İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri: Bu düzen değişmeden işçi ölümleri bitmeyecektir
Soma maden katliamının 12. yıldönümünde, katledilen maden işçileri İzmir'de de anıldı. Yapılan açıklamada, Soma'nın Türkiye tarihindeki en büyük işçi katliamlarından biri olduğu vurgulandı.
İzmir – İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Soma Katliamı’nın 12. yılında Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması düzenledi. Sık sık “Soma’nın ateşi AKP’yi yakacak”, “Soma’yı unutma unutturma”, “Soma’nın hesabı sorulacak”, “AKP’den hesabı emekçiler soracak” sloganlarının atıldığı açıklamada basın metnini DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin okudu.
Soma’nın Türkiye tarihindeki en büyük işçi katliamlarından biri olduğunu söyleyen Gümüştekin, “Bugün Soma’nın acısı hâlâ toprağın altından yükseliyor. Bugün 301 madencinin çığlığı hâlâ kulaklarımızda. Ve biz buradan bir kez daha haykırıyoruz: Soma bir kaza değil, cinayettir” dedi.
“Soma insan hayatını hiçe sayanların eseri”
Soma katliamının taşeronlaştırmanın, denetimsizliğin, kuralsızlığın, özelleştirme politikalarının, sermaye hırsının ve siyasi iktidarın işçi düşmanı tercihlerinin sonucu olduğunu vurgulayan Gümüştekin, “Soma; ‘maliyet düşürme’ adına insan hayatını hiçe sayanların eseridir. Soma; daha fazla kâr uğruna yerin yüzlerce metre altında işçileri ölüme gönderen düzenin adıdır. 301 emekçi kardeşimiz, göz göre göre öldürüldü! Bugün hâlâ aynı soruyu soruyoruz: 301 işçi neden öldü? Çünkü bu ülkede patronların kârı işçilerin canından daha değerli görüldü” ifadelerini kullandı.
Bu ülkede iş güvenliğinin maliyet olarak görüldüğünü, denetim mekanizmalarının siyasi ilişkilerin gölgesinde çürütüldüğünü ve ülkede emeği değil sermayeyi koruyan bir düzenin kurulduğunu belirten Gümüştekin, “Soma’dan sonra ‘bu işin fıtratında ölüm var’ dediler. Biz o gün de söyledik, bugün de söylüyoruz: Ölüm işin fıtratında değil, sizin düzeninizin karakterindedir! İşçiler ölürken patronlar servet büyüttü. Madenciler karanlıkta can verirken saraylarda ışıklar hiç sönmedi. Emekçiler açlık sınırında yaşarken bir avuç ayrıcalıklı zengin servetine servet kattı. Ve bütün bunlar olurken iktidar, patronların yanında saf tuttu” diye konuştu.
“Soma’nın hesabı gerçek anlamda sorulmadı”
Yapılan yargılamaların hiçbir şekilde madenci ailelerini, işçileri, yurttaşları tatmin etmediğini belirten Gümüştekin şunları söyledi: “301 işçinin hayatını kaybettiği Soma maden katliamında son olarak istinaf mahkemesi sanık kamu görevlileri hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verdi. Bu, cezasızlık politikalarındaki ısrarın sonucudur. Soma davası, başından sonuna dek sınıfsal çelişkilerin ve hukukun egemen sınıflar elinde ezilenlere karşı yargının araçsallaştırılmasının en canlı örneklerinden birisi olmuştur. Yaşamını yitiren 301 madenciyi, 301 işçinin ailelerini, bütün bir Soma şehrini ve Türkiye işçi sınıfını derinden etkileyen bu iş cinayetinde hiçbir koşulda acıyı sona erdirmese bile en azından katlanılabilir hale gelmesini sağlayacak tek hususun adalet olduğu düşünüldüğünde verilen düşme kararının kabul edilmez olduğu açıktır.”
Her ay onlarca işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini vurgulayan Gümüştekin, “İşçiler İnşaatlarda, madenlerde, fabrikalarda, tersanelerde, depolarda, motokurye olarak sokaklarda ölüyor. Bu ülkede emekçiler hâlâ ucuz iş gücü olarak görülüyor. Hâlâ ‘ölürse ölür’ mantığıyla çalıştırılıyor. Hâlâ sendikalaştıkları için işten atılıyor. Hâlâ hak aradıkları için baskıya uğruyor. Hâlâ patronların insafına terk ediliyor. Çünkü Soma’nın hesabı gerçek anlamda sorulmadı” dedi.
Gerçek sorumluların yargılanmadığını, bu düzenin siyasi sorumlularının hesap vermediğini belirten Gümüştekin, “Soma’yı yaratan ekonomi politikaları değişmedi. İşçiyi korumayan, sermayeyi kollayan sistem aynen devam etti. Biz buradan açıkça söylüyoruz: Soma’nın gerçek failleri yalnızca birkaç şirket yöneticisi değildir! Soma’nın gerçek sorumluları; emeği değersizleştirenler, özelleştirmeyi kutsayanlar, kamusal denetimi tasfiye edenlerdir. Ve tüm bunları siyasi bir tercih haline getiren iktidardır” diye konuştu.
“Soma’yı anmak mücadele etmek demek”
Bugün Soma’yı anmanın mücadele etmek olduğunu söyleyen Gümüştekin, “Soma unutulursa yeni Somalar yaşanır. Unutmak, suç ortaklığıdır. Bu düzen değişmeden işçi ölümleri bitmeyecektir. Bu ülkenin kaynaklarını sermayeye peşkeş çeken düzene boyun eğmeyeceğiz. İşçilerin canını maliyet kalemi gören zihniyeti kabul etmeyeceğiz. Taşeron sömürüsüne, güvencesiz çalıştırmaya, sendikasızlaştırmaya teslim olmayacağız. İş cinayetlerini ‘kader’ diye meşrulaştıranlara sessiz kalmayacağız. Canlarını madende yitirmiş aileleri sizlere tekmeletmeyeceğiz. Çünkü bu ülkede ekmeği üreten işçilerdir. Bu ülkeyi ayakta tutan emekçilerdir” diye konuştu.
İşçinin hakkını savunmaya devam edeceklerini belirten Gümüştekin, “Sermayenin değil emeğin egemen olduğu bir ülke mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz. Emekçiler bu ülkenin yükünü taşırken ölümle sınanmak zorunda değildir. İnsan onuruna yaraşır çalışma koşulları bir lütuf değil haktır. Soma’yı unutmadık, unutturmayacağız. 301 madencinin hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et