Müzakere temenniye, barış silaha indirgenemez: Barışın hukuku olmadan adım atılamaz
“Bunun yasasını yapmadan silahın bırakılmasını istemek zaten eşyanın tabiatına aykırı. Hukuk teknikleriyle bu meseleyi aşmak varken, konunun silaha indirgenmesi Öcalan’ın hukuki statüsü ile özel yasa kapsamındaki belirsizliğinin geçiştirilmesidir.”
31 Mayıs 2025 tarihinden Diyarbakır'da gerçekleştirilen barış yürüyüşünde kadınlar| Fotoğraf: MA
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Demokratik Kurumlar Platformu ve DEM Parti’nin öncülüğünde, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için başlatılan “Barış İçin Adım At” yürüyüşleri pek çok kentte kitlesel olarak gerçekleşecek. Abdullah Öcalan’ın çağrılarının üzerinden geçen 15 aya rağmen iktidarın somut bir adım atmaması, aksine süreci “silah bırakma” parantezine sıkıştırarak tıkaması sokakta protesto ediliyor. Kitlelerin barışı haykıracağı eylemlere dair DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ve DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, gazetemiz Evrensel’e değerlendirmelerde bulundu.
Temelli: 15 aydır sadece temenni var, ortada yasa taslağı bile yok
Sürecin mevcut durumunu gazetemize değerlendiren DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Abdullah Öcalan’ın manifestosunun üzerinden 15 ay geçtiğini hatırlatarak iktidarın oyalama politikalarına dikkat çekti. Bu süre zarfında sadece komisyonların kurulduğunu ve bolca temennide bulunulduğunu aktaran Temelli, müzakerenin acilen demokratikleşmesi gerektiğini söyledi.
Müzakerenin demokratikleşmesi için hukuki bir zemine oturması ve tarafların hukuki kimliklerinin tanımlanması gerektiğini belirten Temelli, şöyle devam etti: “Buradaki sıkıntı nedir? Türkiye umut hakkını konuşmuyor. Türkiye, Sayın Öcalan’ın müzakeredeki hukuki kimliğini konuşmuyor. Başmüzakerecinin müzakereci olma koşullarını nasıl sağlayacağına dair konuşulmuyor. Sonra da mesele başka tartışmaların içine çekiliyor. Herkes bir ‘özel yasa’ ihtiyacından bahsediyor ama bu yasanın taslağı bile ortada yok. Nasıl hazırlanacağına, neleri kapsayacağına dair bir yöntem tartışması yürütülmüyor.”
HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli (Fotoğraf: Evrensel)
“Ekonomik kriz, doğa katliamı ve savaş birbirinden yalıtılamaz”
Barış mücadelesinin, emek ve demokrasi mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Temelli, Türkiye toplumunun derin bir kriz sarmalında olduğuna işaret etti. Emeklilerin, emekçilerin, kadınların ve çocukların büyük bir huzursuzluk yaşadığını ifade eden Temelli, birleşik mücadelenin önemine şu sözlerle değindi: “Biz emek, barış ve adalet mücadelesinin bir aradalığını savunan bir partiyiz. Ancak emek ve demokrasi güçleriyle beraber buluşursak başarabiliriz. Emeğin sömürüsünü, kadına yönelik şiddeti, çocuklara yönelik tacizi, doğanın katledilmesini ve savaşı ancak bu şekilde sonlandırabiliriz. Hem Öcalan’ın çağrısı hem de KCK’nin almış olduğu kararlar ve tutum Türkiye için büyük bir şanstır. Türkiye halkları bu şansı çok iyi değerlendirmelidir.”
Fotoğraf: DEM Parti
Doğan: Siyaset kurumu cesur olmalı, barışın hukuku oluşturulmalı
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise barışın kalıcı hale gelebilmesi için toplumsal destek ve hukuki güvencenin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. “Barış içinde yaşam hakkı hepimizin hakkı ve bunu sağlamak hepimizin ortak sorumluluğu” diyen Doğan, Meclise ve siyasi kurumlara şu sözlerle seslendi: “Siyaset kurumu cesur olmalı. Toplumsal uzlaşıya ve barışa engel teşkil edebilecek tüm risklere karşı birlikte mücadele etmeli, güveni artırmalıdır. Barışın aynı zamanda toplumsal desteğe ihtiyacı var, hukuk ve toplumsallaşma bu süreçte kaçınılmazdır. Bugün pek çok ilin, ilçenin sokaklarında yankılanan ‘Barış İçin Adım At’ talebi, milyonların sesidir. Bu ses artık duyulmalı ve somut adımlar atılmalıdır.”
Evrensel'i Takip Et