Komedyenler artık güldürmeden önce düşünüyor
Stand-up sahnesinin üç ismi Fırat Aksal, Deniz Bağdaş ve Leyla Ezgi Dinç, büyüyen izleyici ilgisine rağmen artan linç kültürü, otosansür ve soruşturma baskısı arasında sıkışan mizah alanını anlattı.
Soldan sağa: Deniz Bağdaş, Fırat Aksal, Leyla Ezgi Dinç
Meltem Akyol
Şaka artık sadece sahnede kalmıyor; salondan çıkıp sosyal medyada büyüyor, oradan da kimi zaman karakola, savcılığa, mahkeme salonlarına uzanıyor. Türkiye’de hızla genişleyen stand-up sahnesi, bir yandan daha fazla izleyiciye ulaşırken, diğer yandan giderek daralan bir ifade alanında var olmaya çalışıyor. Bugün bir komedyen için mesele yalnızca neyin komik olduğu değil; neyin suç sayılabileceği, neyin hedef haline getirileceği. ‘Milli-manevi değerler’, ‘Türk aile yapısı’, bir meslek odası, bir şarkıcının sevenleri, bir enstrüman… Hepsi birer ‘hassasiyet’ konusu olabilir. ‘Hassasiyetin’ kimin hassasiyeti olduğu da şakayı yapana muameleyi belirliyor. Bazıları cezaevine kadar gidiyor.
- Komedyen Tuba Ulu, bir gösterisinde, Kanuni Sultan Süleyman hakkındaki sözleri nedeniyle ‘tarihi milli manevi değerlere hakaret’ ile suçlandı, gözaltına alındı, adli kontrolle serbest bırakıldı.
- Komedyen Pınar Fidan hakkında, gösterisinde Madımak katliamına gönderme yapmasının ardından, kendisinin de Alevi olduğunu belirtmesine ve ironi yaptığını söylemesine rağmen soruşturma açıldı.
- Komedyen Yavuz Günal hakkında ‘Çağrı’ filmine dair şakası nedeniyle ‘halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama’ iddiasıyla 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
- Senegalli Komedyen Musti Kusti, sahnede yaptığı bir şaka nedeniyle gözaltına alındı, iki gün Geri Gönderme Merkezinde tutuldu.
- YouTube’daki ‘Soğuk Savaş’ programında yapılan şaka nedeniyle sunucu Boğaç Soydemir ve konuk Furkan Akgündüz tutuklandı, hapis cezası verilerek tahliye edildi.
Örnekler çok… Peki tüm bunlar komedyenleri nasıl etkiliyor, dahası bu etki yalnızca maruz kalanla mı sınırlı? Yanıtları için Ferhan Şensoy’un tanımıyla ‘mikrofonda gösteri yapan’ isimlerden Fırat Aksal, Deniz Bağdaş ve Leyla Ezgi Dinç’e bağlanıyoruz.
“Kötü şakanın karşılığı seyircinin gülmemesidir”
Türkiye’nin pek çok şehrinde farklı sahnelerde komedi yapan Deniz Bağdaş’a göre bugün şaka yazma süreci eskisinden çok daha katmanlı: “Sadece ‘komik mi’ diye bakmıyorsun. ‘Linç edilir miyim, mahkemelik olur muyum, hedef haline gelir miyim’ diye de düşünüyorsun.”
Bu durumun bireysel bir kaygının ötesine geçtiğini vurgulayan Bağdaş, “Her linç sadece bir komedyeni susturmuyor; diğer komedyenlerin de hareket alanını daraltıyor. Birinin başına gelen şey, diğerinin zihninde sınır çiziyor. Bugün artık mesele ‘Bu şaka yanlış anlaşılır mı’ değil; ‘Bu şaka yanlış anlaşılmak istenir mi?’” diyor.
Bağdaş’a göre bu soru, sahneye çıkmadan önce pek çok komedyenin zihninde çalışan görünmez bir filtreye dönüşmüş durumda. “Hiç yaşamadım diyene de kuliste ‘Şu şakayı yapma, değmez’ denmiştir” diye ekliyor.
Kadın komedyenler açısından bu alanın daha da daraldığını düşünen Bağdaş, sahnedeki algı farkına işaret ediyor: “Erkek komik değilse bu bireyseldir. Kadın komik değilse tüm kadınları temsil ediyordur.” Özellikle cinsellik gibi başlıklarda bu ayrımın daha belirgin hale geldiğini ekliyor: “Aynı şakayı bir erkek yaptığında tolere edilirken, kadın yaptığında ‘müstehcen’ bulunabiliyor.”
Bağdaş’a göre her şakanın herkese komik gelmesi beklenmemeli. Asıl sorunun, şaka karşısında verilen tepkinin ölçüsünde olduğunu vurguluyor: “Kötü şakanın karşılığı gözaltı, erişim engeli ya da yurt dışı çıkış yasağı olmamalı. Kötü şakanın cevabı eleştiridir, daha iyi bir şakadır, seyircinin gülmemesidir.” Bağdaş, “Her şeyin şakası yapılmaz” yaklaşımını ise tehlikeli buluyor: “O zaman neyin mizahı yapılmaz? Kim karar veriyor? Devlet mi, sosyal medya mı, en çok öfkelenen mi?”
“Bence iyi stand-up’ın bir yerinde genelde küçük bir rahatsızlık vardır. Çünkü komedi çoğu zaman hepimizin bildiği ama söylemediği şeyi söyler” diyen Bağdaş’a göre iyi komedi çoğu zaman bir ayna işlevi görüyor. Ve o aynada görülen şey, her zaman her izleyicinin hoşuna gitmeyebiliyor.
“Bu süreçten çok daha güçlü bir komedi çıkacak”
Fırat Aksal tiyatrocu ve stand-up’çı. Tuz Biber’de sahne alıyor, Apartman Sahne’de stand-up atölyesi yapıyor, ‘Baran’ isimli tek kişilik bir oyunu da var. Yaptığı politik şakaların sosyal medyanın keşfet denizinde karşınıza çıkmış olması muhtemel. Ve bunun eskisi kadar iyi bir şey olmadığını şöyle anlatıyor: “Önceleri sosyal medyada bir videomuzun viral olması sevindirici bir şeydi. Sonra değişmeye başladı. Şimdi bir video ‘yürüdüğünde’ sevinmek yerine komedyenler tedirgin oluyor. ‘Acaba biri bundan bir şey çıkarır da bizi hedef haline getirir mi’ diye düşünüyoruz. Çünkü artık tutuklanma riski var. Bu çok net bir gerçek.”
Aksal’a göre de otosansür bunun ‘kaçınılmaz sonucu’: “Hiç otosansür yaşamayan komedyen yoktur. Bir gösterimde, dini şakalar yaptığım bir anda, bir arkadaşım sürekli etrafa bakmıştı ‘bir şey olur mu’ diye. Sahnede bile insanlar kendini güvende hissetmiyor. Bir de bunu sosyal medyada paylaştığınızı düşünün. Gelen tehditler artık çok daha somut. İnsanlar yaşadığınız mahalleyi yazıp tehdit edebiliyor. Elbette sanatın bir sorumluluğu var. Bir şeyleri değiştirmek, daha iyi bir toplum için üretmek gibi bir motivasyon var. Ama bir noktadan sonra can güvenliği devreye giriyor. Buna rağmen birçok komedyen üretmeye devam ediyor. O karşı duruş hâlâ var.”
Komedinin doğası gereği güç sahiplerini rahatsız ettiğini söyleyen Aksal, meselesinin sadece Türkiye ile sınırlı olmadığının da altını çiziyor: “Belki daha az ama dünyada da böyle. Ama geçmişe baktığımızda Türkiye’de siyasilerin komediye daha açık olduğu dönemler de vardı. Turgut Özal kendi parodisine gülebiliyordu. Süleyman Demirel karikatürünü sorabiliyordu. Bugün ise bir siyasi figürü anmak bile riskli hale gelmiş durumda.”
Ancak Aksal’a göre bu günler geçici: “Bu süreçten sonra çok daha güçlü bir komedi çıkacağına inanıyorum.”
“Mizah yolunu bulur ama…”
“Bir şeyleri farklı biçimlerde ifade etmeyi seviyorum” diyor Komedyen Leyla Ezgi Dinç. Pandemiyle birlikte hız kazanan stand-up sahnesi, onun için sadece bir sahne değil; yaratıcı üretimin doğal bir uzantısı. Ankara’da bağımsız bir ekiple kurdukları komedi kulübü, zamanla başka sahnelerle kurulan ortaklıklarla büyüdü.
İki yıl boyunca yalnızca stand-up’tan geçimini sağlayan Dinç, bu sürecin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını vurguluyor: “Günde 5-10 sahneye çıktığım oluyordu. Sahnedeysen varsın, çalıştığın kadar kazanıyorsun. Ama bu tempo sürdürülebilir değil.” Dinç, sektörün en büyük sorunlarından birinin güvencesizlik olduğuna dikkat çekiyor: “Komedyenlerin çoğu sigortasız, güvencesiz. Bu, işin görünmeyen kısmı.” Sosyal medya ise bu mesleğin kaçınılmaz bir parçası: “Görünür olmak zorundasınız. Ama görünür olmak demek aynı zamanda linçle, soruşturmalarla karşı karşıya kalmak demek.”
“Şakalarını avukatlara danışan arkadaşlarım var. ‘Otosansür yapmıyorum’ diyen komedyen tanımadım” diyen Dinç, yeni bir denge kurulmaya çalışıldığını söylüyor: “Hem bir şey söyleyeceksin hem de başın belaya girmeyecek. Ama bu çoğu zaman mümkün değil. Ne ‘hassas’ kestiremiyoruz. Yazılı bir kural yok. Bir gün tarihsel bir figür, ertesi gün cinsellik, başka bir gün gündelik bir mesele sorun olabiliyor.”
Kadın komedyen olmak ise bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor: “Sahnede yaşadıklarım, aslında kadınların gündelik hayatta yaşadıklarının devamı. Kadınlar mikrofonu eline alıp tabu konuları konuştuğunda, bu bazı insanları rahatsız ediyor.”
Nefret söylemiyle mizah arasında bir çizgi olduğuna dikkat çeken Dinç, “Bazen o çizgi aşılabiliyor. Türkiye’de çok acı, tutulmayan çok yas var. O yüzden kolay değil. Bir şiir alıntısı vardı, mealen, ‘Ben de kuşların sesini dinlemek istiyorum ama bunun için savaş uçaklarının susması gerek’ diyen. Mesele biraz bu. Biz de gündelik hayat şakası yapmak istiyoruz ama gündelik hayat biraz da bu.”
Tüm bu baskılara rağmen mizahın yolunu bulacağına inanıyor: “Sansür olur ama anlatı kendine bir yol bulur. İroniyle, metaforla… Ama soru şu: Nereye kadar?”
Komedyenlerin sahne programlarını takip etmek isterseniz sosyal medya hesapları için isimlerine tıklayın:
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et