17.05.2026 15:35

Fransa’da seçimin perde arkasında kültür savaşı

Ülkede medyanın yüzde 90’ını bir düzine kadar milyarder kontrol ediyor. Bunun sonuçları, Boyun Eğmeyen Fransa’ya karşı kampanyalar ya da Ukrayna savaşı ve Gazze soykırımına yönelik manipülasyon olarak yansıyor.

Fransa’da seçimin perde arkasında kültür savaşı

Fotoğraf: Unsplash

Ali Rıza Yıldırım


Strasbourg – Fransa’da siyasal yaşam, nisan 2027’de yapılması beklenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hazırlık süreci, kalıcılaşan toplumsal kriz ve aşırı sağın yükselişi içinde giderek yoğunlaşan bir “kültür savaşı” tarafından biçimlendiriliyor. Kamuoyu tartışmalarına belirli temaları ve dünya görüşünü giderek daha fazla dayatan, medya ile kültürel üretimin büyük ölçüde bir avuç milyarderin elinde yoğunlaşmasına dayanan yapısal bir dönüşüm söz konusu.

Bugün Fransa’da büyük medya kuruluşlarının yaklaşık yüzde 90’ı bir düzine kadar milyarder tarafından kontrol ediliyor. Bunun önemli bir bölümü ise Vincent Bolloré, Bernard Arnault, Patrick Drahi, Rodolphe Saadé ve Xavier Niel ile bağlantılı beş büyük medya grubunun elinde. Bu yoğunlaşma televizyonu, radyoyu, yazılı basını, yayınevlerini, dijital platformları ve giderek kültür endüstrisinin tamamını kapsıyor.

Bolloré ve Saadé örnekleri

Vincent Bolloré vakası bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biri. Vivendi grubu aracılığıyla CNews, Europe 1, Journal du Dimanche ve Paris Match gibi önemli medya organlarını kontrol ediyor. Ayrıca Hachette Livre üzerinden yayınevi sektörünün büyük bir kısmında belirleyici konumda. Fayard, Grasset ve Stock gibi yayınevleri de bu yapının parçası. Son yıllarda çok sayıda yazar, editör ve entelektüel bu alanda “ideolojik bir yeniden yapılanmaya” gidildiğini belirterek tepki gösterdi. Kimi yazarlar ve yayın sorumluları, Bolloré’nin yayımcılıkta daha muhafazakar, kimlikçi söylemlere ve aşırı sağa yakın bir çizgiyi dayattığı gerekçesiyle kurumlarından ayrıldı.

Bu müdahale yalnızca medyayla sınırlı değil. Bolloré grubu aynı zamanda sinema, reklamcılık, iletişim ve daha geniş kültür endüstrisine de yatırım yapıyor. Eleştirmenlere göre amaç, kamuoyunun düşünme biçimini uzun vadede şekillendirebilecek bir ideolojik hegemonya kurmak. Bununla da aşırı sağ fikirlerin normalleştirilmesi, kimlikçi temaların merkeze yerleştirilmesi ve eleştirel, toplumsal ya da enternasyonalist düşüncenin zayıflatılması hedefleniyor.

Rodolphe Saadé’nin rolü de giderek daha merkezi hale gelmiş durumda. Saadé, dünyanın en büyük deniz taşımacılığı ve lojistik gruplarından biri olan “CMA CGM”nin CEO’su. Şirket aracılığıyla BFM TV, RMC ve La Provence gibi çok sayıda medya kuruluşunu satın aldı. Saadé’nin çizgisi Bolloré’ninki kadar doğrudan ideolojik bir yön taşımasa da, çok sayıda analist, medya alanındaki ekonomik ve siyasi güç yoğunlaşmasının demokrasi açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurguluyor.

Kamu yayımcılığına yönelik baskılar

Bu bağlamda kamu yayımcılığına yönelik saldırılar özel bir önem kazanıyor. Son dönemde sağ ve aşırı sağdan kimi siyasi aktörler, France Télévisions, Radio France ve Arte gibi kamu yayımcılarına yönelik yeni eleştiriler ve girişimler başlattı. Bu kurumlar “aşırı sol eğilimli” olmakla ya da iktidarı fazla eleştirmekle suçlanıyor. Parlamentoda oluşturulan kamu yayımcılığı komisyonu da, kamu hizmetini yeniden yapılandırma, zayıflatma ya da piyasa mantığına daha fazla yaklaştırma yönündeki önerilere zemin hazırladı. Soldan yükselen eleştirilere göre bu süreç, özel medya grupları karşısında görece bağımsız kalmış son kamusal alanların daraltılması anlamına geliyor.

Boyun Eğmeyen Fransa’ya yönelik kampanyalar

Bu savaşta Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise-LFI) partisi, özel bir hedef haline geldi. Lideri Jean-Luc Mélenchon ve LFI kadrolarına yönelik medya kampanyaları süreklilik kazandı. “Aşırılıkçılık”, “cemaatçilik”, “cumhuriyet karşıtlığı” ve "antisemitizmle muğlak ilişki” gibi suçlamalar sık sık öne çıkarılıyor. Bu yoğunlaşma, ekonomik liberalizme, Batı’nın askeri politikalarına ve güvenlikçi yaklaşımlara karşı çıkan başlıca siyasi gücü itibarsızlaştırma işlevi görüyor.

Uluslararası meseleler de bu kutuplaşmada önemli bir rol oynuyor. Ukrayna savaşında ana akım medya büyük ölçüde NATO ve Avrupa Birliği çizgisiyle uyumlu, Atlantikçi bir pozisyon benimsedi. Savaşın tırmanmasına ya da diplomatik çözümlere yönelik eleştiriler ise çoğu zaman marjinalleştirildi. Gazze ve İsrail politikası konusunda ise Boyun Eğmeyen Fransa’nın sivillere yönelik saldırıları eleştiren ve Filistin halkının haklarını savunan tutumu, özellikle muhafazakar medyada sert kampanyalarla hedef alındı. Genel olarak Filistin meselesi, Fransa’daki kültür savaşının merkezi unsurlarından biri haline geldi ve antikolonyalist ya da ırkçılık karşıtı hareketlerin kriminalize edilmesinde kullanılan bir siyasi araca dönüştürüldü.

Sol medyada durum ne?

Politis, Mediapart, L’Humanité, Le Média ve benzeri sol eğilimli medya organlarında paylaşılan analizlere göre bu süreç, yalnızca ekonomik ya da seçimsel bir dönüşüm değil, aynı zamanda derin bir ideolojik yeniden yapılanma. Bu yayınlara göre Fransa’da medya ve kültür alanında yaşanan yoğunlaşma, kamusal tartışma alanını giderek daraltıyor ve siyasal gündemi belirleme gücünü büyük ölçüde özel sermaye gruplarının eline bırakıyor. Bu nedenle, kültür savaşı olarak tanımlanan süreç yalnızca fikirlerin çatışması değil, aynı zamanda hangi fikirlerin görünür olabileceğini belirleyen yapısal bir güç mücadelesi olarak görülüyor.

Yaklaşan seçimler 

Böylece yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri de yalnızca ekonomik ya da sosyal programlar etrafında değil, çok daha geniş bir ideolojik mücadele zemininde şekilleniyor. “Medyayı, kültürü, yayınevlerini, sinemayı ve kolektif anlatıları kim kontrol edecek” sorunu öne çıkıyor. Aşırı sağın yükselişi, toplumu otoriter, milliyetçi ve güvenlikçi fikirlere doğru uzun vadeli bir ideolojik yönlendirme sürecinin sonucu; bu süreçte ise bu düzene itiraz eden toplumsal ve siyasal güçler giderek marjinalleştiriliyor.

Son dönemde sol içi tartışmalarda sosyal demokrasinin ve merkez solun tutumu da eleştirilerin bir parçası haline gelmiş durumda. Aşırı sağa karşı mücadele çağrısı resmi düzeyde sürdürülse de, soldaki birçok akım açık ve doğrudan bir karşı mücadele hattı geliştirmekten kaçınıyor. Bunun yerine, mevcut medya ve siyasal düzen içinde “makul”, “uyumlu” ve sistemle çatışmayan bir profil çizmeye yöneldikleri, bu nedenle de "radikal solun" ve özellikle Boyun Eğmeyen Fransa çevresinin yükselttiği daha çatışmacı ve sistem eleştirisi içeren çizgiden giderek uzaklaştıkları görülüyor.

Bu çerçevede, kimi yorumculara göre sosyal demokrat çizgi, aşırı sağın ideolojik saldırı alanına karşı alternatif bir hegemonya kurmak yerine mevcut kurumsal dengelere eklemlenmeyi tercih ediyor; böylece kültürel ve ideolojik mücadele alanı büyük ölçüde radikal sağ ile kurulu düzen arasında sıkışıp kalıyor.

17.05.2026 11:30 / Güncelleme: 12:42

Aziz Yıldırım’dan büyük plan: Önce şampiyonluk, sonra veda

Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım, dernek başkanları toplantısında yaptığı açıklamalarda “şampiyonluk” vurgusu yaparak dikkat çeken mesajlar verdi.

Aziz Yıldırım’dan büyük plan: Önce şampiyonluk, sonra veda

Arşiv | Fotoğraf: DHA

17.05.2026 15:14

CHP'li Talat Dinçer: Köylünün ağacını kesmek, üreticinin ekmeğini

Mersin’in Çeşmeli beldesinde yıllardır üretim yaptıkları topraklarda yıkım korkusu yaşayan köylülerle bir araya gelen CHP'li Talat Dinçer, “Köylüyü uykusuz bırakan değil, üretime teşvik eden bir anlayışa ihtiyaç var” dedi.

CHP'li Talat Dinçer: Köylünün ağacını kesmek, üreticinin ekmeğini

Fotoğraf: CHP

17.05.2026 09:15 / Güncelleme: 11:28

İSKİ açıkladı: İstanbul barajlarında son durum endişe yarattı

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) yaptığı güncel açıklamada, İstanbul'daki baraj doluluk oranlarında son dönemde yaşanan değişimi paylaştı.

İSKİ açıkladı: İstanbul barajlarında son durum endişe yarattı

Fotoğraf: DHA

17.05.2026 15:43 / Güncelleme: 15:57

Trabzonspor, saha olayları nedeniyle PFDK’ya sevk edildi

TFF Hukuk Müşavirliği, Trabzonspor’u Türkiye Kupası yarı finalinde yaşanan saha olayları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk etti.

Trabzonspor, saha olayları nedeniyle PFDK’ya sevk edildi

Fotoğraf: AA

17.05.2026 09:31

Otobüsün altından içeri girdi: İnşaat demiri yolcunun ayağına saplandı

Fatih’te yol kenarındaki inşaat demirleri, seyir halindeki İETT otobüsünü delerek içeri girdi. Olayda otobüste bulunan bir yolcu ayağından yaralanarak hastaneye kaldırıldı.

Otobüsün altından içeri girdi: İnşaat demiri yolcunun ayağına saplandı

Fotoğraf: ANKA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!