Emeklilik artık ancak mezarda: 'Bedenlerimiz doldu ama yaş dolmadı'
“Bakım bölümünde çalışıyorum; her yerim yanık, kesik. Hangi fıtık türünü ararsan var. Artık sol elimi kullanamıyorum. Dizlerim tutmuyor. Bedenim daha ne kadar dayanır bilmiyorum. Sanki bu sistem bizi her geçen gün daha fazla öldürmeye yemin etmiş.”
Fotoğraf: Burcu Yıldırım
Sevim Saylam
[email protected]
Ankara – Artan hayat pahalılığı, düşük prim bildirimi ve emekli aylıklarındaki gerileme, farklı sektörlerde çalışan işçileri ortak bir taleple buluşturuyor: “Primlerimiz gerçek ücret üzerinden yatırılsın, çalıştığımız her yıl kayıp olmasın.”
Otomotiv, perakende, rafineri, lastik ve tekstil sektöründe çalışan dört işçi, mevcut sistemin kendilerini “mezarda emekliliğe” zorladığını söyledi. Konuştuğumuz işçiler bir yandan geçim sıkıntısı altında ezilirken diğer yandan ağır çalışma koşulları ve düşük ücretlerle karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Yıllardır her zorluğa göğüs gerdiklerini ifade eden işçilerin karşısındaki bir diğer zorluk emeklilik… Gerçek ücret üzerinden prim, insanca yaşama yetecek ücret ve “her çalışılan yılın kayıp olmadığı” bir sistem talep eden işçiler kaygılarına son verecek bir emeklilik istiyor.
"11 yaşında çalışmaya başladım, emekli maaşım 20 bin TL"
51 yaşında, üç çocuk babası ve 1987’den bu yana otomotiv sektöründe OSTİM’de çalışan Barış, 11 yaşında çırak olarak işe başladığını anlattı: “O yaştaki çocuklar oyuncak araba ile oynarken ben gerçek arabalar ile uğraşıyordum.”
Çıraklık döneminde yapılan sigortanın geçerli sayılmadığını belirten Barış, priminin 1994 yılında yatmaya başladığını söyledi. Şu an 75 bin TL ücret alan Barış, primlerinin asgari ücretten yatırıldığı için emekli olduğunda en düşük emekli aylığı 20 bin TL alacağını söyledi.
“Yıllardır çabalıyoruz, çalışıyoruz ortada bir şey yok” diyen Barış, işçilerin korkularını yenmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Bu düzenin değişmesi için biz işçilerin korkularımızı yenip örgütlenmemiz gerek. Ama işçiler işten atılma korkusundan dolayı hiçbir şey yapmıyor. Patron biz varsak patron. Biz olmazsak patron açlıktan ölür. Geçim yükü omuzumda hep yük, bir kambur… O kamburu atmak gerekiyor artık. Patronun masasına ‘primimizi yüksek yatıracaksın’ diye yumruğu koymamız gerekir. Ne patron işçiyi düşünüyor ne hükümet, varsa yoksa kendi cepleri…”
"60 yaşında birinin ayakları nasıl gitsin işe?"
35 yaşında, iki çocuk babası bir depo işçisi 2009 yılından beri sigortalı çalıştığını belirterek; 37 bin TL maaş aldığını, emekli aylığının ise 28 bin 836 TL olacağını söyledi. “Bu devlet emekliyi sırtına yük görüp emekli olduktan sonra da çalışmaya mahkûm ediyor” diyen depo işçisi, iki çocuğunun okul masraflarının her geçen gün arttığını söyledi. Prim gününün üç yıl sonra dolacağını ancak yaş şartı nedeniyle 63 yaşında emekli olabileceğini belirten işçi, “Zaten emekli olmak gibi bir hayalimiz yok. O topun altına girilmez. Yaşı da bekleyemeyiz sanırım. 60 yaşındaki birinin ayakları nasıl gitsin işe? Şimdi geri geri gidiyor ayaklarım. Sömüre sömüre bitirdiler bizi. Bir şey kalmadı bizden geriye. Daha ne istiyor bu devlet anlamadım. Canımızı da alsınlar kurtulsunlar” diyerek dert yandı.
"Her çalıştığımız yıl kayıp yaşıyoruz"
Kırıkkale’de bir rafineride çalışan 36 yaşındaki işçi ise 14 yıllık çalışma süresinde bugün net 90 bin TL maaş aldığını ancak emekli olduğunda maaşının 40 bin TL’ye düşeceğini belirtti.
“İşçinin kıdem tazminatının kuşa döndüğü yerde, mezarda emeklilik ölene dek çalışmak demek” diyen rafineri işçisi, emeklilerin geçim sıkıntısının gün gün arttığını söyledi. Sigorta primlerinin tavandan yatırılmamasına dikkat çeken işçi, “Devlet her gün bizden çalıyor” diyerek şu şöyle anlattı: “Aynı gün işe giren iki kişiden biri 2025 yılında emekli olsun diğeri 2026 yılında. 2026’da emekli olan, 2025’te emekli olandan daha düşük maaş alıyor. Şu an Türkiye şartlarında her çalıştığımız yıl kayıp yaşıyoruz. Sigorta primlerimiz tavandan yatsın, emekli aylıklarımız ona göre belirlensin istiyoruz. Ancak onlar bütün işçileri en düşük emekli ücretinde buluşturmaya çalışıyorlar.”
Sendikalı bir iş yerinde çalışmasına rağmen emekli maaşının düşük olduğunu belirten rafineri işçisi, sendikasız iş yerlerinde durumun daha da ağır olduğunu da ifade etti.
"Primim doldu ama bedenim de doldu"
50 yaşındaki bir lastik işçisi ise 15 yıl metal sektöründe, 11 yıldır da lastik sektöründe çalışmış. Prim gününü doldurduğunu ancak emekli olup olmamak arasında kaldığını anlatan lastik işçisi, şu an net 60 bin TL maaş aldığını, emekli olursa aldığı ücretin 26 bin TL’ye düşeceğini söyledi.
“Üç çocuğum var. Emekli olsam; okul masrafları, hayat pahalılığı… Emekli olmasam çalışsam diyorum ama artık bedenim bu ağır çalışma koşullarını kaldıramıyor” diyerek bedenin çalışma yükünü taşımadığını şu sözlerle anlattı: “Bakım bölümünde çalışıyorum; her yerim yanık, kesik. Hangi fıtık türünü ararsan var. Artık sol elimi kullanamıyorum. Dizlerim tutmuyor. Bedenim daha ne kadar dayanır bilmiyorum. Sanki bu sistem bizi her geçen gün daha fazla öldürmeye yemin etmiş.”
Konuşmasında çalışma koşullarına ve baskılara da dikkat çeken lastik işçisi: “Patron tehdit ederken yandaş sendikalar ise sefalet TİS’ler ile masaya oturuyor. Bu sıkışmış düzeni durduracak olan biz işçileriz. Buna karşı tek çaremiz örgütlenip mücadele etmek” diye konuştu.
‘Emeklilik bizim için hayal, 65 yaşına kadar nasıl dayanacağız?’
36 yaşında, 15 yıldır bir çorap fabrikasında çalışan tekstil işçisi, asgari ücret düzeyindeki gelirle geçinmeye çalıştığını belirterek, köye yerleşmenin bile daha iyi bir seçenek gibi göründüğünü söyledi. Çalıştığı yıl bazında prim aldığı için net maaşının 30 bin TL, brüt maaşının ise 50 bin TL olduğunu ifade eden işçi, emekli olduğunda ise en düşük emekli aylığını alacağını belirtti.
“Zaten asgari ücrete çalışıyorum. İşi bırakıp köye yerleşsem belki daha rahat geçinirim diye düşünüyorum” diyen işçi, iki çocuk sahibi olduğunu hatırlatarak, “Okul masrafı, hayat şartları derken bu mümkün olmuyor maalesef” dedi.
Emekliliğin kendileri için bir hayale dönüştüğünü vurgulayan işçi, özellikle 2008 sonrası sigorta girişi olanların 65 yaşına kadar çalışmak zorunda kalacağına dikkat çekerek şunları söyledi: “Emeklilik bizim için bir hayal. 65 yaşını beklemek gerekiyor deniliyor. Nasıl 65’e kadar çalışalım? Bu şartlarda nasıl dayanalım?”
"Sosyal güvenlik reformu” emekli aylıklarını iç etti
2026 yılı itibarıyla en düşük emekli aylığı 20 bin TL. Aynı dönemde asgari ücret 28 bin 75 TL seviyesinde. Türk-İş’in Nisan 2026 verilerine göre ise dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 34 bin 586 TL’ye, yoksulluk sınırı 112 bin 660 TL’ye ulaşmış durumda. Bekâr bir işçinin aylık yaşama maliyeti 44 bin 802 TL olarak hesaplanıyor.
Emekli aylıklarındaki düşüşün başlıca nedenlerinden biri, primlerin gerçek ücret üzerinden değil, çoğu zaman asgari ücret üzerinden yatırılması. Ancak asıl neden AKP tarafından 2008 yılında yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Reformu. Bu düzenlemeye göre; aylık bağlama oranları düşürüldü, emekli maaşı hesaplama sistemi değiştirildi. Emekli aylıkları, çalışanların son ücretine göre daha düşük oranlarla bağlanmaya başlandı.
Evrensel'i Takip Et