14.05.2026 17:11

Emek Partisi üretici köylülerle Mecliste bir araya geldi: 'Çözüm istiyorsak köylülerin örgütlenmesi bir ihtiyaç'

Emek Partisi, 14 Mayıs Çiftçiler Günü’nde çok sayıda ilden üreticilerle Mecliste bir araya gelerek basın toplantısı düzenledi.

Emek Partisi üretici köylülerle Mecliste bir araya geldi: “Çözüm istiyorsak köylülerin örgütlenmesi bir ihtiyaç”

Dicle Sezen Öz
[email protected]
Kübra Kırımlı
[email protected]


Ankara – Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, Tüm Üretici Köylüler Sendikası (Tüm Köy Sen)’yla birlikte Mecliste basın toplantısı düzenledi.

14 Mayıs Çiftçiler Günü’nde Meclis’te düzenlenen basın toplantısına çok sayıda ilden üretici köylüler ve besiciler katıldı. Toplantıya CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de katıldı.

“Üretimin başlıca sorunu girdi maliyetlerinin yüksekliği”

Toplantının açılışında konuşan Tüm Köy Sen Genel Başkanı Şuayip Çetin, “Mazotta ÖTV-KDV kalksın, yasa teklifini vermek için buradayız. Bugün 14 Mayıs Çiftçiler Günü, maalesef bunun artık kutlanacak yanı kalmadı. Daha güzel kutlamalarda buluşmak dileğimizi ifade ederek durumumuz izah edelim. Balıkesir’den geliyorum; büyük bir toprağım yok; ayçiçeği, buğday ekiyorum, arıcılık yapıyorum. Üretimin başlıca sorunu girdi maliyetlerinin yüksekliği. Gerçek gıda enflasyonunu bizler yaşıyoruz. Mazotta girdi maliyetleri içinde yüzde 20’yi kapsıyor. Meclisten, Cumhurbaşkanından bunu isteme hakkımız var. Dışarıdan gelecek sermayeden 20 yıl vergi almayacağını söylüyorlar; maden öyle yasa teklifiyle mazottan ÖTV ve KDV’nin alınmamasını istiyoruz” dedi.

“Havza’nın afet bölgesi ilan edilmesini istiyoruz”

Amasya Merzifon’dan Bayram Sarıçoban; “Amasya’da yaşıyorum. Orman köylüsüyüm. Köyümüzde yaşanan tarımsal faaliyetlere dair devletten yardım istedik ama destek bulamadık. Köyümüz sınırlarında olan Havza’da sel felaketi oldu. Havza’nın afet bölgesi ilan edilmesini istiyoruz. Çiftçilerin borçlarının ertelenmesini istiyoruz. Köyüm, orman köyü olduğundan, çiftçilerin üretim şartlarının hafifletilmesini istiyorum. Çiftçilerin SSK desteği, Bağ-Kurlarının yatırılmasını istiyoruz” dedi.

Sarıçoban, ilçe tarım müdürlüklerinden veteriner desteği talepleri olduğunu da hatırlattığı konuşmasında, “Geçen yıl şap hastalığıyla epey mağduriyet yaşandı. Köyümde 65 yaş üstü insan sayısı yüzde 80, çoğu üretimi bıraktı. Köylerden kıra kente gidilmesinin sebeplerinin araştırılmasını istiyoruz” dedi.

“Her ürünü ektik, ürün aldık ama karşılığını alamadık”

Polatlı’dan üretici Lokman Işık, “Müslüm Köyü’nde çiftçilik yapıyorum, aklınıza gelen hemen her ürünü ektik. Ürün ektik, ürün aldık ama karşılığını alamadık. Örneğin soğan bu yıl problem oldu. Satılmadı, maliyet çok fazla. 3 lirada soğan veren çifti mutlu oldu, oysa maliyet 7-8 liraydı” dedi.

Tohumun pahalı olduğunu ifade eden Işık, “Birkaç yıldır mısır ekiyoruz. Mısır’da tohum pahalı, gübre pahalı, elektrik pahalı… Mısırın dönüme maliyeti çok fazla, bir şey getiriyor ama o aşamaya gelmek zor” dedi. Polatlı’da yapılacak onlarca köyü etkileyecek HES projesine karşı da mücadele ettiklerini ifade eden Işık, “Elimizdeki su giderse biz ne yapacağız? Dahası Mersin Akkuyu Nükleer Santrali atığı Polatlı’ya dökülecek. Atığın bertarafı sırasında bizler ne olacağız. Yine komşu köylerde acele kamulaştırma var. Biz kamu değil miyiz?” diye sitem etti.

“Çiftçi el yordamıyla piyasaya bakıyor”

Yozgat’tan gelen Ziraat Mühendisi Ayfer Ulusoy da, “Boğazlıyan’da Bozok Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanıyım. Kuraklıktan dolayı ürün alınmakta zorlanılıyor. Ziraat Fakültesi’nde bize aynı ürünün 4 yılda bir ekilmesi bize öğretilmişti. Şimdi devlet 13 lira buğday fiyatı açıkladı, ama çiftçi 8 liradan alıcının kapısına yollandı. Çiftçi el yordamıyla piyasaya bakıyor. Kontrolsüz ekimle ürünler çöpe gidiyor. Girdi maliyetleri yüksek, biz kırsalı köylüyü kalkındırmadan ülkeyi kalkındıramayız” diye konuştu. Kooperatifçiliğin ülkede yeterli hak ettiği değeri bulamadığını ifade eden Ulusoy, “Ülkemizde stratejik ürünler dışarıdan alınıyor. Bizim ürün maliyetlerimiz ile yurtdışındaki ürün maliyetleri arasında ciddi fark var. Bizim 86 milyonun tümünü doyurmak gibi bir zorunluluğumuz var ama bunun yapılması için çiftçi sübvanse edecek” dedi.

Çiftçilerin toprak analizi yaptıracağı laboratuvar bulma imkanları olmadığını ifade eden Ulusoy, “il ve ilçelerde laboratuvar kurulmasını öneriyoruz. Kooperatiflere anonim şirket muamelesi yapılıyor, kooperatiflerin kalkınması için ciroya bağlı kademeli vergi uygulanmasını istiyoruz” dedi.

“Çiftçi örgütlenmezse hakkını arayamaz”

Balıkesir’den zeytin üreticisi Ercan Sezen emekli olduktan sonra zeytin üretimine başladığını söyledi. Zeytin üreticisinin sorunu en başta örgütlü bir çalışma olmadığı için ürün yeteri kadar değerlendirilemiyor, bakımı ayrı pazarlaması ayrı bir sorun. Fabrikaların patronun insafına bırakılmış zeytin üreticisi. Ben TARİŞ üyesiyim. Ama sorunlarımı TARİŞ’te çözemiyorum. Tariş çiftçiye kazık atıyor; bir önceki sene geçen sene arasında maliyet artışı yüzde 200 artış var, ama kar daha düşük. Çiftçi örgütlenmezse hakkını arayamaz” dedi.

“İktidar ülkenin gıdasını ithalat çetelerine teslim etmiş durumda”

Tüm Köy Sen Ordu Şubesinden katılan Zekai Sağra, “Fındık üreticisiyim. Ülke tarımını ve ülkeyi yöneten bu anlayıştan vazgeçilmeden refaha çıkamayız. Üretimde ithalatçı durumuna düşmüşsek burada ilginç bir durum var. Bugün iktidar açık açık üreticisi yerine kendi çevresinde ithalat çetelerine ülkenin gıdasını teslim etmiş durumdadır” dedi.

Ordu’nun yüzde 74’ü maden sahasına açılmasını hatırlatarak devam eden Sağra, “ Fındık ve kivi üreticisiyim. Fındık yüzde 90-95’ine yakını ihraç ürünü. Bu tarımsal anlayış fındık üreticisi ve fındık tarımını uluslararası tarım şirketlerine ihale etmiştir. Fındık üreticisini başta Ferrero olmak üzere ihraç ürünlerini uluslararası tekellere teslim etti. Bu anlayışları sorgulamadan biz tarımda bir adım gidemeyiz. Ordu’nun yüzde 74’ünün madenlere peşkeş çekilmesi bu ülkeye ihanettir. Ne toprak kalacak ne de başka bir şey; ben artık siyanür, suların kirlenmesini falan geçtim üretim olmayacak. Bugün artık bütün üreticiler meşru müdafaa durumunda. Biz bütün imkansızlıklara rağmen biz üretiyoruz karşılığı olmuyor. Bugün buğday üreticilerinin çocukları halk ekmek kuyruklarında. Oysa Hollanda da 3 kuşak üretim yapılıyor” dedi.

CHP’li Gürer: “Örgütlenmenin önündeki engellere karşı mücadele edelim”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de yaptığı konuşmasında çiftçilerin örgütlenmesinin önemine değindi. “Tarım giydiren, doyuran ve milli güvenlik kadar önemli stratejik bir alan. Ancak ne yazık ki ülkemiz 24 Ocak kararlarıyla; sanayide ve turizmde gelişme olsun, tarımımıza bırakın dediler. Şu anda Amerika'nın soyası yüzde 5 üretimimiz var.95’ini ithal ettik. Adamlar biz üretelim, siz tüketin, biz sizi sömürelim diyorlar. Bu kapitalist sistemin dünya üzerindeki oluşturduğu serbest piyasa ekonomisinde ortaya çıkan sorunun bir yansıması. Hiçbiri birbirinden bağımsız değil” dedi.

Bugün tarımda en büyük sorunun üreticinin örgütlü olmaması olduğunu ifade eden Gürer, “Bakın 2 dolar civarında eti getiriyorlar. 22 dolar civarında satıyorlar. Ne dövizde ne altınla bu kadar para yok. Ülkede 1.600.000 manda varken şu an 160.000'e düşmüş. Diyorsunuz ki kırsala dönüş olsun. Kırsala nereye dönecek insanlar? Okulu yok. Sağlık ocağı yok. İnternet yok. Telefon çekmez. Sosyal donatı alanı yok. Yani örgütlenmenin önündeki engellere karşı mücadele, takip, dayanışma, çağırın hepimiz gelelim, yanınızda olalım” diye konuştu.

“Biz peynirimize enflasyon oranında zam istedik”

Dersim’den gelen küçükbaş hayvan üreticisi Anıl Demir, “peynir fiyatları; üreticide ucuz, tüketici olarak pahalı. Biz peynirimize enflasyon oranında zam istedik” dedi. Kırsalda çalışan kadın ve gençlerin katkı paylarının ödenmesi, veteriner parasının kesilmemesini istediklerini ifade eden Demir, “Ziraat Bankası hayvanımızı ipotek altına alıp üreticinin bir yıllık maaliyetini düşünmüyorlar. Bankanın kuruluş amacını unutmaması gerekir” diye konuştu.

“Pancar ekmeyi bıraktık, makinayı da sattık”

Ankara’dan Ferruh Gencer, “Bize her gün çitçiler günü. Şu anda biz tarladan geliyoruz. Şeker pancarı devlet tarafından alınan bir ürün. Şu an insanlar pancar sökme makinesini satıyor. Pancar ekmeyi bıraktık” dedi.

Amasya’dan gelen Tüm Köy Sen Genel Sekreteri Sadık Turan, “Sözde Dünya Çiftçiler Günü ama biz senenin bir günü hatırlanmak istemiyoruz. Çiftçiler geri kalan 364 gün de anılmalı ve ürettiğini kazanmalı. Ülkemiz tarım ülkesiydi ama bu ülkedeki politikalar sonucu bugün çiftçilerin ürettiği tüm ürünleri ithal etmek zorunda kaldık. AKP iktidarı uluslararası tekellerle işbirliği yaparak tarımı bu noktaya getirmiştir. Bu ülkede çiftçiye çok destek vermekle övünen AKP iktidarı, kaşıkla verdiğini kepçeyle almak derler ya çay kaşığı oldu, kazanla alıyorlar artık” dedi.

Başkavak: “Bize reva görülen ölümüne çalışıp ölmek”

Toplantının kapanış konuşmasını yapan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, “Bugün Dünya Çiftçiler Günü dün Soma Katliamı'nın yıldönümüydü. Soma Katliamı'nın şöyle bir özelliği var. Bu ülkenin köylülerine tarımdan karnını doyuracağı, yaşamını sürdüreceği koşul bırakmadıklarında ilk götürdükleri yer madenler oluyor. Ucuz iş gücü olarak o madenlerde çalışmaya yönlendiriyorlar. Soma'nın bir örneğidir. İliç bunun diğer örneğidir. Bu katliamlarda ölenlerin hepsi aslında o bölgenin köylüleri ve o bölgelerde tarım üretimi yapan insanlardır. Ve bize reva görülen ya madenlerde ucuz iş gücü olarak çalışıp, ölümüne çalışıp ölmek ya da büyük şehirlerde” dedi.

Başkavak, “Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan da dün bir açıklama yaptı; Dünya Çiftçiler Günü ile ilgili ve dedi ki ülkemizde 206 çeşit ürün üretiliyor ve kendimize yeter ülkeyiz. Sabahtan beridir tartışıyoruz. Şu sabahtan beridir yürüttüğümüz tartışmalara baktığımızda hepimiz şunu söylüyoruz. Bu ülke kendisine yeter bir ülke değil. Bu memlekette en çok konuşulan yemeklerden birisi nedir? Etli nohut pilav. Şimdi arkadaşlar bir etli nohut pilav yemeğinde koydunuz yağ ithal; Ukrayna'dan geliyor. Et ithal; başka ülkelerden geliyor. Nohut ithal; Meksika'dan geliyor. Pirinç ithal; başka ülkelerden geliyor. Attığınız tuz yemedi. Yerseniz. Su bizim. Biz bu kadar kendi kendine yeten bir ülkeyiz” diye konuştu.

“Tekellerden bağımsız bir tarım politikası için sesimizi yükseltelim”

Başkavak konuşmasının devamında çiftçilere ve hayvan üreticilerine örgütlenme çağrısı yaptı: “Üretici köylünün milyonlarca zararı var. Evini geçindirecek hali kalmamış. Size şöylesi destekler vereceğiz ya da nakdi yardımlar yapacağız demiyor. Şirketlere ne kadar imkan sağlayacaklarını, ne kadar kaynak aktaracaklarını söyleyen bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız. Şimdi şu son yaşadığımız Amerika ve İsrail'in İran'a savaşıyla birlikte aslında pek çok meseleyi yeniden hatırlar olduk. Hürmüz Boğazı geçişlere kapatıldı. Akaryakıt fiyatları arttı. Akaryakıt sadece akaryakıt fiyatlarını arttırmıyor. Petrokimya ürünlerinin kullanıldığı bütün sera malzemeleri, sulama malzemeleri, tarımın aslında pek çok girdisinin fiyatı; sadece mazotu değil, her şeyi artıran bir koşulla karşı karşıya kaldık. O nedenle de üretici köylülerin sadece girdi fiyatlarının artışına itirazı değil, aynı zamanda bu savaş politikalarına da itirazı önem kazanıyor. Şu toplantıdan çıkan sonuçları özetleyecek olursak; birincisi üretici köylünün kullandığı mazottan ÖTV ve KDV'nin bütün tarım vergilerindeki dolaylı vergilerin kaldırılmasını talep ediyoruz, gübrenin desteklenerek ucuz gübreye ulaşımının yolunun açılmasını istiyoruz, az topraklı üretici köylülerin Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçlarının silinmesini istiyoruz, sulama suyu ve sulamada kullanılan elektriğin desteklenerek ucuzlatılmasını istiyoruz. Eğer gerçek anlamda bütün bu sorunların çözülmesini istiyorsak o zaman öncelikle bu memleketin köylüsünün örgütlenmesi önemli bir ihtiyaç. Emek Partisi bunları sizinle birlikte yapmak üzere seferber olan bir partidir. Biz bunları alanlarda, meydanlarda daha güçlü bir şekilde konuştukça ilerletebileceğimiz bir süreç olduğunu bilelim ve bunlar üzerinden de daha güçlü bir örgütlenme, tekellerden bağımsız bir tarım politikası için sesimizi daha fazla yükseltelim” dedi.

14.05.2026 14:17

İsrail Savunma Bakanı, Filistin bayrağı taşıyan Barcelona'lı Lamine Yamal'ı hedef aldı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, şampiyonluk kutlamalarında Filistin bayrağı taşıyan Barcelona'nın genç yıldızı Lamine Yamal'ı hedef aldı.

İsrail Savunma Bakanı, Filistin bayrağı taşıyan Barcelona'lı Lamine Yamal'ı hedef aldı
Fotoğraf: @Lamineeyamal__ X hesabından alınmıştır

14.05.2026 11:04 / Güncelleme: 11:06

Bolu Belediye Başkan Yardımcısı ile CHP'li meclis üyesi tahliye oldu

Soruşturma kapsamında tutuklanan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ile CHP’li Meclis Üyesi Aydan Özdemir tahliye edildi. Beykoz’a ev hapsi verilirken, Özdemir hakkında adli kontrol kapsamında imza şartı getirildi.

Bolu Belediye Başkan Yardımcısı ile CHP'li meclis üyesi tahliye oldu
14.05.2026 16:13 / Güncelleme: 16:17

Küresel Sumud Filosu Marmaris'ten demir aldı: Gazze’ye gitmek için Akdeniz’e açıldı

"Küresel Sumud Filosu", 54 teknenin yer aldığı konvoyuyla Muğla'nın Marmaris ilçesinden Gazze'ye gitmek üzere Akdeniz'e açıldı.

Küresel Sumud Filosu Marmaris'ten demir aldı: Gazze’ye gitmek için Akdeniz’e açıldı

Fotoğraf: AA

14.05.2026 10:00 / Güncelleme: 10:03

Süper Lig'de 2025-2026 sezonunun son haftası: Küme düşecek 3'üncü takım belli olacak

Süper Lig'in 34. ve son haftası yarın oynanacak Rizespor-Beşiktaş maçıyla başlayacak; Galatasaray'ın şampiyonluğu garantilediği ligde Karagümrük ve Kayserispor'un ardından küme düşecek 3'üncü takım belli olacak.

Süper Lig'de 2025-2026 sezonunun son haftası: Küme düşecek 3'üncü takım belli olacak

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!