Hakan Tosun davasında ilk duruşma: Sanıklar 'tahrik' ve 'başına vurmadık' dedi, dava 8 Temmuz'a ertelendi
Gazeteci Hakan Tosun cinayeti davasının ilk duruşması Bakırköy Adliyesinde görüldü. Dava öncesi polis, gazetecilere şiddet uyguladı. Mahkeme, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek davayı 8 Temmuz'a erteledi.
Eylem Nazlıer
[email protected]
Gazeteci Hakan Tosun’un Ekim 2025’te İstanbul’da sokak ortasında dövülerek öldürülmesine ilişkin dava bugün Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin'in “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşması gergin başladı. Dava öncesi gerçekleştirilen yürüyüşte pankart taşınmasına izin verilmedi. Adliyede ise polis, gazetecilere şiddet uyguladı ve avukatlara 'had bildirmeye' kalkıştı. Davanın küçük salonda görülmesi tepkilere ve eleştirilere neden oldu. Duruşmada sanıklar "Tahrik etti" savunmasına sarılıp Tosun'un 'başına vurmadıklarını' öne sürdü. Kamera görüntüleri aksini göstermesine rağmen bazı tanıklar da Tosun'u suçladı. Mahkeme, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek davayı 8 Temmuz'a erteledi.
Fotoğraflar: Eylem Nazlıer/Evrensel
Yürüyüşte pankart taşınmasına izin verilmedi
Dava öncesi İncirli Metrobüs durağında bir araya gelen kitle, Bakırköy Adliyesi önüne yürümek istedi. Ancak yürüyüşe polis tarafından izin verilmedi, kitlenin önü kesildi. Hakan Tosun'un annesi Fatma Tosun da polis tarafından bir süre engellendi.
Buna rağmen kitle adliye önüne yürümekte kararlı olduğunu ifade etti. Toplananlar, “Hakan için adalet, herkes için adalet” sloganları atarak davanın takipçisi olacaklarını vurguladı.
İlerleyen dakikalarda polis, aile üyelerinin geçmesine izin verirken, pankart ve dövizlerin indirilmesi halinde yürüyüşe izin verileceğini açıkladı. Kitle, pankartları indirerek Bakırköy Adliyesine yürüdü. Yürüyüşe Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan da katıldı.
Adliye önünde açıklama: Bu dava hepimizin davasıdır
Duruşma öncesi adliye önünde yapılan açıklamada, Hakan Tosun’un ülkenin en ücra köşelerinde yükselen çığlıkları toplayıp birleştirdiği ve tek, güçlü bir ses haline getirdiği belirtildi. "Ne kadar örtbas etmeye çalışsalar da biz biliyoruz: Hakan Tosun, öncelikle bunun için öldürüldü. O hem gazeteci hem de gittiği haberin eylemcisiydi. Yalnızca kamerası ile takip etmedi toplumsal olayları, aklı ve yüreğiyle bir parçası oldu" denildi.
Tosun'un Ordu’dan Eskişehir ve Akbelen'e ülkenin dört bir yanındaki çevre mücadelelerinde emeğinin bulunduğu hatırlatılan açıklamada, "Bu dava sadece Hakan Tosun’un değil, hepimizin davası. Özgürce yürüyebilmenin, insanlık onurunun, halkın vicdanının davasıdır. Herkesi Hakan Tosun’a ve davasına sahip çıkmaya çağırıyoruz" ifadeleri kullanıldı.
"Yargılanması gereken birkaç maşa değil, düzendir"
Açıklamada, "Bugün burada yargılanması gereken birkaç tetikçi, birkaç maşa değil, bir grup dokunulmaz insana tanınan ayrıcalıklar ve cezasızlık düzeninin, koca bir ülkeyi sürüklediği kaos düzenidir" mesajı verildi.
Cinayetin hemen ardından başlayan koruma, aklama, delil karartma, tehditlere rağmen Tosun’un ailesi ve dostlarının faillerin gerekli cezaları alması ve arkasındakilerin açığa çıkarılması için mücadele verdiği vurgulandı. Açıklamada, "Hakan’ın ölümünün ardından hazırlanan ilk fezlekenin katilleri koruyan, cinayeti örtmeye çalışan ve olayı bir mahalle kavgası gibi gösterme çabasını, bugün burada bulunan Hakan’ın dostlarının mücadelesi boşa düşürdü" denildi. Ayrıca şu sorular dile getirildi:
- "Soruşturma süreci neden düzgün yürütülmedi?
- Hakan’ın gazeteci dostlarının ve avukatların ortaya çıkardığı soruşturma sürecinde yapılan yanlışlar, eksikler ve ihlaller neden araştırılmadı?
- Olay yerinde, hastanede, karakolda maddi delillerin karartılmasına kimler, nasıl müsaade etti?
- Olayın tüm görüntülerinde görünen, açıkça cinayete ortak olan üçüncü kişi neden sanık olarak yargılanmadı?
- Hakan’ı sokak ortasında döverek öldürenler neden ve kimler tarafından korunuyor?"
Açıklama, "Bu imtiyazlı kişilere uygulanan ikili hukuk sistemine, cezasızlık düzenine izin vermeyeceğiz. Bu dava, bu ülkenin nasıl bir yol seçeceğinin davasıdır. Ya yağmanın önünü açan bir düzenin parçası olunacak ya da yaşamı savunanların yanında durulacaktır. Verilecek karar, kimin korunmaya değer görüldüğünü ve bu ülkede adaletin mi yoksa cezasızlığın mı hâkim olacağını gösterecektir" ifadeleriyle sona erdi.
"Bu şartlar altında adil bir yargılama olamaz"
Hakan Tosun avukatı Cemal Yücel de "Biraz önce bize 15-20 kişilik salonda davanın devam edeceği söylenmiştir. Bu şartlar altında biz adil bir yargılama olacağını düşünmüyoruz" dedi.
Adliyede basına şiddet
Duruşmanın görüldüğü salona basın mensuplarının ve avukatların girişine izin verilmedi. Salonun küçük olduğu gerekçe gösterilerek sadece 7 gazetecinin içeri alınacağı belirtildi. Basın emekçileri ise bu sınırlamaya tepki gösterdi. Ardından duruşma salonunun önünde polis, gazetecilere şiddet uyguladı. Bir polis ise avukata 'had bildirmeye' kalkıştı, defalarca "Haddini bil" diye bağırdı.
Avukatların salon talebi reddedildi
Duruşma salonunun küçük olması nedeniyle basına ek bir salon açıldı. Ana salona giremeyen basın mensuplarının duruşmayı bu salondan takip etmesine karar verildi.
Duruşmayı CHP Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, EMEP Milletvekili İskender Bayhan, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Başkan Yardımcısı Leyla Süren ile Antalya Barosu ve Türkiye Barolar Birliği, TGS, TGC, RSF temsilcileri izledi. Hakan Tosun’un ailesi de salonda hazır bulunurken, tutuklu sanıklar duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı. Sanıkların beyaz gömlek giymesi dikkat çekti.
Avukatlar, daha geniş bir salonunun tahsis edilmesini ve duruşmanın orada yapılmasını talep ettiklerini belirtti. Ancak konferans salonunun dolu olduğu gerekçesiyle bu talebin karşılanmadığı ifade edildi. Konferans salonundaki toplantının saat 15.00 itibarıyla sona ereceği bilgisini paylaşan avukatlar, bu saatten sonra salonun kendilerine tahsis edilmesinde ısrarcı olduklarını vurguladı. Talep mahkeme tarafından reddedildi. Yargılamaya mevcut salonda devam edildi.
Sanıktan tanıdık savunma: "Tahrik etti"
Duruşma, sanıklardan Abdurrahman Murat’ın savunmasıyla başladı. Sanık Murat savunmasında, doğduğundan bu yana aynı mahallede yaşadığını söyledi. Olay günü evdeyken Kadir isimli bir kişinin kendisini aradığını ve nişan davetiyesi vereceğini söylediğini, bunun üzerine dışarı çıktığını ifade etti.
Dışarı çıktığında Tosun’u aracının yakınında gördüğünü söyleyen Abdurrahman Murat, Tosun’un alkol aldığını ve daha önce darbedilmiş gibi göründüğünü, gözünün mor ve yüzünün şiş olduğunu öne sürdü. İlk etapta aralarında bir konuşma geçmediğini söyleyen Murat, kısa süre sonra yeniden dışarı çıktığında Tosun’un aynı yerde olduğunu ve madde sardığını iddia etti.
Bunun üzerine Tosun’u “Burada alkol ve uyuşturucu kullanma” diyerek uyardığını savunan Murat, Tosun’un kendisine küfür ettiğini ileri sürdü. Sanık, Tosun’un omzuna doğru tekme attığını, ancak başına vurmadığını iddia etti.
Murat, olay sırasında mahallede bulunan bazı kişilerin de toplandığını, arkadaşı Yusuf’un olay yerine geldiğini ve kendisini uzaklaştırmaya çalıştıklarını söyledi. Bir kişinin “Adam işiyor” dediğini duyması üzerine geri döndüğünü anlatan Abdurrahman Murat, Tosun’un kendisine yumruk atmaya çalıştığını, bunun üzerine kendisinin de yumruk attığını öne sürdü.
O sırada Adnan isimli bir kişinin geldiğini belirten Murat, çevrede bulunanların da araya girdiğini söyledi. Adnan’ın da Tosun'a tekme attığını ancak bunun başına yönelik olmadığını öne süren Murat, daha sonra arkadaşları tarafından araca bindirildiklerini ifade etti.
Sanık Murat, “Keşke böyle bir şey yaşanmasaydı, çok pişmanım. Keşke elim kırılsaydı da vurmasaydım. Bana küfretti, tahrik etti” diyerek savunmasını sürdürdü.
Sanık Şahin, görüntülere rağmen "Darbetmedim" dedi
Duruşma devam ederken adliyeden slogan sesleri yükseldi. “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganları duruşma salonundan duyuldu.
Sanık Adnan Şahin, savunmasında aracında oturduğu sırada sol taraftan bağırma sesleri duyduğunu, Abdurrahman Murat’ı gördüğünü ve “Ne oluyor burada” diye sorduğunu belirtti. Hakan Tosun’a “Git buradan” dediğini, bunun üzerine Tosun’un kendisine küfrettiğini iddia etti.
Şahin, Abdurrahman Murat'ı araca alıp uzaklaştırdıkları sırada motosikletli bir kişinin geldiğini, Murat'ın “Ben motorla gideceğim” dediğini aktardı. Yeniden olay yerine döndüklerini anlatan Şahin, “Kesinlikle vurma amacıyla hareket etmedim. Sadece hareket edip etmediğini kontrol etmek istedim. Üstü başı dağınık durumdaydı” dedi.
Sanık Şahin, kamera görüntülerine rağmen Tosun'u darbetmediğini savunarak suçlamaları reddetti.
Tosun ailesi davaya müdahil olma talebinde bulundu
Duruşmada söz verilen Hakan Tosun’un ailesi, sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek davaya katılma talebinde bulundu.
Öznur Tosun, Hakan Tosun'un uyuşturucu kullanmadığını ifade ederek, “Olaya şahit değilim. Ama dahil olmak istiyorum. O sokakta 3 yıldır ikamet ediyorduk. Hakan madde satıcısı değil. Burada gerçekler saptırılıyor, söylenenlerin gerçeği yansıtmıyor” dedi.
Orhan Veli Tosun da şikayetçi olduklarını ve davaya müdahil olmak istediklerini söyledi. Özlem Tosun da Hakan Tosun’un uzun yıllar çevre mücadelelerinde yer aldığını belirterek hakkında öne sürülen iddiaları reddetti.
Anne Fatma Tosun ise, “Saat 7’de aradı, ‘Anne geliyorum’ dedi. En son konuşmamız ‘Yoldayım’ oldu. Sonrasında bir daha kendisine ulaşamadım. Benim çocuğum asla küfür etmezdi, asla. İçki içtiği, yanında şişe olduğu söyleniyor ama hepsi yalan. Karıncayı bile incitmezdi. Yüz lirası olsa hayvanlara verirdi” ifadelerini kullandı.
Olayın kasıtlı olduğunu düşündüğünü söyleyen Tosun, “Çocuğumun özellikle kafasına vurulmuş. Şikayetçiyim, sonuna kadar davanın takipçisiyim” dedi.
Aile, Hakan Tosun’un planlı şekilde hedef alındığını düşündüklerini belirterek olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını istedi.
Av. Şen: Bu sıradan bir kasten öldürme davası değil
İstanbul Barosundan Avukat Diren Cevahir Şen, “Bu sıradan bir kasten öldürme davası değil. İstanbul Barosu Çevre Merkezi de burada, Bu davayı yakından taklip edip katılma talebimiz var” dedi.
Ayrıca Antalya Barosu da katılma talebinde bulundu. Barolar Birliği adına da Kemal Aytaç gözlemci olarak davada yer aldığını söyledi.
Tosun ailesinin avukatı Cemal Yücel, sanıkların savunmalarının gerçeği yansıtmadığını anlattı:
“Hakan’ın asla hiç kimseye tacizde bulunması söz konusu olmadığı gibi, sanıklara en ufak bir küfretmesi de mümkün değildir. Bu sadece bizim beyanımız değildir; Hakan Tosun’un sanıklara yönelik en ufak bir hareketi dahi kamera kayıtlarında görülmemektedir. Tosun, elektrik direğinin dibinde bir süre otururken yanına gelen sanık Abdurrahman çok sert tekmelerle saldırmıştır. Ardından diğer sanık Adnan da aracından inerek yanına gitmiş, o da tekmelemiştir. Birlikte otomobile bindikten sonra aynı caddeye geri gelmişler, Hakan’ın yanından geçtikten sonra tekrar yanına gelmişlerdir. Hakan zar zor yürür durumdayken önce Abdurrahman gelip bir yumruk atmış ve Hakan yere düşmüştür. Ardından Adnan, aracıyla geldikten sonra önce tekme atmış, sonra da eliyle tutarak sert bir şekilde yere bırakmıştır. Sanıklar hafifçe vurduklarını, sadece dürttüklerini savunuyorlar. Adli tıp raporu ve otopsi bulunmaktadır. Bu raporlarda Hakan’ın yüz kemiklerinde, boyun kemiğinde ve kafatasında birden fazla kırık olduğu belirlenmiştir. Eğer söyledikleri gibi sadece dürtmüş ya da hafif vurmuşlarsa, bu kadar çok sayıda kafatası kırığı nasıl meydana gelmiştir?"
Avukat Cemal Yücel, sanıkların kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını talep etti ve "Mahkemeyi yanıltmaya çalışan sanık beyanlarına itibar edilmemesini talep ediyoruz. Bu beyanlar kamera kayıtlarıyla da örtüşmemektedir. Sanıkların iddia ettiği gibi ne etrafta çocuklar vardır ne de Hakan’ın üzerindeki giysilerinde, tavırlarında ya da hareketlerinde herhangi bir anormallik bulunmaktadır” dedi.
Bazı tanıklar Hakan Tosun'u suçladı
Tosun ailesinin avukatları, tanıkların dinlenilmesinin bu dosyaya katkı sağlamayacağını söyledi. Ancak mahkeme talebi reddetti.
İlk tanık, “Kendisi alkollüydü, kısa süreli bir arbede yaşandı. Ancak araçtan indirilirken darbedilmedi. İki kadına yönelik taciz olduğu söylendi ama ben böyle bir duruma tanık olmadım. Taciz iddiasını duyunca müdahil oldum” iddialarında bulundu.
Hakan Tosun’un avukatlarının, “Metrobüste kafasını çarptığını gördünüz mü” sorusuna tanık, “Hayır, görmedim” yanıtını verdi.
Sanık avukatlarının “Düştüğünü söylediniz” sorusu üzerine ise, “Benim üzerime düştü, ben de dizimin üstüne düştüm. O da bacağımın üstüne düştü” dedi.
Başka bir tanık ise darp anına ilişkin, “Sese çıktım, balkondan baktım. Abdurrahman’ın vurduğunu gördüm. Adnan sonradan geldi. ‘Kalk git buradan’ dediğini duydum. Hakan Tosun’dan küfür duymadım” ifadelerini kullandı. Tosun’un elinde bir içecek olduğunu gördüğünü belirten tanık, ancak bunun alkollü olup olmadığını bilmediğini dile getirdi.
Bir diğer tanık Yasin Çiftçi ise, “İki kişi motorla geldi, yumruk attı. Ben aşağı inene kadar gitmişlerdi. Ambulans çağırdım” dedi.
Başka bir tanık da gece saatlerinde balkona çıktığını belirterek, “Kendinde olmadığı belliydi, çevresinde şişeler vardı. Küfür duyduğumu hatırlıyorum” dedi. Kimden duyduğu sorulduğunda ise “Karşı taraftan duydum” diyerek Hakan Tosun’u işaret etti. Mahkeme heyetinin, “Net duyduysan karşılıklı neler söylendi” sorusuna tanık, “Uzun saçlı kişi kendinde değildi, ne dediğini tam olarak duyamadım” yanıtını verdi.
Hakan Tosun’un avukatı Cemal Yücel’in, “Abdurrahman Hakan’a vurdu mu, kaç kez vurdu” sorusu üzerine tanık, “Evet vurdu, ancak üzerinden zaman geçtiği için kaç kez vurduğunu hatırlamıyorum” dedi.
"Çocuğumun başına bir şey gelmesini istemiyorum"
Bir diğer tanık, olayın kendi evinin önünde gerçekleştiğini belirterek, “Ambulans geç geldi. Küfür ya da hakaret duymadım. Ama yemin ettiğim için söylüyorum, Abdurrahman’ı orada gördüm” dedi. Mahkeme heyetinin, “Vurduğunu gördün mü” sorusuna tanık, “Gördüm” yanıtını verdi.
Tanık, ifadesi sırasında endişesini de dile getirerek, “Devletimiz beni korusun, çocuğum var” dedi. Mahkeme başkanının, “Duruşmadan önce sana ifade ver ya da verme yönünde ulaşan oldu mu” sorusuna ise tanık, “Burada anlattıklarımdan sonra çocuğumun başına bir şey gelmesini istemiyorum” şeklinde yanıt verdi.
Tacizle suçladı, "Neden yalan söylüyorsun" sorusuyla karşılaştı
Bir diğer tanık ise Hakan Tosun'u metrobüste arkaşını taciz etmekle suçladı. "Ben şahsen görmedim, arkadaşım ona tacizde bulunduğunu söylediğinde, onu uyardı. Hakan küfretti, birkaç kişiyle tartışmaya girdi. Pantolonu aşağıdaydı ve iç çamaşırı görünüyordu. Arkadaşımı dokunduğunu görmedim, ama arkadaşım hissettiğini söyledi. Elinde alkol şişeleri vardı. Kavga patlak verdiğinde korktuk ve metrobüsten indik. Daha sonra yanından geçerken Hakan’ı yerde yatarken gördük" dedi.
Avukat Cemal Yücel, tanığın beyanıyla metrobüs görüntüleri ve bilirkişi raporu arasındaki açık çelişkilere dikkat çekti; "Hakan Tosun'un arkadaşınızla temas etmediği kamera görüntülerinde sabit. Bir de bu konuda özel bir bilirkişi raporu var. Neden yalan söylüyorsunuz” diye sordu.
Tanık, metrobüs görüntülerinin polislerin onlara izlettiğini söyledi.
Sanığı olay götüren Özakdağ tanık olarak dinlendi
Saldırı günü sanık Abdurrahman Murat’ı motosikletle olay yerine getirip götüren Yusuf Özakdağ tanık olarak dinlendi. Murat’ın olay öncesinde Tosun’u uyardığını, ilk karşılaşmada fiziksel müdahalede bulunmadığını iddia etti.
Savcının sorularını yanıtlayan Özakdağ, Murat ile birlikte olay yerinden ayrıldıktan sonra “şahsın gidip gitmediğini kontrol etmek için” yeniden aynı noktaya döndüklerini söyledi. Özakdağ, siyah bir BMW ile gelen bir kişinin de Hakan Tosun’a vurduğunu iddia etti.
Avukatı Cemal Yücel ise tanığın geçmişte “Daltonlar” ve “İnfaz timi” gibi ifadeler içeren silahlı paylaşımlarına dikkat çekerek bunun açıklanmasını istedi. Tanık soruya yanıt vermezken, mahkeme başkanı “Ne alakası var” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine Yücel, söz konusu sorunun olayın örgütlü bir suç olup olmadığını ortaya koymaya yönelik olduğunu belirtti.
"Abdurrahman’ı kurtarmaya çalışıyorlar"
Tutuklu sanıklardan Adnan Şahin, kendisine yönelik suçlamaları reddederek, “Abdurrahman’ı kurtarmaya çalışıyorlar” dedi. Sanık Abdurrahman Murat da kendilerine yöneltilen beyanları kabul etmedi.
Savcı mütalaa verdi
Savcı, davaya ilişkin mütalaasını açıklayarak Tosun’un ailesinin suçtan doğrudan zarar görmesi nedeniyle katılma taleplerinin kabul edilmesini istedi. Mütalaada, daha önce metrobüs içinde yaşanan olaya ilişkin bilgi veren bazı tanıkların yeniden dinlenmesine gerek olmadığı belirtilirken, darp olayına ilişkin bilgi sahibi olduğu ifade edilen bir tanığın zorla getirilmesi istendi.
Savcı ayrıca olay anına ait kamera kayıtlarının bilirkişiye gönderilmesini ve tanıklarla sanıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla, olay tarihinden üç gün öncesi ve sonrasını kapsayan HTS kayıtlarının incelenmesini talep etti. Tanık olarak dinlenen Yusuf Özakdağ hakkında soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin belirlenmesi için de ilgili savcılığa yazı yazılması istendi.
Savcı, isnat edilen suçun katalog suçlar arasında yer aldığını belirterek, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.
Duruşmada ayrıca, Hakan Tosun’un avukatları olay anına ilişkin kamera görüntülerini mahkeme salonunda izlettirdi.
"Vurmadı, dürttü" savunması
Sanık Adnan Şahin’in avukatı, müvekkilinin “kasten öldürme” niyetiyle hareket etmediğini savundu. “Müvekkilimin eylemleri darp niteliği oluşturmaz, yerde yatan şahsı yalnızca dürtme yoluyla uyarmıştır” ifadelerini kullandı. Avukatlar ayrıca sanıklar için tahliye talebinde bulundu.
Sanık avukatları ayrıca Hakan Tosun için “Biz kendisini gazeteci olarak tanırdık, severdik” ifadelerini kullandı.
Tutukluluk hallerinin devamına…
Tanıkların dinlenmesi sonrası mahkeme, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek davayı 8 Temmuz'a erteledi.
Evrensel'i Takip Et