İşçiler, şirketlerden yüzde 167 daha fazla doğrudan vergi ödedi
Merkezi yönetim bütçe verilerine göre işçi ve emekçilerden kesilen gelir vergisi, şirketlerin ödediği kurumlar vergisini yüzde 167,4 oranında aştı. Bütçede faiz giderleri de dikkat çekti.
Görsel: Freepik
Uğur Cevher Zengin
Türkiye’de kemer sıkma programı uygulayan siyasal iktidarın ekonomi politikalarının faturasını bir kez daha işçi ve emekçilere kestiğini gözler önüne serildi. Nisan 2026 merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerine göre halkın cebinden toplanan gelir ve dolaylı vergiler rekor kırarken; patronların ödediği kurumlar vergisi devede kulak kaldı. İşçiler (Gelir Vergisi mükellefleri), dev şirketlere ve bankalara (Kurumlar Vergisi mükellefleri) kıyasla tam yüzde 167.4 oranında daha fazla doğrudan vergi ödedi. Bütçe kaynakları ise milyarlarca liralık faiz ödemeleriyle sermayeye aktarıldı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan nisan 2026 Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri ve Giderleri raporları, Türkiye’deki vergi adaletsizliğini ve bütçenin sınıfsal karakterini tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Eğitim, sağlık ve kamu hizmetlerine ayrılması gereken devasa kaynaklar yine "faiz giderleri" adı altında yerli ve yabancı tefecilere aktı. Emekçinin bordrosundan ve temel tüketim maddelerinden kesilen vergiler ise arttı.
Bütçe gelirleri tablosuna bakıldığında, "çok kazanandan çok, az kazanandan az" ilkesinin tam tersinin işlediği görüldü. Vergi gelirleri 13 trilyon 333 milyar TL gibi devasa bir hedefe koşarken, bunun asıl yükünü ücretli çalışanlar çekti. Emekçinin ücreti daha eline geçmeden kaynağından kesilen ‘gelir vergisi’ 1 trilyon 192 milyar TL gibi astronomik bir ödenek kalemini oluşturdu. Dev şirketlerin, bankaların ve holdinglerin ödediği ‘Kurumlar Vergisi’ ise yalnızca 445 milyar 730 TL seviyesinde kaldı. Emekçiden kesilen gelir vergisi, dev şirketlerin ödediği Kurumlar Vergisi’nin yaklaşık 2.67 katı düzeyinde gerçekleşti. Doğrudan verginin yalnızca yüzde 27.2’si kurumlar vergisinden oluştu. Yani işçi ve emekçiler, fabrikaları ve bankaları yöneten patronlardan iki katından daha fazla doğrudan vergi ödedi.
Buna ek olarak, asgari ücretlinin ve dar gelirlinin belini büken asıl soygun ise dolaylı vergiler üzerinden devam etti. İğneden ipliğe, ekmekten suya kadar her temel ihtiyaç maddesinin içine gizlenen KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler, bütçenin ana omurgasını oluşturmayı sürdürdü. Patronlar için kurumlar vergisinde ardı ardına muafiyet, istisna ve vergi afları çıkarılırken, halkın tüketiminden alınan dolaylı vergilerde hiçbir indirime gidilmiyor.
Halktan toplandı, faiz lobisine aktarıldı
Toplamı 16 trilyon 878 milyar TL'yi bulan bütçe giderlerinin en dikkat çekici ve can yakıcı kalemlerinden birini yine "Faiz Giderleri" oluşturdu.
Ülkenin kaynakları; üretime, istihdama, emeklilerin insanca yaşayabileceği ücret ve maaş artışlarına veya deprem önlemlerine harcanmak yerine, bütçe açığını kapatmak bahanesiyle borçlanılan sermaye gruplarına faiz olarak ödendi. İktidarın uyguladığı ekonomik programın bedeli, enflasyon ve vergi sarmalında ezilen işçi sınıfına ödetilirken; rantiyeciler ve faiz lobileri bütçeden aslan payını almaya devam etti.
Evrensel'i Takip Et