statü önerisine tepkili bir yaklaşım sergiledi.
Kolaj: Evrensel
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 5 Mayıs'ta partisinin Meclis grup toplantısında Abdullah Öcalan'ın statüsüne yönelik "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisini dile getirmesinin ve bugün Türkgün gazetesinde yayımlanan 'süreç' değerlendirmesinin ardından Saray'dan 'yanıt gibi' bir 'analiz' geldi.
Sarayın 'süreç' tutumunu yansıtan pazar yazılarına, "Artık işlevini tamamladığı kanısına vardığı için" 2025 yılı biterken son veren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, aylar sonra "Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde son aşama" başlıklı yeni bir yazı kaleme aldı.
Uçum en son 30 Mart'ta sosyal medya hesabından "Terörsüz Türkiye hedefi adım adım hayata geçiyor" başlıklı bir yazı paylaşmış ve komisyon raporunun ardından Meclisin rolünün artacağını söylemişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başdanışmanı, bugün Anadolu Ajansı tarafından yayımlanan yazısında ise, "Öcalan’ın devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine bağlı olarak etnik siyaset tarzının Türkiye siyasetinin önüne çıkartılmasından ve geçiş sürecinin koşuluna dönüştürülme çabasından vazgeçilmesinin çok önemli olduğu tartışmasızdır" dedi.
Bahçeli ne demişti?
Bahçeli, 5 Mayıs'taki konuşmasında "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır. Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, toplumsal barışı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum" ifadelerini kullanmıştı.
Türkgün gazetesindeki değerlendirmesinde de süreçte yeni bir hamleye ihtiyaç olduğunu belirten Bahçeli, Abdullah Öcalan'ın statüsüne yönelik "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisini yinelemişti. Bahçeli şunları belirtmişti:
"PKK’nın kurucu önderlik (örgüt açısından) statüsü de sona erdiğinden, Abdullah Öcalan’ın sürecin yönetimine katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak bir mekanizma oluşturulması gereği ortaya çıkmaktadır. Koordinatör PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan olacaktır. Bu statü örgütün feshiyle örgütün bütün türevleri ve unsurlarıyla kati suretle tasfiye edilmesine matuf bir tanımlamadır. Koordinatörlük PKK terör örgütünün bütün uzantıları, örgüt yöneticileri ve militanlarının mutlak bir şekilde silah bırakmasını ve tasfiyesini koordine etmek, yürüyen barış sürecini örgütsel yönüyle sekteye uğratılmasını önlemek, silah yerine siyaset tercihine uygun meşru yönlendirmeler yapmak amacına matuf olarak tasavvur edilmiştir."
Uçum: Silaha dönüş dili tamamen terk edilmeli
Mehmet Uçum ise bu statü çağrısının sürecin bir koşulu olarak anlaşılmasına karşı çıktı ve şunları kaydetti:
"Öcalan’ın bu konudaki kesin iradesi de dikkate alınarak bağlantılı unsurlar ve legal yapıların özellikle terör ve şiddet siyasetinin gayrimeşru olduğunu ifade etmeleri, açık ya da örtük hangi şekilde kullanılırsa kullanılsın silaha dönüş dilinin tamamen terk edilmesi gerektiğini vurgulamaları çok etkili ve doğru olur. Toplumun beklediği de budur. Yine Öcalan’ın devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine bağlı olarak etnik siyaset tarzının Türkiye siyasetinin önüne çıkartılmasından ve geçiş sürecinin koşuluna dönüştürülme çabasından vazgeçilmesinin çok önemli olduğu tartışmasızdır."
İsim vermeden Ahmet Türk'e "Kürdistan" tepkisi
Uçum yazısında ayrıca yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ün, Amedspor'un şampiyonluk kutlamasındaki "Kürdistan" ifadesine isim vermeden tepki gösterdi. Uçum şunları söyledi:
"Geçmişteki kullanımı referans göstererek bugünkü etnik siyaset kullanımına meşruiyet kazandırma yaklaşımı doğru değildir. Bugün etnik siyaset aracı olarak kullanılan 'Kürdistan' ismini bu kullanımın sorunları üzerinden değerlendirmek gerekir. Konu kimin yanlış yapıp yapmadığı meselesi değil, etnik siyasetin Türkiye’nin bütünlüğünün önüne çıkarılmasıdır."
"Eş zamanlı yürütülebilir"
Sürecin hukuki boyutuna ve Meclisin rolüne de dikkat çeken Uçum, silah bırakma ve yasal düzenlemelerin eş zamanlı yürütülebileceğini belirtti:
"TBMM geçiş sürecinin hukuku bakımından gerekli yasal düzenlemeleri hazırlarken, münfesih örgüt unsurlarının tespit ve teyide elverecek şekilde silah bırakma ve tasfiye sürecini hızlandırması beklenen gelişmelerdir. Bunların eş zamanlı yürütülmesi hususu elbette TBMM’nin takdirindedir. TBMM müstakil ve geçici kanunu tasfiye ve kesin silah bırakma gibi şartlara bağlı olarak çıkarma yetkisine sahiptir. Ayrıca kanunun geçiciliği bakımından TBMM, Cumhurbaşkanı’na kanunda düzenlenmiş süreyi uygun gördüğü sayıda ve makul sürelerde uzatma yetkisi de verebilir. Nihayetinde TBMM, bünyesinde kurulan Komisyonun raporunda yer alan geçiş süreci çerçevesine uygun her türlü esnek düzenlemeyi yapmaya muktedirdir."
"Hem siyasi tutsak hem hukuk reformu denemez"
Uçum, "Siyasi tutsak" gibi nitelemelerle pozitif hukukta reform taleplerinin bir arada yürütülemeyeceğini de savundu: "Hem siyasi tutsak deyip hem hukuk reformu bir arada konuşulamaz çünkü ideolojik-politik yaklaşımlarla nitelemeler yapılırsa yürürlükteki hukukta yeri olmayan bu nitelemeler üzerinden pozitif hukukun değişim ihtiyacına ilişkin söz söylemek mümkün olmaz."
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et