Barışın kelimelerini aramak: Hakikat, susturulmak istenenlerin sesindedir
Diyarbakır’da düzenlenen Barış Gazeteciliği Atölyesi’nde buluşan gazeteciler, sadece bir mesleği değil, bir yaşam savunusu olarak barışın dilini tartıştı: “Barış, muktedirlerin manşetlerinde değil, halkın gerçek hikayelerindedir.”
Fotoğraf: DBB Basın
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Diyarbakır- Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin “Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu” kapsamında DFG ve MKG tarafından düzenlenen Barış Gazeteciliği Atölyesi, tam da savaşın ağır gürültüsü arasında “başka bir dil mümkün” diyenlerin buluşma noktası oldu.
Salonda sadece gazeteciler yok; siyasetçisinden hak savunucusuna, barışa su taşımak isteyen herkes orada.
Sarayın dili değil, sokağın hikayesi
Moderatörlüğünü Reyhan Hacıoğlu’nun üstlendiği atölyede sözü ilk olarak Tuğçe Tatari alıyor. Tatari, kendi kişisel dönüşümünden süzdüğü bir soruyu bırakıyor ortaya: “Batının sağır kaldığı bu hikayeleri nasıl ortaklaştırabiliriz?” Barışın bir misyon olduğunu vurgularken, aslında en yalın gerçeği hatırlatıyor: “Bir asker ailesiyle bir gerilla ailesinin acılarını birbirine değdirmek, empatiyi manşetlere taşımaktır barış gazeteciliği.”
Ardından Ercan İpekçi alıyor sözü. İpekçi’nin vurgusu, hukukun sustuğu yerde meslek ilkelerinin nasıl bir barikat olduğu oluyor. “Yargıtay görünür gerçekle yetin diyor ama biz saklananı arıyoruz” derken, aslında her gün adliye koridorlarında, yasaklı sahalarda verilen görünmez mücadelenin altını çiziyordu.
Baskıya rağmen barış demek
Atölyeye en çarpıcı katkılar ise bölgede çalışan kadın gazetecilerin tanıklıklarıydı. MKG Başkanı Roza Metina gözaltılara ve baskılara rağmen geri adım atmayan bir kararlıkla sözü aldı: “Merkez medya toplumu kör etmeye çalışırken, özgür basın emekçileri hakikatin fenerini yakmaya devam ediyor.”
Atölyenin tasarımcılarından Selman Çiçek ve Kesira Önel’in konuşmalarında ise umut ve uyarı iç içeydi. “Medyanın dili değişirse toplumun kaderi değişir” dedi Çiçek. Salondaki herkes barışın sadece masa başında değil, haberin her satırında, seçilen her kelimede inşa edilmesi gerektiği konusunda birleşiyordu.
Amargi’den çıkarken zihinlerde kalan en net cümle ise gazeteci Semra Turan’ın cümlesiydi: “Barış, en çok bizim için, gerçeği yazmak isteyen gazeteciler için gereklidir.”
Fotoğraf: DBB Basın
Forumun nabzı: İki gündür neler konuşuluyor?
12 Mayıs’ta açılışını yapan forumda iki gündür konuşulanlar şunlar oldu:
■ Oturumlarda en çok vurgulanan başlık, Kürt meselesinde diyalog kanallarının açılması ve tecrit politikalarının toplumsal barışın önündeki en büyük engel olduğuydu. “Muhataplarla konuşulmayan bir barış, barış değildir” denildi.
■ Kadın forumunda, militarizmin kadın bedeni ve emeği üzerindeki tahakkümü tartışılırken, barışın eril dilden kurtarılması gerektiği üzerine irade beyanları sunuldu.
■ Hukukçuların ve siyasetçilerin katıldığı panellerde, mevcut anayasanın bir darbe mirası olduğu, gerçek bir barış için eşit yurttaşlık temelinde, demokratik ve sivil bir anayasanın şart olduğu ifade edildi.
■ Forumda sık sık dile getirilen bir diğer unsur ise yerel yönetimlere müdahale oldu. “Halkın iradesinin tanınmadığı bir yerde barıştan söz etmek, demokrasiyi eksik bırakmaktır” tespiti yapıldı.
Evrensel'i Takip Et