68’in gençlik önderleri idamlarının 54. yıldönümünde unutulmadı: 'Denizlerin yolundan NATO zirvesinin iptaline karşı birleşelim'
Emek Gençliği ve Emek Partisi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idam edilmelerinin 54. yılında mezarları başında andı. Anmada, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’ne karşı mücadele çağrısı yapıldı.
Fotoğraf: Evrensel
Doğa Baybuğa
[email protected]
Ankara — Emek Gençliği ve Emek Partisi 6 Mayıs 1972’de idam edilen devrimci gençlik önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı ölümlerinin 54. yıl dönümünde mezarları başında andı. Emek Gençliği adına açıklama yapan Ilgın Şahin, gençliğe dayatılan sömürü, yoksulluk, geleceksizliğe dair Türkiye gençliğine çağrı yaparak, “Geleceğimizden çalınanlarla savaşların büyütüleceği NATO zirvesinin iptaline karşı birleşelim. Bu sömürüyü yaratan emperyalist düzene karşı sosyalizm mücadelesinde birleşelim. Denizlerin birikimini Emek Gençliği saflarında büyütelim” dedi.
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise Saray düzenine işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesinin son vereceğini söyledi, “O yüzden bir taraftan antiemperyalist mücadeleyi sürdürürken, aynı zamanda Türkiye'deki sermaye düzenine, sermaye rejimine de son vermenin mücadelesini sürdürüyoruz” diye konuştu.
Karşıyaka’da yapılan anmada ilk sözü Emek Gençliğinden Ilgın Şahin aldı. Şahin, “Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm yolunda idam edilişlerinin 54. yılındayız. Onlar üniversite sıralarında atıldılar mücadelelerine; bilimsel, özel demokratik ve üniversite talebiyle birleşen binlerce gencin önderleri oldular. Ancak üniversite sıralarına sığmadılar; mücadelelerini topyekün düzene karşı bir mücadeleye dönüştürdüler. Bu düzeni yıkmak, yenisini yaratmak için yüzlerini işçi sınıfına döndüler, sınıf mücadelesinin birer sembolü oldular” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
“Her nefesimiz sermayeye peşkeş çekiliyor”
Gençliğin olduğu her yerin ucuz iş gücü pazarına döndürüldüğünü belirten Şahin, “Daha 1 Mayıs'ta 16 yaşındaki MESEM’li Mahir Buğra elektrik kaçağından can verdi. İşte Saray rejiminin bize vadettiği bu! Ülke parsel parsel satılırken, faturası bizim yaşamlarımızdan, bizim geleceğimizden kesiliyor. Her nefesimiz sermayeye, patronlara peşkeş çekiliyor. Hayatlarımızı esir alan bu kuşatmaya karşı Denizlerin mücadelesi bize ışık tutmaya devam ediyor” dedi.
“Bizler onların yarattığı birikimle mücadeleyi sürdürüyoruz”
Denizleri idam etmekle gençliğin mücadelesinin biteceğinin sanıldığını ifade eden Şahin, “Bugün mezarları başında bizler ve bugün Türkiye'nin dört bir yanında onları anan binler, bu davanın sürdüğünü gösteriyoruz. Bu dava Yusuf Tekin'in, ‘Yusuf Tekin istifa’ diyerek okullarında eylemlere çıkan liseli gençlerin mücadelesinde sürüyor” dedi.
Gençlik önderlerinden Yusuf'u ayırt edici kılan en önemli şeyin yürüttükleri antiemperyalist mücadele olduğuna dikkat çeken Şahin, “Vietnam'dan Filistin'e emperyalist saldırganlığa direnen halklarla mücadelelerini birleştirdiler. Türkiye'nin emperyalizme bağımlı karakterini ve bunun gençlerin yaşamına nasıl yansıdığını gördüler. Tam bağımsız Türkiye şiarını büyüttüler. ABD ve NATO'nun Türkiye'deki varlığına karşı mücadeleyi büyüttüler. Bugünkü tablo da çok farksız değil. Emperyalist barbarlık gün geçtikçe büyümeye devam ediyor” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
“NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın”
7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek olan NATO zirvesini hatırlatan Şahin, “Bu zirvede dünya liderleri dünyayı nasıl paylaşacaklarına, ellerini nasıl kana bulayacaklarına bizim şehrimizde karar verecekler. Şimdiden 11 buçuk milyara ulaşmış bu zirvenin maliyeti, biz gençlerin yaşamından, biz gençlerin geleceğinden çalınıyor. Bu yüzden geleceğimizi geri almak için, Denizlerin mücadelesinin bize öğrettikleriyle haykırıyoruz: Türkiye NATO'dan derhal çıkmalı, NATO zirvesi iptal edilmeli, ABD-NATO üsleri kapatılmalı, NATO dağıtılmalı” diye konuştu.
“Denizlerin birikimini Emek Gençliği saflarında büyütelim”
Bugün Denizlerin mücadelesini miras edinmiş politik bir gençlik örgütü olan Emek Gençliği olarak kampüslerde, semtlerde, atölyelerde, liselerde, Türkiye'nin her yerinde; gençliğin ve işçi sınıfının bulunduğu her alanda olduklarını ifade eden Şahin, “Denizlerden aldığımız mücadele bayrağını en ileriden taşımaya devam ediyoruz. Bu mücadeleyi sürekli ve örgütlü hale getirmek, biriktirmek, Türkiye'nin dört bir yanında çıkan sesleri tek bir çatı altında toplamak; Denizlerin yaptığı gibi onları yeni bir düzen kurma mücadelesinde birleştirmektir. Türkiye gençliğine çağrımızdır: Bize dayatılan sömürüye, yoksulluğa, geleceksizliğe mahkûm değiliz. Geleceğimizden çalınanlarla savaşların büyütüleceği NATO zirvesinin iptaline karşı birleşelim. Bu sömürüyü yaratan emperyalist düzene karşı sosyalizm mücadelesinde birleşelim. Denizlerin birikimini Emek Gençliği saflarında büyütelim” dedi.
Aslan: Emperyalist saldırganlık ve iş birlikçilik iç içe geçmiş durumda
Ilgın Şahin’in ardından konuşan Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan sözlerine, Halit Çelenk'i, Şebike Çelenk'i, Erdal Eren’i ve yitirilen tüm mücadele arkadaşlarını anarak başladı. İran’dan Yemen’e, Filistin’e kadar emperyalist-siyonist saldırılar sonucunda işçilerin, emekçilerin çocuk ve kadınların üzerlerine bombaların yağdırıldığını söyleyen Aslan, ABD ve İsrail’i işaret ederek “Orta Doğu'daki iş birlikçileri onların önünde secde durmaya devam ediyorlar. Sözüm ona savaşa karşılar, sözüm ona emperyalist-siyonist saldırganlığa karşılar ama bakıyoruz ki bu iş birlikçiler, başta Trump olmak üzere emperyalist ve siyonist saldırganlık önünde adeta diz çöküyorlar. Görüyoruz ki bu emperyalist saldırganlık ve iş birlikçilik iç içe geçmiş durumda” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
7-8 Temmuz'da Ankara'da NATO zirvesinin toplanacağına dair konuşan Aslan, bu zirvenin dünya halklarına, işçi ve emekçilerine, yoksullara, barış isteyenlere, adalet ve özgürlük isteyenlere karşı yapılan bir zirve olduğunu söyledi: “Bu zirvede yeni savaş planları, yeni işgallerin, yeniden halkları katletmenin planlarını yapacaklar. İşte Denizlerin Dolmabahçe'de denize döktüğü 6. Filo'nun sahiplerini Türkiye'de ağırlamaya çalışan bir saray iktidarı var, bir saray düzeni var. Önlerine kırmızı halı sermek için şimdiden harekete geçmiş durumdalar.”
Ülkemizde emperyalist barbarların temsilcilerini, dünya halklarının katillerini istemediklerinin altını çizen Aslan, “Çocuk katillerini, kadın katillerini, ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine çöken bu emperyalistleri istemiyoruz. Bu yüzden mücadelemiz devam edecek. NATO da dağıtılmalı, NATO'dan da çıkılmalı, Türkiye'deki bütün üsler sökülüp atılmalı ve uluslararası savaş güçleri Türkiye'den defolmalıdır” diye konuştu.
“Saray düzenine işçi sınıfının ve emekçilerin birleşik mücadelesi son verir”
Saray rejiminin, işçi sınıfının ve emekçilerin ucuz emek, yoğun sömürü politikalarıyla canını almaya devam ettiğini söyleyen Aslan, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin açıkladığı raporda saray rejimi döneminde, 23 yılda en az 38 bin işçinin, 2026'nın ilk 3 ayında ise 622 tane işçinin fabrikalarda, atölyelerde yaşanan iş cinayetleri nedeniyle hayatlarını kaybettiklerini dile getirdi. Milyonların açlık ve sefalet ücretiyle yaşamak zorunda kaldıklarını, asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını, milyonlarca emeklinin yaşamını sürdüremez hale geldiğini söyleyen Aslan, “Ama bakıyoruz ki sermayenin, holdinglerin, tekellerin kasaları dolduruluyor. O yüzden bir taraftan antiemperyalist mücadeleyi sürdürürken, aynı zamanda Türkiye'deki sermaye düzenine, sermaye rejimine de son vermenin mücadelesini sürdürüyoruz” diye konuştu.
Baskı ve sindirme politikalarıyla, Antep’te BİRTEK SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e işkence edildiğini, gerçekleri yazan gazetecilerin gözaltında ya da tutuklu olduğunu, doğa için mücadele eden kadınların gençlerin ve İkizköy halkının cezalandırıldığını söyleyen Aslan, “Bu yüzden diyoruz ki yaşanan bu saldırılara karşı işçi sınıfının ve emekçilerin birleşik mücadelesi ancak bunları yıkabilir, bu saray düzenine son verebilir” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
“Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm”
Sermaye rejiminin aynı zamanda Kürt halkını inkâr etmeye devam ettiğini, kayyumların hala görev başında olduğunu söyleyen Aslan, “Cezaevlerinde siyasi tutsaklar salıverilmiyor. Belediyelerin seçilmiş belediye başkanları, belediye meclis üyeleri görevden alınarak halkın iradesine el konuluyor” dedi.
“Bu düzen çürümüştür” diyen Aslan, şöyle konuştu; “Bu düzen ortadan kalkmalı diyoruz. Bu düzeni ortadan kaldıracak olan da işçi sınıfının, emekçilerin örgütlü gücüdür. Denizleri anmak, Yusufları anmak, Hüseyin'i anmak, Erdalları anmak aynı zamanda işçi sınıfının mücadelesini yükseltmektir. Fabrikalarda, atölyelerde partimizin örgütlenmesidir. Üniversitelerde, afişlerde ve hayatın her alanında örgütlü bir mücadeleye katılmaktır. Buradan genç örgütümüze çağrımız şudur: NATO'nun Türkiye'de yapılmamasına karşı hep birlikte mücadelemizi yükselteceğiz. Ankara'nın, İstanbul'un, İzmir'in, Türkiye'nin dört bir tarafında NATO karşıtı mücadelemizi, eylemlerimizi, gösterilerimizi büyüteceğiz. Bu saray düzeninin, saray rejiminin yıkılması için her gün canla başla, 24 saat çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm.”
Evrensel'i Takip Et