İhtiyacımız olmadığı halde neden 'bedava'ya hayır diyemiyoruz?
Bilimsel araştırmalar, “sıfır fiyat”ın mantık dışı tüketim kararlarına yol açtığını gösteriyor. Meselenin diğer yanı ise kapitalizmin yarattığı yapay ihtiyaçlar…
Hasan Can Bilici
[email protected]
İndirimde olmasa da almadığımız bir ürünü, “bedava” etiketini görünce sepete atmak hemen herkesin deneyimlediği bir durum. Peki neden ihtiyacımız olmadığı halde ücretsiz hediyelerden, kampanyalardan veya sıfır maliyetli hizmetlerden vazgeçemiyoruz?
Davranışsal iktisat, bu soruyu “sıfır fiyat etkisi” (zero-price effect) kavramıyla açıklıyor. Bazı çalışmalara göre sıfır fiyat, insan beyninde farklı bir karar mekanizmasını devreye sokuyor. Standart bir fiyat düşüşünde (örneğin 10 TL’den 1 TL’ye) insanlar hâlâ fayda-maliyet analizi yaparken, sıfırda bu muhakeme âdeta kapatılıyor. Bedavanın getirdiği duygusal uyarılma, kaybetme korkusuyla birleşerek rasyonel değerlendirmeyi bastırıyor.
Daha önce yapılan bir deneyde, katılımcılara yüksek kaliteli bir çikolata için 15 sent, düşük kaliteli bir çikolata için ise 1 sent önerildi; çoğunluk kaliteli olanı tercih etti. Ancak aynı çikolatalar bedava sunulduğunda, düşük kaliteli olanın tercihi katlanarak arttı. Yani “sıfır”, kalite farkını bile silikleştirebiliyor.
Psikolojide “sahiplik etkisi” de devreye giriyor: Bedava alınan bir kalem, kişi için hızla “benim” oluyor ve elden çıkarmak kayıp gibi hissediliyor. Bu durum, evlerimizde gereksiz yığılmalara, promosyon ürünlerinin çöpe gitmesine de yol açıyor.
Bu bireysel karar mekanizmasını yalnızca psikolojiyle açıklamak yetersiz kalıyor. “Bedava” çılgınlığının arkasında kapitalist üretim ilişkileri ne kadar yer alıyor?
Herbert Marcuse’nin “tek boyutlu insan” kavramında vurguladığı gibi, geç kapitalizm tüketim kalıplarını üretim mantığına göre şekillendirir. Reklam ve pazarlama sektörü, sürekli olarak yapay ihtiyaçlar yaratır. “Bedava” promosyonlar, satın alma davranışını kârlı ürünlere çekmek için tasarlanmış bir “yem”dir. Örneğin bir alana bir ürün bedava kampanyası, aslında tüketiciyi daha büyük bir harcamaya ikna etmeyi hedefler.
Daha derin bir eleştiri ise “israf ekonomisi” üzerinedir. Sovyet iktisatçılarının gözlemlediği gibi, kapitalizmde atık planlı bir özelliktir. İhtiyaç fazlası üretim, düşük fiyat veya bedava yollarla tüketiciye yığılır. Bu ürünlerin gerçek maliyeti (hammadde, emek) ne üretici ne de tüketici tarafından ödenir; çevre ve toplum üzerinde “dışsal maliyet” olarak kalır.
Alman sosyolog Klaus Müller ise “Bedava alınan her plastik anahtarlık, bir yerlerde ödenmemiş bir işçi ücreti ve işlenmemiş bir çöp dağıdır” ifadesini kullanır.
İnsanlar ihtiyaçları olmadığı halde bedavayı alır çünkü mirasımız kıtlık psikolojisiyle şekillenmiştir, beynimiz “sıfır”a irrasyonel tepki verir. Ancak bu bireysel eğilim, kapitalist pazarlama aygıtı tarafından sistematik olarak sömürülür ve toplumsal israf ile ekolojik yıkımı derinleştirir...
Evrensel'i Takip Et