İran’da savaşın gölgesinde 1 Mayıs
Son yıllarda grevler ve protestolarla ivme kazanan İran işçi hareketi, ABD ve İsrail'in başlattığı savaşın ardından 1 Mayıs'ı ağır bir işsizlik ve enflasyon tablosu altında karşıladı.
Fotoğraf: İran Emek Konfedrasyonu
Ela Ava
[email protected]
İran’da 1 Mayıs; savaş, daha fazla yoksulluk, işsizlik ve bağımsız örgütlenmelerin aldığı darbelerin gölgesinde geçti. Geçtiğimiz sene İran güney kıyılarını saran petrol işçilerinin grevleri, kamyoncular ve uzun yol şoförlerinin grevleri, öğretmenler ve emeklilerin protestoları, çelik fabrikalarındaki günlük iş bırakmalar İran’da işçi hareketinin gövdesini güçlendirmiş, 1 Mayıs’ın yasak olduğu ülkede mayıs ateşini harlamıştı. İran’da 2017’den bu yana pandemi süreci dahil olmak üzere bağımsız, “illegal” adlandırılan sendikaların, işçi örgütlerinin güçlendiği ve 1 Mayıs’ı tüm baskılara rağmen örgütlediği bir ivme yakalanmıştı.
Ancak ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş işçi hareketine de büyük darbe vurdu. 40 günlük savaş sırasında, İran genelinde 140 binden fazla, sadece Tahran’da ise en az 44 bin 750 konut bombardımanlar sonucu yıkıldı. Bu evlerin, iş yerlerinin çoğu işçi sınıfına aitti.
Savaş işçinin sofrasında
Savaş koşullarının en belirgin sonuçlarından biri de işçinin sofrasına yansıyan felaketti. Şubat 2026’da İran ekonomisi zaten zordaydı. Halk ağır bir enflasyonla karşı karşıyaydı. O günlerde perakende satışlarda tavuğun kilosu 230 bin tümen, yani yaklaşık 80 lira civarındaydı ve ekonomistler en kötü senaryoda mart ayı arifesinde fiyatın 270 bin tümene, yani 90 liraya ulaşacağını öngörüyordu. Ancak nisan ayı itibarıyla bütün tavuğun fiyatı 350 bin tümen, yani yaklaşık 117 liraya çıktı. Ve Tahran’daki kasaplarda kilosu 700 bin tümenden, yani 233 liradan daha ucuza tavuk filetosu bulunmuyor. İran’da mart ayı itibarıyla asgari ücretin 16 milyon 625 tümen, yani 4 bin 696 lira olduğunu da hatırlatmakta yarar var.
Nisan’da ateşkesin ilan edilmesiyle fiyat artış eğilimi durmadı. Yumurtanın fiyatı son bir ayda iki katından fazla artarak koli başına yaklaşık 300 bin tümenden 600 bin tümene ulaştı; bu da yüzde 132’lik bir artışa işaret ediyor. İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani Rus haber ajansı RIA Novosti’ye nisan ayının sonlarında verdiği bir röportajda, son savaşta İran’ın zararının ilk tahminlere göre 270 milyar dolar olduğunu söyledi. Gümrük idaresinin (2025-2026) yılında 6.3 milyar dolarlık dış ticaret açığı verdiğine, 83 milyar dolarlık ihracat dövizinin ülkeye dönmediğine dair raporlara işaret eden bazı iktisatçılar, dondurulmuş 100 milyar dolarlık döviz varlığının serbest bırakılmasının bile soruna çözüm olamayacağına inanıyor.
Ağır yaptırımların yanı sıra savaşın çelik ve petrokimya gibi ağır sanayi sektörlerinin altyapısına verdiği zarar üretim maliyetlerini artırıyor. Buna internet kısıtlamaları ve elektrik kesintileri ağır mali kayıplara yol açıyor. Evet, marketler dolu, savaş kıtlığı yok. En küçük illerde bile ihtiyaç duyulan tüm ürünler bulunabiliyor; ancak işçi-emekçi ailelerinin bu ürünleri alacak gücü yok.
İşsiz geçen 1 Mayıs
Savaş öncesi İran’da 15 milyon sigortalı işçinin yüzde 60’ı asgari ücret alıyordu; ancak şu an en yakıcı sorun 2 ila 4 milyon işçinin artık bir işinin olmaması. İşten çıkarmalar furyası bugün özellikle yaşı daha büyük olan işçileri hedef alıyor. Örneğin 4 ila 20 yıllık kıdeme sahip, emekliliği yaklaşanların da aralarında bulunduğu işçilerin alternatif bir iş imkanı olmaksızın işsiz kaldığı Tabas Golshan’daki 1 numaralı Florin Madeni’nden (Floraspar Şirketi) satış sorunları ve “ihracat pazarı eksikliği” nedeniyle maden ve sanayi tesislerinin yüzlerce işçiyi işten çıkardığı Fars eyaletindeki Neyriz ve Bahtegan ilçelerine kadar bu durum açıkça görülüyor. Burucerd Tekstil Fabrikasındaki 800 işçiden 700’ü işsiz kaldı. Üstelik en az bir aylık maaş ve ikramiye alacaklı durumdalar. Resmi medyanın bildirdiğine göre, son haftalarda Reşt ilinde bir işten çıkarma dalgası başladı ve en az 2 bin işçi işini kaybetti. İşten çıkarmalar “Pink” (yaklaşık 490 işçi), “Paya Modern” (yaklaşık 500 işçi), “Gil-Ara” (190 işçi) ve diğerleri olmak üzere birçok iş yerinde gerçekleşti.
Sanayi ve maden sektörlerindeki bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, 21 Nisan’da ülkenin en büyük e-ticaret şirketlerinden biri olan Digikala’da da bir işten çıkarma dalgasının başladığına dair haberler yayımlandı. İdari, mali, depo ve lojistik birimlerinde yaklaşık 1000 Digikala çalışanının işten çıkarıldığı söyleniyor. Bu süreç sadece fabrikalar ve büyük işletmelerle sınırlı da değil. İran basını, geçtiğimiz ay Farhangian Üniversitesinde 300’ü aşkın öğretim üyesinin işten çıkarıldığını yazdı. Bu, işten çıkarmaların her alanda yaygınlaştığını gösteriyor.
Çalışma bakanı istihdam yardımcısı, şu ana kadar yaklaşık 147 bin kişinin işsizlik sigortası için kayıt yaptırdığını ve bu rakamın muhtemelen artacağını açıkladı. Ayrıca küçük işletmeleri (2 ila 50 kişinin çalıştığı işletmelerde 1.8 milyon çalışan var) desteklemek amacıyla, iki aylık asgari ücrete eş değer kredi imkanları sunan bir program tasarlandığını duyurdu; ancak hükümetin ciddi mali kaynak kısıtlamalarıyla karşı karşıya olduğunu ve enflasyonist baskı yaratmadan destek politikalarının tam olarak uygulanmasının mümkün olmadığını vurguladı. Tahminler, savaş ve sonuçları nedeniyle işsiz kalanların sayısını 1 ila 4 milyon arasında gösteriyor.
İşçiler ABD’ye dersini verdi
Tüm bu koşullar emperyalist saldırganlığın bir sonucu olarak ortaya çıksa da bugün ile sınırlı değil. Özellikle savaşın bağımsız örgütlenmelerin sert bir biçimde baskılanmasına neden olduğu ortada. İran’da idamlar ve “casusluk” adıyla yapılan tüm tutuklamaların bir sonucu da işçi örgütlerinin geriye çekilmesi oldu ve ciddi bir baskı hali var. İran’da işçi sınıfı bugün emperyalist haydutluğun ve İran rejiminin internet kesintileri sürecinde kendi istediği kadarıyla medyaya sunduğu süslü ve ihtişamlı videoların arkasında eziliyor. Ancak İran işçi sınıfı tüm bu tabloya rağmen emperyalistlere önemli bir ders de verdi.
Yıllarca süren ekmek ve özgürlük mücadelesine rağmen iş emperyalist işgal ve saldırıya gelince, hiç abartısız yıllardır İran’da çeşitli toplumsal hareketlerin en istikrarlısı olan işçi hareketi, emperyalizme koca bir “hayır” dedi. Yurtsever damar hiç şüphesiz bu “hayır”ın bir parçası olabilir ancak İran işçi sınıfının yıllar içinde ilerleyen bilinç düzeyi ve politikleşen talepleri de bunun bir parçasıdır.” Bu değişim bizden gelecek” cümlesinin arkasında sadece bir özne olma değil, ayrıca sonuçlarının ne olacağını, işçi sınıfının nasıl etkileyeceği koşullara maşa olmama bilincidir. Bu da ABD ve İsrail’e büyük bir ders oldu.
Evrensel'i Takip Et