Eskişehir’de 'İzler' söyleşisi düzenlendi: 'Denizler sınıf mücadelesi sürdükçe yaşayacak'
EMEP Eskişehir İl Örgütü ve Emek Gençliği’nin düzenlediği etkinlikte konuşan Mustafa Yıldırımtürk, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadele mirasının sürdüğünü söyledi. EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise birleşik mücadele çağrısı yaptı.
Fotoğraf: Evrensel
Berivan Özkara
Eskişehir — Emek Partisi Eskişehir İl Örgütü ve Emek Gençliği’nin, “Fırtınalı Yıllardan Bugüne Gelenekten Geleceğe” şiarıyla düzenlediği etkinlikte, Kor Kitap’tan çıkan İzler kitabının yazarı Mustafa Yıldırımtürk ile söyleşi gerçekleştirildi. Etkinliğe EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan da katıldı.
Söyleşide konuşan Mustafa Yıldırımtürk, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın mücadele mirasının bugün de yaşamaya devam ettiğini belirterek, “Sınıf mücadelesi, bağımsızlık ve özgürleşme mücadelesi sürdüğü sürece denizler siyasal yaşamımızda hep var olacaktır” dedi.
1968 kuşağının ortaya çıktığı uluslararası koşulları hatırlatan Yıldırımtürk, ABD emperyalizminin Vietnam saldırısı, Latin Amerika’daki halk hareketleri ve Avrupa’daki antiemperyalist gençlik mücadelesinin Türkiye’deki gençlik hareketini etkilediğini söyledi. Türkiye’de ise 1961 Anayasası’nın açtığı demokratik alanların işçi ve gençlik hareketinin gelişmesine zemin sunduğunu ifade eden Yıldırımtürk, dönemin devrimci gençliğinin köylerde, fabrikalarda ve üniversitelerde mücadele yürüttüğünü anlattı.
Yıldırımtürk, genç devrimcilerin Türkiye’nin emperyalizme bağımlı hale getirildiğini gördüklerini belirterek şöyle konuştu; “Bu ülkenin gerçek anlamda bağımsız olmadığını görüyorlardı. Yer altı ve yer üstü zenginliklerinin emperyalist tekellerin eline geçtiğini, yoksullaşmanın büyüdüğünü görüyorlardı. Mustafa Kemal’in yarım bıraktığı bağımsızlık mücadelesini sosyalizme dönüştürme çabası içerisindeydiler.”
Fotoğraf: Evrensel
“İdamlarla topluma gözdağı vermek istediler”
Konuşmasında 68 gençliğine yönelik devlet saldırılarına da değinen Yıldırımtürk, kontrgerilla saldırılarının devrimci gençlik üzerinde büyük etkisi olduğunu ifade etti. Taylan Özgür’ün öldürülmesinin Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını derinden etkilediğini belirten Yıldırımtürk, bu süreçte Filistin direnişiyle dayanışmanın ve silahlı mücadele tartışmalarının öne çıktığını söyledi.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği eylemlerin idam gerekçesi yapıldığını vurgulayan Yıldırımtürk, şunları söyledi; “Bir Amerikalı çavuşu kaçırdılar, bıraktılar. Daha sonra dört Amerikalıyı kaçırdılar. İş Bankası’ndan halk adına para aldılar. Yasalara göre bakıldığında alacakları ceza en fazla 15 yıldı. Ama onları idama götürdüler. Gerekçe olarak da ‘anayasal düzeni yıkmak’ suçlamasını kullandılar.”
Hüseyin İnan’ın mahkemede yaptığı savunmayı hatırlatan Yıldırımtürk, “Biz bu 18 kişiyle mi bu ülkeyi yıkacağız? Biz kıvılcım olmak istiyoruz” sözlerini aktardı.
“Denizler milyonların yüreğinde yaşıyor”
Yıldırımtürk, dönemin Genelkurmay Başkanı’nın bugün hatırlanmadığını ancak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının milyonların hafızasında yaşamayı sürdürdüğünü söyledi.
Cezaevi sürecine ilişkin anılarını da paylaşan Yıldırımtürk, Deniz Gezmiş’in idam sürecine rağmen moralini koruduğunu belirtti. Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere Olayı’nda katledilmesinin Deniz Gezmiş’i derinden etkilediğini anlatan Yıldırımtürk, “Cihan Alptekin’le arasında çok güçlü bir yoldaşlık bağı vardı. Kızıldere’den sonra Deniz’i ilk kez o kadar neşesiz gördüm” dedi.
Seyit Aslan: Mücadele geleneği bugün de sürüyor
Etkinlikte konuşan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise 12 Eylül darbesi sonrasında devrimcilerin cezaevlerinde ağır baskılara rağmen mücadeleyi sürdürdüğünü belirtti. 12 Eylül Darbesi sonrasında Metris Cezaevi’nin “kuş uçmaz kervan geçmez” bir yer olarak tanıtıldığını hatırlatan Aslan, devrimcilerin bu baskıları direnişle yanıtladığını söyledi.
Mustafa Yıldırımtürk’ün yazdığı İzler kitabının yeni kuşaklar açısından önemli bir deneyim aktarımı olduğunu ifade eden Aslan, “Bir dönemin direnişini, kararlılığını ve mücadele geleneğini gelecek kuşaklara taşıdı” dedi.
“Saray rejimi baskı politikalarını derinleştiriyor”
Türkiye’deki güncel siyasal gelişmelere de değinen Aslan, iktidarın baskı ve şiddet politikalarını artırdığını belirtti. Çevre mücadelelerinden işçi direnişlerine, gazetecilere yönelik operasyonlardan gençlik hareketine kadar geniş bir baskı dalgasıyla karşı karşıya olunduğunu söyleyen Aslan, “Türkiye’nin her tarafı baskı politikalarıyla yönetiliyor” dedi.
Aslan, emperyalist saldırganlığın bugün de sürdüğünü belirterek Ortadoğu’daki gelişmelere dikkat çekti:
“1960’lardaki emperyalist saldırganlık neyse bugün de aynı biçimde devam ediyor. Filistin’e yönelik siyonist saldırılar, Ortadoğu’daki savaş politikaları bunun göstergesidir.”
12 Eylül darbesinin işçi hareketini ve demokrasi mücadelesini ezmek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade eden Aslan, bugün de benzer baskıcı yöntemlerin sürdüğünü söyledi.
“Mücadele edenler korkutulamıyor”
Konuşmasında son dönemdeki işçi direnişleri, öğrenci eylemleri ve çevre mücadelelerine dikkat çeken Aslan, tüm baskılara rağmen toplumun çeşitli kesimlerinin mücadeleyi sürdürdüğünü vurguladı.
“Cezaevine giren gazeteci çıktığında ‘Yine yazacağım’ diyor. İşçiler ‘Nerede kalmıştık’ diyerek mücadeleye devam ediyor. Bunlar iktidarı korkutan şeylerdir.”
Aslan, 68 kuşağının mücadele bayrağının bugün işçilere, gençlere, kadınlara ve emekçilere devredildiğini belirterek şunları söyledi; “Türkiye’de mücadele tarihi bitmez. Bugünün gençleri, işçileri ve emekçileri bu saray düzenine karşı mücadeleyi sürdürecek.”
“Birleşik mücadeleyi büyütmek zorundayız”
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, önümüzdeki dönemde baskı politikalarının artabileceğini ancak bunun mücadele olanaklarının ortadan kalktığı anlamına gelmediğini söyledi. Mücadelenin her koşulda süreceğini vurgulayan Aslan, “Biçimleri, araçları değişebilir ama mücadele devam eder” dedi.
İktidarın muhalefete, sendikal harekete, çevre mücadelelerine ve öğrenci hareketine yönelik saldırılarının aynı siyasal sürecin parçaları olduğunu belirten Aslan, en büyük sorunlardan birinin mücadelelerin ortaklaştırılamaması olduğunu ifade etti. İkizköy’den Artvin’e, Rize’den Şırnak’a kadar süren çevre direnişlerinin; işçi, kadın, gençlik ve kamu emekçilerinin mücadelesiyle birleşmesi gerektiğini söyleyen Aslan, yerel düzeyde kalan direnişlerin ağır baskılarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
Bugün en temel ihtiyacın birleşik mücadele olduğunu kaydeden Aslan, güçlerin yan yana gelmesi halinde hem Ortadoğu’daki savaş politikalarının hem de Türkiye’deki antidemokratik uygulamaların geriletilebileceğini söyledi.
Aslan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı; “Bugünün gençleri bir Deniz, bir Yusuf, bir Hüseyin, bir Erdal, bir Elif, bir Murtaza, bir İmran’dır.”
Evrensel'i Takip Et