06.05.2026 23:26

Barışı üretmek: Boğaziçi Üniversitesinde 'Sanat Bayramı'

“Sanat Bayramı'na katılmak, öğrencilerin kendi sözünü ve kendi kolektif alanını savunma mücadelesinin bir parçası olmak demektir.”

Barışı üretmek: Boğaziçi Üniversitesinde “Sanat Bayramı” Fotoğraf: Yıldız Teknik Üniversitesi 

 

Elif TAN

Boğaziçi Üniversitesi

 

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaklaşık 30 yıldır kulüplerin inisiyatifiyle düzenlenen ve kampüs kültürünün önemli bir parçası haline gelen Sanat Bayramı, bu yıl 27–30 Nisan tarihlerinde Güney Kampüs’te gerçekleşiyor. 14 kulübün katılımıyla “barış” teması etrafında şekillenen sanat bayramı; sergilerden etkinliklere, atölyelerden gösterimlere uzanan geniş bir programla öğrencileri bir araya getirmeyi hedefliyor. Ancak bu yılki Sanat Bayramı, yalnızca bir kültür-sanat buluşması olmanın ötesinde, kulüplerin var olma ve üretme alanlarını koruma mücadelesiyle de anlam kazanıyor. 2023 yazında kulüplerin uzun yıllardır faaliyet yürüttüğü Güney Kampüs’te bulunan Hamlin Hall binasından çıkarılması, bu dönemin başında ise Güzel Sanatlar Kulübü ve Müzik Kulübü’nün odalarının kayyum rektörlük tarafından kampüsü öğrenci girişine kapatarak adeta şafak operasyonu düzenleyen bir biçimde boşaltılması, öğrencilerin bir araya geldiği kolektif üretim alanlarına yönelik müdahalenin boyutlarını açıkça ortaya koydu. Tüm öğrencilere açık, ücretsiz ve dayanışma temelli bu alanların ortadan kaldırılmasına karşı verilen mücadele, Sanat Bayramı’nı aynı zamanda bir sahiplenme ve yeniden kurma iradesinin ifadesi haline getiriyor. “Barış” temasının seçimi de yalnızca kampüs içindeki olaylarla değil, aynı zamanda dünya genelinde emperyalist çıkarlar doğrultusunda sürdürülen savaş politikalarına karşı söz söyleme ihtiyacına işaret ediyor. Biz de bu bağlamda, Sanat Bayramı’nın bir parçası olan kulüplerle yaptığımız röportajlarda Sanat Bayramı’nın bu yıl hangi koşullarda ve nasıl örgütlendiğini, kulüpler için ne ifade ettiğini ve “barış” temasının üretimlerine nasıl yansıdığını konuştuk.

 

Sanat Bayramı bu sene hangi koşullar altında, nasıl düzenleniyor? Kulübünüz/topluluğunuz için Sanat Bayramı nasıl bir anlam taşıyor?

Kürt Dili ve Edebiyatı Kulübü: “Sanat Bayramı bu yıl, aslında birkaç yıl önce uzun bir aradan sonra tekrar canlandığında olduğu gibi, Güney Kampüs’ün öğrencisizleştirilmesine karşı bir tepki olarak düzenleniyor. Arşivlere baktığımızda bunun çok eski bir gelenek olduğunu görüyoruz ama bir süre ara verilmişti. Birkaç yıl önce Güney Kampüs’ün sermayeye açılması veya sadece sermayeyle iş yürüten kulüplerin kullanımına sunulmasından duyduğumuz rahatsızlıkla, KAK’ta (Kulüpler Arası Kurul) bu bayramı tekrar yapma kararı almıştık. Bu yıl da öğrencisizleştirme politikasının en sert haliyle uygulanmasına karşı yine sesimizi yükseltiyoruz; zaten geçen yılki "dayanışma" teması da biraz bu baskılarla ilgiliydi. Kulüpler üzerinde bitmek bilmeyen bir sansür ve engel mekanizması var; en temel etkinliklerimizde bile izin süreçleriyle önümüz kesiliyor. Bizim için Sanat Bayramı’nın anlamı da tam burada: Tüm bu zorluklara rağmen kolektif bir iş çıkarmak, bizimle aynı şeyleri dert edinen başka toplulukların da olduğunu görmek ve birlikte ses yükseltebilmek bize çok iyi hissettiriyor. Tüm süreci demokratik bir ortamda, büyük bir katılımla ve keyifle yürüterek aslında bir arada olmanın gücünü gösteriyoruz.”

Belirsizlik ve kısıtlamalara rağmen Sanat Bayramı’na

Fotoğrafçılık Kulübü: “Sanat Bayramı, bizim için Boğaziçi kültürünün önemli ve köklü bir parçası. İki yıl önce arşivimizde Sanat Bayramı’na dair bazı materyallere ulaşınca yıllarca sanat kulüplerinin bir araya gelip düzenlediği bu bayramı yeniden canlandırma girişiminde bulunmuştuk. Yine geçtiğimiz yıl “Sanat ve Dayanışma Bayramı” olarak düzenlenmişti ve o dönemin başında pek çok kulüp kapatılmış olmasına rağmen, dayanışma içinde bir araya gelerek etkinlikleri organize etmiştik. Bu yıl ise bayramı “Barış” temasıyla düzenlemek istedik. Ancak yine zorlu koşullar altındayız. Üç yıl önce Hamlin Hall’de elimizden alınan ve sonrasında kampüsün ücra bir köşesinde yeterli altyapı sağlanmadan kulüplere verilen ve kulüplerin bireysel emekleriyle yeniden kullanılabilir hale getirilen BÜMED’deki odalarımızdan inşaat gerekçesiyle tekrar çıkmamız isteniyor. Karanlık odamızın inşaatı henüz yeni tamamlanmışken, daha tam anlamıyla kullanma fırsatı bulamadan bu alanı kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Tüm bu belirsizlik ve kısıtlamalara rağmen Sanat Bayramı’na hazırlanmaya devam ediyoruz. Bu süreç, bizim için hem üretimin hem de birlikte var olmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.”

Sosyoloji Topluluğu: “Sanat Bayramı bu yıl, son birkaç yıldır kulüplere ve öğrenci topluluklarına yönelen baskıların yeni bir evresinde düzenleniyor. BÜMK ve GSK odalarının alıkonulması, kayyum yönetiminin öğrencilerin ortak alanlarını sistematik biçimde tasfiye etme girişiminin parçası. Buradaki amaç da açık bana göre: öğrencilerin bir araya gelme, birlikte düşünme, üretme ve dayanışma kurma imkanlarını sınırlandırmak. Tam da bu nedenle, bu koşullar altında Sanat Bayramı’nın hala birçok kulüp ve topluluğu bir araya getirebilen bir zemin yaratması çok kıymetli. Böyle dönemlerde birlikte üretmek, yan yana durmak ve kamusal alanı yeniden sahiplenmek başlı başına politik bir anlam taşıyor. Sanat Bayramı, kayyumluğun parçalamaya çalıştığı öğrenci kolektivitesinin hala var olduğunu ve kendine yeni biçimler yaratarak yaşamaya devam edeceğini de gösteriyor. BÜSOT açısından da bunun özel bir anlamı var. Biz zaten öğrencilerin ortak alanlarını büyütmek, anti-demokratik biçimlerde tepeden atanan “paraşüt” hocalara ve onların temsil ettiği akademik dönüşüme karşı alternatif bir düşünme ve üretme alanı kurmak, aynı zamanda sosyoloji öğrencilerinin birbirleriyle temasını güçlendirmek amacıyla ortaya çıktık. Bu anlamda Sanat Bayramı’na katılmak, öğrencilerin kendi sözünü ve kendi kolektif alanını savunma mücadelesinin bir parçası olmak demek.”

Bu yıl için temanın barış olarak belirlenmesinin önemi ve sebebi sizce ne? Tema planladığınız veya planlamayı düşündüğünüz etkinliklerinize nasıl yansımakta?

Kürt Dili ve Edebiyatı Kulübü: “Sanat Bayramı toplantıları çok demokratik bir tartışma zemininde yürüyor ve barış teması da bu ortak tartışmaların sonucunda, herkesin içine sinen bir öneri olarak ortaya çıktı. Hatta bunun üzerine her kulüp kendi içinde okumalar yaptı, tartışmalar yürüttü. Bu temanın seçilme sebebi aslında çok bariz; başta Filistin olmak üzere Ortadoğu’da korkunç ve yıkıcı bir savaş düzeni hüküm sürüyor. Savaş bir şekilde hep gündemimizde ama böyle bir atmosferde barışı gündemleştirmek hem çok zor hem de çok kıymetli. Bizim için barış, sadece silahların susması değil; Türkiye’nin de çokça ihtiyaç duyduğu toplumsal barışın yeniden inşası, çok sesliliğin ve çok kültürlülüğün tanınması demek. Kulüp olarak zaten varoluş amacımız ve geleneğimiz bu çok kültürlülük üzerine kurulu olduğu için, adını koymasak da barış bizim her zaman doğal gündemimizdi. Bu yüzden planladığımız etkinlikler özünde çok değişmedi; yine bir şiir gecesi yapmayı düşünüyoruz ama bu sefer barışı daha merkeze alan, bu toplumsal inşa sürecine vurgu yapan bir gece olacak. Kendi doğamızda olan bu meselenin, farklı alanlarda çalışan diğer topluluklar tarafından da bu vesileyle sahiplenilmesi bizim için çok değerli.”

Fotoğrafçılık Kulübü: “Bu yıl temanın “barış” olarak belirlenmesi, içinde bulunduğumuz koşullar düşünüldüğünde oldukça anlamlı. Barış, sadece çatışmasızlık değil; aynı zamanda birlikte üretmenin, ifade alanı bulmanın ve var olabilmenin de bir yolu. Sanat Bayramı kulüpleri olarak geçen dönem toplantılarımızda hem dünya hem de Türkiye gündemlerine baktığımızda bu tema üzerinden ilerlemenin Sanat Bayramı’nı en doğru şekilde geliştireceği noktasında ortaklaşmıştık. Biz de planladığımız etkinliklerde bu temayı görünür kılmaya çalışıyoruz. Örneğin, bir kolaj etkinliği düzenlemeyi planlıyoruz; katılımcılar, eserlerini barış teması etrafında şekillendirecekler. Bunun yanında, edebiyat kulübüyle birlikte gerçekleştireceğimiz fotoğraf üzerine üretim etkinliği de yine bu tema çerçevesinde ilerleyecek. Katılımcılar, barış temasını yansıtan fotoğraflar üzerinden kendi eserlerini ortaya koyacaklar. Ayrıca diğer sanat kulüpleri de bu tema altında ilerleyip etkinliklerini benzer şekilde gerçekleştirecek. Bu şekilde tema, yalnızca bir başlık olarak kalmayıp, her kulüp için üretim ve ifade süreçlerinin merkezine yerleşmiş olacak.”

Barış teması bu düzene karşı politik bir tutum

Sosyoloji Topluluğu: “Bu yıl temanın barış olarak belirlenmesi çok anlamlı, çünkü bugün dünyanın neredeyse her köşesinde emperyalist müdahalelerin ve bunların yarattığı yıkımın sonuçlarını görüyoruz. ABD emperyalizminin doğrudan açtığı çatışmalar, sadece savaşların çıktığı bölgelerdeki değil, dünyadaki tüm halkları yoksullaştıran bir düzen üretiyor. Karşımızda çok güncel örnekler de var, İran’a dönük savaş mesela, bunun bir parçası. Böyle bir koşulda barışı savunmak, savaşın maddi ve siyasal koşullarına karşı taraf olmak anlamına geliyor. Bu yüzden barış temasını yalnızca bir normatif çağrı olarak değil, emperyalizme, militarizme ve halkları baskılayan bu düzene karşı politik bir tutum olarak düşünüyoruz. Düzenlemeyi düşündüğümüz politik sanat etkinliğinde, sanatın güncel toplumsal ve siyasal sorunlara nasıl yanıt üretebileceğini ve savaşlar ve baskılar karşısında nasıl bir söz kurabileceğini tartışmak istiyoruz. Aynı zamanda sanatın sınırlarını da sorgulayacağız tabii ki. Yani, sanat yalnız başına yeterli mi, yoksa ancak kolektif politik mücadeleyle birleştiğinde mi dönüştürücü bir güç kazanıyor? Bizim için bu etkinlik, bu soruları birlikte düşünmenin de zemini olacak diye umuyorum.”

Kulüplerin yanıtları, farklı alanlarda üretim yapsalar da ortak bir deneyimde buluştuklarını gösteriyor: baskılar ve kısıtlamalar içinde dahi birlikte üretmenin yollarını aramak. Bu arayış, Sanat Bayramı’nı yalnızca bir etkinlikler dizisi olmaktan çıkarıp, kulüpler arası dayanışmanın güçlendiği bir zemine dönüştürüyor. “Barış” teması da bu ortaklığın hem bir sonucu hem de taşıyıcısı olarak, kulüplerin üretimlerinde farklı biçimlerde karşılık buluyor. Ortaya çıkan tablo, tüm zorluklara rağmen sözünü kurmaya devam eden, tüm baskılara rağmen bir araya gelmekten, birlikte düşünmekten ve üretmekten vazgeçmeyen bir öğrenci birliğine işaret ediyor.

 

(Genç Hayat)

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
06.05.2026 18:33

CHP’li Dinçer’den 'Aile ve Nüfus On Yılı'na eleştiri

CHP'li Semra Dinçer, "Aile ve Nüfus On Yılı" genelgesi ile ilgili Meclis'e araştırma önergesi sundu. Dinçer, yaptığı değerlendirmede aile yapısına ilişkin politikaları ve bu kararların TBMM'nin devre dışı bırakılarak alınmasını eleştirdi.

CHP’li Dinçer’den “Aile ve Nüfus On Yılı”na eleştiri

Fotoğraf: CHP

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!