Bugün 14 Mayıs Çiftçiler Günü: Çiftçiye 100 milyar TL destek verdi, sadece mazottan 145 milyar TL vergi topladı
Çiftçiler Nejdet Sökmen ve Önder Ateş, gübreden ilaca, sulama maliyetlerinden işçiliğe kadar tüm girdilerin katlandığını, buna karşın ürünün para etmediğini belirterek “Çiftçi kaderine terk edildi” dedi.
Fotoğraf: Volkan Pekal
Volkan Pekal
[email protected]
Hatay – Erzinli narenciye üreticileri, artan gübre, ilaç, sulama ve işçilik maliyetleri nedeniyle üretimden çekildiklerini söylerken, mazot üzerindeki yüksek vergi yüküne dikkat çekti. Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, tarımda yıllık 3 ila 4 milyar litre mazot tüketildiğini, çiftçilerin yalnızca mazot üzerinden bir yılda toplam 100 ila 145 milyar TL vergi ödediğini belirterek, “Yaklaşık 100 milyar TL’lik tarımsal destek, vergi yoluyla geri alınıyor” dedi.
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü yaklaşırken Türkiye’nin önemli narenciye üretim merkezlerinden biri olan Erzin’de sanayi hattı içinde yer alan termik santraller ve planlanan polipropilen tesisi gibi kirletici sanayi yatırımlarıyla kuşatılmışken bir başka kuşatma da ekonomik alanda yaşanıyor. Artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve borç yükü nedeniyle üreticiler üretimden çekilme eğiliminde. Çiftçiler Nejdet Sökmen ve Önder Ateş, gübreden ilaca, sulama maliyetlerinden işçiliğe kadar tüm girdilerin katlandığını, buna karşın ürünün para etmediğini belirterek “Çiftçi kaderine terk edildi” dedi.
‘Ürün dalında kaldı, çiftçi bakımı bıraktı’
Erzin’de geçtiğimiz yıl 7 liraya mal edilen ürün 2 liraya alıcı bulamayınca dalında kaldı. Üreticiler narenciyeyi toplatma maliyeti ile toplatmadıklarında bu sezonda oluşacak maliyet arasında tercih yapmak zorunda kaldı. Toplanmayan ürünlerin ağacı zayıflattığını ve sonraki yıl verimi düşürdüğünü ifade eden üreticiler, birçok çiftçinin ürününü zarar etmemek için “sıfır liraya” tüccara verdiğini ya da ağacın zarar görmesini göze alarak ürünü dalında bıraktığını anlattı.
‘Çiftçi bahçesine bakım yapamaz hale geldi’
Yüksek maliyetler nedeniyle üreticinin bahçesine bakım yaptıramadığını söyleyen üretici Nejdet Sökmen, budama, gübreleme ve ilaçlamanın büyük ölçüde aksadığını belirtti. Narenciyede kırmızı örümcek ve çeşitli zararlılarla mücadele için düzenli ilaçlama gerektiğini anlatan Sökmen, ilaç fiyatlarının bir yılda yüzde 150 ila yüzde 200 arasında arttığını söyledi. Özellikle yabani otlarla mücadelede kullanılan herbisitlerin fiyatındaki artışa dikkat çeken Sökmen, geçen yıl 750 liraya alınan 5 litrelik ot ilacının bugün 2 bin liranın üzerine çıktığını ifade etti.
Üretici Nejdet Sökmen, yaşananları ülkede planlı bir tarım politikasının bulunmamasına bağlıyor. Çiftçinin kaderine terk edildiğini anlatan Sökmen, “Eskiden üreticiyi koruyan kurumlar vardı. Destekleme vardı, taban fiyat vardı. Şimdi çiftçi tamamen tüccarın ve piyasanın insafına bırakılmış durumda” diye konuştu.
Girdi maliyetlerindeki artışın üreticiyi üretim yapamaz hale getirdiğini anlatan Sökmen, geçen yıl tonu yaklaşık 10 bin lira olan şeker gübresinin bu yıl 22 bin liraya çıktığını, taban gübre fiyatlarının ise 40 bin lirayı aştığını ifade etti.
Üretici Önder Ateş de gübre ve diğer girdilerdeki artışın altından kalkamadıklarını belirterek, “Geçen yıl 400 lira olan gübre bugün 5 bin liranın üzerine çıktı. Girdi ham maddeleri çok yüksek, desteklemeler ise yok denecek kadar az” dedi. İşçi yevmiyelerinin de geçen yıl 750 lira civarındayken bu yıl 1500-1600 liraya ulaştığını dile getirdi.
‘Verim de kalite de düşüyor’
Üreticiler, maliyetler nedeniyle bakım yapılamayan bahçelerde verim ve kalite kaybının kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Önder Ateş, “Budama yapılmazsa, gübre ve ilaç atılmazsa hem verim düşer hem kalite düşer. Kalitesiz ürünü de kimse almaz. Bu yıl birçok çiftçi mecburen gübreyi, ilacı kıstı” diye konuştu.
Kendi bahçesinde de birçok uygulamayı azaltmak zorunda kaldığını anlatan Ateş, “50-60 dönüm bahçem var. Bu yıl sadece taban gübresi attım. Ne şeker gübresi atabildim ne de yeterli ilaçlama yapabildim. Çünkü geçen yıl ürün para etmedi. Narenciye bir liraya bile alıcı bulmadı, ürün dalında kaldı” dedi.
‘İthalat çiftçinin önünü kesiyor’
Çiftçiler, hükümetin ithalat politikalarını da eleştirdi. Nejdet Sökmen, Türkiye’de üretici ürününü satamazken dışarıdan ithalat yapıldığını belirterek, “Çiftçi ürününü kaldıracağı zaman devlet dışarıdan buğday ithal ediyor. Narenciyede de benzer bir tablo var. Geçen yıl Mısır’dan narenciye getirildi. Sen kendi çiftçini korumuyorsun” dedi.
Önder Ateş ise büyük tüccarların yüksek maliyetler nedeniyle üretim ve paketleme faaliyetlerini Mısır’a kaydırdığını anlattı. Ateş, “Mısır’dan gemi üstü 17 liraya narenciye geliyor. Burada ise kesimi, paketlemesi, soğuk hava deposu derken maliyet 25 lirayı buluyor. Büyük tüccarlar da oraya gidip yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı.
Narenciyede yalnızca üretim değil paketleme ve lojistik maliyetlerinin de ciddi biçimde arttığını belirten Ateş, tek kullanımlık plastik kasanın dahi 11 liraya mal olduğunu söyledi.

‘Destekler sadaka gibi’
Üreticiler mevcut desteklerin yetersiz olduğunu belirterek devletin çiftçiye gerçek anlamda destek vermesi gerektiğini dile getirdi. Sökmen, verilen destekleri “sadaka gibi” sözleriyle değerlendirerek, “Mazot desteği yok, gübre desteği yok, ilaç desteği yok. Verilen destek ancak traktörün bir kez tarlaya girmesini karşılar” dedi.
Sulama maliyetlerinin de katlandığını söyleyen Önder Ateş, geçen yıl saati 500 lira olan sulama ücretinin bu yıl 1000 liraya yaklaşacağını belirtti. Ateş, “Bir saat değil, 10-15 saat su veriyoruz bahçeye. Devletin DSİ kuyularından bu maliyetlerle su alıyoruz. Çiftçinin işin altından kalkması mümkün değil” diye konuştu.
‘Çiftçinin yüzde ellisi üretimi bıraktı’
Bölgedeki üreticilerin önemli bölümünün üretimden çekildiğini belirten Ateş, “Bu bölgede çiftçinin yüzde 50’si üretimi bırakmış durumda. Geri kalan da bekliyor. Bu yıl da aynı tablo yaşanırsa insanlar ağaçlarını sökecek, bahçeler boş kalacak” dedi.
Sadece narenciyede değil, buğday ve mısır üretiminde de çiftçinin kazanamadığını ifade eden Ateş, üreticinin borç yükü altında ezildiğini söyledi.
‘Çiftçiler Günü bizim için borç demek’
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nün kendileri için artık bir kutlama anlamı taşımadığını belirten Önder Ateş, “Çiftçiler Günü bizim için borç demek. Kooperatife gidip ilaç borcu, su borcu düşünmek demek” ifadelerini kullandı.
Çiftçiler çözüm için planlı tarım politikası, üretim planlaması, ihracatın önünün açılması, taban fiyat ve alım garantisi talep ediyor. Nejdet Sökmen, “Devlet hangi ürünün ne kadar ekileceğini planlamalı. Çiftçiye taban fiyat vermeli, alım garantisi sağlamalı. Üreticiyi piyasanın insafına bırakırsanız tarım biter” dedi.
Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir
‘Devlet verdiği desteğin fazlasını vergi olarak geri alıyor’
Tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Narenciye Üreticisi Seyhan Belediyesi Meclis Üyesi ve Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, çiftçilerin yaşadığı krizin yalnızca ürün fiyatlarıyla sınırlı olmadığını, üretim sürecindeki vergi ve maliyet yapısının da çiftçiyi çıkmaza sürüklediğini söyledi. Mazot fiyatının yaklaşık yüzde 45’inin vergiden oluştuğunu belirten İncefikir, tarımda yıllık 3 ila 4 milyar litre mazot tüketildiğini, bu hesapla toplam 100 ila 145 milyar vergi yüküyle karşı karşıya kaldığını söyledi. İncefikir, 2025 yılı için öngörülen tarımsal desteğin ise yaklaşık 100 milyar TL olduğunu belirterek, “Devlet çiftçiye destek veriyor gibi görünüyor. Ancak çiftçi aynı zamanda mazot üzerinden çok daha büyük bir vergi ödüyor. Bu tabloya bakıldığında destek, büyük ölçüde geri alınmış oluyor” dedi.
İncefikir, mevcut gidişatın yalnızca çiftçileri değil toplumun tamamını etkileyeceğini belirterek şu uyarıda bulunarak “Bu gidiş devam ederse gıda üretimi düşer, ithalat artar, fiyatlar yükselir ve tarımda ciddi bir kopuş yaşanır. Gıda arz güvenliği riske girer” diye konuştu.
Evrensel'i Takip Et